13 Haziran 2024 Perşembe

'Yoldaşlar yeni yeni yıllara'

Faşist politik İslamcı diktatörlüğün umut ve irade kırma, önderlerini katletme veya tutsak alma yolundan devrimci örgütleri ve ulusal demokratik hareketi yok etme, kitlelerin öncü kesimlerini teslim alma, bir köleler toplumu yaratma, bölgesel yayılma ve bölgesel karşıdevrimi güçlendirme stratejisiyle ve taktikleriyle yürüttüğü faşist-sömürgeci savaşı, özveri, adanmışlık ve feda ruhu çıtasını yükselterek cevaplayacak olan komünist öncü, yeni mücadele yılında hem demokratik hak ve özgürlükler uğruna, hem de politik özgürlük, bir başka ifadeyle, devrim uğruna savaşımı yükseltmeyi sürdürecektir. Hangi alanda veya cephede mücadele yürütüyor olursa olsunlar, tek tek tüm komünistlerin ve parti örgütlerinin, varoluşlarını bu görev, hedef ve ölçüye göre düzenlemeleri başarının ilk koşuludur.
Atılım gazetesinin bu haftaki 'Gündem' köşesinde faşist politik İslamcı diktatörlüğün umut ve irade kırma, önderlerini katletme veya tutsak alma yolundan devrimci örgütleri ve ulusal demokratik hareketi yok etme, kitlelerin öncü kesimlerini teslim alma, bir köleler toplumu yaratma, bölgesel yayılma ve bölgesel karşıdevrimi güçlendirme stratejisiyle ve taktikleri ele alınıyor.
 
Atılım Gazetesi'nin Gündem yazısı şöyle:
 
Mustafa Suphi'lerin devrim ve enternasyonalizm bayrağını taşımak aşkıyla dolu Nazım, "hepimiz kırk yıl önce doğduk/ kırk yıl önce sabahleyin" dizeleriyle başlıyordu "40. yıl" şiirine.
 
"Hepimiz kırk yaşındayız/ yirmisine basanımız da/ altmışını geçenimiz de/ atılıp ölenimiz de İstanbul'da Müdüriyet penceresinden."
"Hepimiz kırkına bastık bu sabah/ hapiste yatanımız,/ işyerindekilerimiz, muhacirimiz./ Hepimiz kırkına bastık bu sabah./ Yoldaşlar yeni yeni yıllara!"
 
Mustafa Suphi, Ethem Nejat ya da Deniz, Mahir, İbrahim veya Süleyman Yeter, Hüseyin Demircioğlu, Ahmet Metin Koyuncu, Yeliz Erbay olup kendini üretmeyi ve varlık hakkını koparıp almayı bilmiş devrim, şairin hasretini duyduğu yollardan geçerek günümüzde yeni sınırlara ulaştı. Nazım, her zamanki gibi umutlu, fakat özlemin yol açtığı buruklukla, "bu kırkıncı yılımızda/ ne bir ormanız/ ne şose boyunda tek tük kavak ağacı/ bir tarlayız tohumu saçılmış" diyordu. Bugün, "tohumu saçılmış bir tarla"dan çok daha fazlasıyız, küçük de olsa bir ormanız. Faşizm ve sömürgecilik tarafından nice kez ateşe verilmiş, fakat küllerinden doğması engellenememiş, değişik yönlerden büyümeyi sürdürmüş bir orman. 
 
2018 Eylül'ünde de, Türkiye'de, Bakur Kürdistan'da, Rojava'da, Başur Kürdistan'da, Avrupa'da, yerel tarzda kuruluş yıldönümü kutlamalarına tanık olduğumuz komünist öncü, grupçuluğa karşı mücadelede doğdu, politik savaşım içinde şekillendi, varlık hakkını politik savaşımla koparıp aldı. İdeolojik, örgütsel ve teorik gelişimini bu aynı toprakta gerçekleştirdi. '74 sonrası, "sosyalizm" iddialı devrimci hareketin en sığ kaldığı, devrimci özüyle en sınırlı buluştuğu  enternasyonalizm ve kadın devrimi konularındaki yeni niteliğini aynı toprakta kazandı. Marksist-Leninist konumunu güçlendirme, günümüzün sorunlarına marksist-leninist çözümler üretme çizgisinde yürüme kararlılığı bir dizi sınavdan geçen öncü müfreze, yenilenme ruhunu ve pratiğini canlı tutmayı başardı. Parti, devrimi örgütlemenin araç ve biçimleri, birleşik mücadele-birleşik cephe konularında kavrayışını ve pratiklerini geliştirip, zenginleştirdi. 
 
Faşizm ve sömürgeciliğin, işçi sınıfı ve ezilenlere, en başta da, onların devrimci ve antifaşist kuvvetlerine tüm güç ve imkanlarıyla saldırmaya devam ettiği günümüz koşullarında, komünist öncü, kendini politik mücadelenin aynasından görmeye, varoluşunu bu temelde anlamlandırmaya devam ediyor. İşçi sınıfı ve ezilenlerin sorunlarıyla, talepleriyle, özlemleriyle sımsıkı bağlı olmak, mücadelenin tüm araç ve biçimlerini kullanmak, öncünün bu konudaki kavrayışının özüdür. Kuşkusuz bu özün maddileşme düzeyi sınıf savaşımının koşulları ve güç ilişkileriyle bağlıdır. Bir yerde ilerlerken, bir yerde gerilemek, bir yerde yaralarını sararken, bir başka yerde yeniden öne atılmak  mümkündür. Önemli olan, partinin "toplamda" süregiden savaşımın izleyicisi, kaydedicisi, yorumcusu durumuna düşmemesi, her belirli somut durum ve sorunda, güç ve cephelerin şu ya da bu bölümünün parti çizgisinde politika yapması, bütünün bayrağını öncü tarzda yükseltmesidir.
 
Direnişçiliğin ve atılım ruhunun kaynaştırılmasını isteyen; ağır, ciddi dezavantajların ve büyük, kapsamlı olanak ve fırsatların yan yana varolduğu bu özgün süreç, aktif savunmada ustalaşmayı ve saldırıya geçiş görüş açısıyla hareket etmeyi gerektiriyor. Erdoğan'ın politik İslamcı faşist şeflik rejiminin, bir bölgesel  karşıdevrimci merkeze dönüştüğü gözler önünde. Hiç şüphe yok ki, bu faşist ve sömürgeci savaş makinasının yenilgiye uğratılması, bölgesel devrimci etkiler doğuracaktır. Süregiden devrimci savaşımın görülmemiş ölçüde zorlu, ağır bedeller gerektiren karakterini koşullayan iki temel etkenden biri de budur.  
 
Faşist politik İslamcı diktatörlüğün umut ve irade kırma, önderlerini katletme veya tutsak  alma yolundan devrimci örgütleri ve ulusal demokratik hareketi yok etme, kitlelerin öncü kesimlerini teslim alma, bir köleler toplumu yaratma, bölgesel yayılma ve bölgesel karşıdevrimi güçlendirme stratejisiyle ve taktikleriyle yürüttüğü faşist-sömürgeci savaşı, özveri, adanmışlık ve feda ruhu çıtasını yükselterek cevaplayacak olan komünist öncü, yeni mücadele yılında hem demokratik hak ve özgürlükler uğruna, hem de politik özgürlük, bir başka ifadeyle, devrim uğruna savaşımı yükseltmeyi sürdürecektir. Hangi alanda veya cephede mücadele yürütüyor olursa olsunlar, tek tek tüm komünistlerin ve  parti örgütlerinin, varoluşlarını bu görev, hedef ve ölçüye göre düzenlemeleri başarının ilk koşuludur. 
 
Bu eseri, işçi sınıfının öncü müfrezesini, ezilenlerin kurtuluş umudunu yaratmada hep bir adım önde olan ölümsüzlerimizi sevgi ve bağlılıkla selamlayarak, Nazım'ın dizelerini yineleyelim:
 
"Hepimiz kırk yaşındayız/ yirmisine basanımız da/ altmışını geçenimiz de/ atılıp ölenimiz de İstanbul'da Müdüriyet penceresinden."
"Hepimiz kırkına bastık bu sabah/ hapiste yatanımız,/ işyerindekilerimiz, muhacirimiz./ Hepimiz kırkına bastık bu sabah./ Yoldaşlar yeni yeni yıllara!"