10 Nisan 2026 Cuma

Şafak Genç yazdı / Kıbrıs'ın İran savaşındaki konumu ve sonuçları

Kıbrıs ile İran arasındaki ilişkiler tarihsel ve karmaşık bir geçmişe sahip. Kıbrıs, AB üyesi olarak tarafsız bir dış politika izlese de, aynı zamanda Orta Doğu'daki çeşitli ülkelerle, özellikle de İran'la yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler sürdürüyor.

ABD emperyalizmi ve Siyonist İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaş ile 2026 yılı Mart başında Akrotiri'deki İngiliz askeri üslerine yapılan füze saldırıları haberleri, Kıbrıs'ta İngiliz üslerinin statüsü ve etkileri üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yabancı askeri altyapı Kıbrıs topraklarında potansiyel bir hedef haline geldiğinde, tartışma soyut bir jeopolitik konudan doğrudan halkın güvenliği ve kendi kaderini tayin hakkı meselesine kayar.

İNGİLİZ ÜSLERİNİN KISRIS'TAKİ STATÜSÜ
Akrotiri ve Dhekelia'daki İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) üsleri, 1960 yılında İngiltere, Türkiye ve Yunanistan tarafından hazırlanan anlaşma çerçevesinde kuruldu. Kıbrıs Cumhuriyeti 1950'lerdeki sömürgecilik karşıtı mücadeleden sonra resmi olarak bağımsızlığını kazanmış olsa da, bağımsızlık anlaşmaları sömürgeci baskı altında, Birleşik Krallık'a belirlenen üs alanları üzerinde kontrol hakkı tanıdı. Bu anlaşmalara karşı Cumhurbaşkanı Makarios'un direnişi, 1974'te NATO destekli Türk devletinin askeri işgaline yol açtı.

Üsler resmi olarak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yetkisi altında olmasa da, varlıkları ve işletilmesi doğrudan Kıbrıslıları ilgilendiriyor, çünkü Kıbrıs halkını, ne ilgili oldukları ne de destekledikleri çatışmaların ortasına koyuyor.

KIBRIS'IN JEOPOLİTİK KONUMU
Kıbrıs, sömürgeciler arasında "batmaz uçak gemisi" olarak da bilinir. Ada, Türkiye'ye sadece 45 mil, Suriye'ye 65 mil, Filistin'e 125 mil ve Mısır'a 230 mil uzaklıktadır. Bugün Kıbrıs, Avrupa Birliği ve NATO üyesi olsa da, 1960'ta Bağlantısızlar Hareketi'nin kurucu üyelerindendi ve sömürgecilik karşıtı mücadele çağında özgürlük için mücadele eden ülkelerle dayanışma içindeydi.

Kıbrıslılar Birliği Temsilcisi Eren Ali, Kıbrıs'ın jeopolitik konumu hakkında şunları vurguluyor: "Adadaki İngiliz üsleri, Kıbrıs'ın İran savaşının içinde olmasının başlıca sebebidir. İşte bu, Kıbrıslı halkı endişelendiren temel durum. Üslerin Kıbrıs kontrolünde olmayıp, İngilizlerin elinde olması durumu daha da zorlaştırıyor."

İRAN'IN FÜZE SALDIRILARI VE KIBRIS'IN DURUMU
Eren Ali, İran'ın füze saldırılarına gelince, Kıbrıs Cumhuriyeti halkı, bu sömürge üslerinin varlığına ilişkin endişelerine rağmen görece sakin: "Kıbrıs hükümeti ile İran arasında iyi ilişkiler mevcut. Bu nedenle halkın çoğu, İran tarafından yapılabilecek saldırılardan çok da kaygı duymuyor. İran ile Kıbrıs arasındaki dostluk oldukça sağlam."

Kıbrıs ile İran arasındaki ilişkiler tarihsel ve karmaşık bir geçmişe sahip. Kıbrıs, AB üyesi olarak tarafsız bir dış politika izlese de, aynı zamanda Orta Doğu'daki çeşitli ülkelerle, özellikle de İran'la yakın ekonomik ve siyasi ilişkiler sürdürüyor. Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz'deki stratejik konumu, adayı bölgesel aktör haline getiriyor. İran rejimi yıllardır bölgesel etki politikası izliyor ve bu durum Kıbrıs ile ilişkilerine de yansıyor.

SÖMÜRGECİLİK VE EMPERYALİZM IŞIĞINDA KIBRIS
Dünyadaki pek çok ülke gibi, Kıbrıs da sömürgecilik ve emperyalizmle şekillenen karmaşık ve acı dolu bir tarihe sahiptir. Ancak bu adayı özel kılan, jeopolitik ve stratejik önemi nedeniyle yüzyıllardır kesintisiz yabancı askeri işgale maruz kalmış olmasıdır. Bugün adanın %60'ından azı meşru Kıbrıs yönetimi kontrolündedir.

Geri kalan bölüm, 1974'ten beri Türk devleti tarafından işgal edildi. Adanın yaklaşık %36'sı halen Türk askeri güçleri tarafından işgal edilmekte olup, bu bölgede 40 binden fazla asker kara, hava ve deniz üslerinde konuşlandırılıyor. Serbest ve işgal altındaki bölgeler arasında, Birleşmiş Milletlerin silahsızlandırılmış tampon bölgesi adanın %4'ünü kapsıyor ve Kıbrıslılar adada hareket etmek için askeri kontrol noktalarından geçmek zorunda kalıyor. Bu jeopolitik çerçeve, onlarca yıldır Kıbrıs'ın egemenliğini sınırlıyor.

TÜRK DEVLETİNİN İŞGALİ ALTINDAKİ SEÇİMLER
Geçen yıl Ekim ayında, Türk devletinin işgali altındaki bölgede seçimler düzenlendi. Bu seçimleri "sahte seçimler" olarak nitelendiren Eren Ali, "Yeni Başkan Tufan Erhürman yalnızca Türkiye'nin yeni bir kuklasıdır. Bu sözde yeni lider, Kıbrıs'ın yeniden birleşmesini ve barışçıl bir çözümü destekliyormuş gibi görünse de, bence selefinden daha tehlikelidir. Çünkü artık resmi Türk hükümet politikasından bağımsızmış gibi, bir kukla olmadığını gösteriyormuş gibi davranıyor. 'Devlet adamı& gibi davranıyor. Örneğin, Güney'in Yunanistan tarafından işgal edildiğini iddia ediyor."

"Türkiye oyunu farklı figür ve karakterlerle oynamayı sever. Bu seçimlerin hiçbir anlamı yok, sadece Türk denizci kuklası rejiminin bir başka tekrarından ibaret. Özünde bir şey değişmiyor” diye ekliyor.

KIBRIS CUMHURİYETİ'NDE YAKLAŞAN SEÇİMLER
24 Mayıs'ta ise Kıbrıs Cumhuriyeti'nde parlamento seçimleri yapılacak. Kıbrıslılar Birliği'nin iki üyesi Yeşil Parti'den aday. Bunlardan biri Türkçe konuşan Kıbrıslılar Birliği Başkanı Öz Karahan.

Eren Ali, iki aktivistin adaylığı hakkında şunları belirtiyor: "Her ikisi de işgale ve adanın sömürgeleştirilmesine karşı çıkıyor. Türkçe konuşan Oz Karahan yoldaşın seçilmesi, bizim için büyük bir değişiklik olur çünkü kendisi 1963'ten bu yana parlamentoya giren ilk Türkçe konuşan Kıbrıslı milletvekili olur. Bu aynı zamanda, Türk Kıbrıslıların halen azınlık olarak baskı gördüğü, adeta bir apartheid sistemini hatırlatan duruma karşı bir duruş olur. Onun adaylığı doğrudan Türk işgaline karşıdır ve Türk devlet propagandasının 'Kıbrıslı Türklerin hak sahibi olmadığı' iddiasını çürütür."

Kıbrıslılar Birliği Temsilcisi Eren Ali, seçim kampanyasının ana konularının Türk işgaline karşı direniş, İngiliz üslerine karşı duruş ve yeşil politika savunusu olduğunu vurgulayarak, "Parlamentoda bir Türkçe konuşan Kıbrıslı güçlü bir sembol olur" diye ekledi.

Aynı zamanda Halkların Uluslararası Mücadele Birliği (ILPS) ve Devrimci Parti ve Örgütlerin Uluslararası Koordinasyonu (ICOR) üyesi Kıbrıslılar Birliği, küçük bir ülke olan Kıbrıs için hayati önem taşıyan uluslararası dayanışmayı büyütmeye çağırıyor. Diplomasi ve uluslararası hukukun soyut prensipler olsa da, mücadelede temel araçlar olduğunu vurguluyor. Kıbrıslılar Birliği, ülke tüm sömürge kalıntılarından arınana kadar tam egemenlik mücadelesini sürdüreceğini vurguluyor.