EŞİK: Çocuk bakımı sadece kadınların sorumluluğunda değildir!
Doğum izinlerini 16 haftadan 24 haftaya çıkartan yasa hazırlığına ilişkin açıklama yapan Eşitlik İçin Kadın Platformu, söz konusu düzenlemenin kadınların gerçek ihtiyaçlarını gözetmediğini ve eşitlikçi bir politika olmadığını vurguladı. Doğum izninin yalnızca kadınlar için uzatılmasının, kadınları uzun süre iş yaşamından kopartacağı uyarısında bulundu.
Doğum izinlerinin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasına yönelik düzenleme Meclis gündeminde. İlk bakışta kadınların lehine bir iyileştirme olarak görülen bu düzenlemeye kadınlardan itirazlar gelmeye başladı.
Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), söz konusu düzenleme için "Kadınların gerçek ihtiyaçlarını gözeten eşitlikçi bir sosyal politika olmaktan uzaktır. Aksine, bakım sorumluluğunu toplumsallaştırmak yerine kadınların omuzlarına daha fazla yük bindiren, aileci ve ataerkil politikaların bir devamı niteliğindedir" dedi.
Çocuk bakımı ve doğumla ilgili sorumlulukların büyük ölçüde kadınlara bırakılmasının, kadınların istihdama katılımının ve istihdamda kalıcılığının önündeki en temel engellerden biri olduğuna dikkat çeken EŞİK, açıklamasında şu verileri paylaştı: "Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ortaklığında hazırlanan istatistiklere bakıldığında 2024 yılında hanesinde 3 yaş altında çocuğu olan 25-49 yaş arası gruptaki kadınların istihdama katılım oranı %26,9 iken aynı koşullardaki erkeklerin oranı %90,9’a çıkmaktadır. Hanesinde 3 yaşın altında çocuğu olmayan 25-49 yaş grubundaki kişilerin istihdam oranı ise kadınlarda %58,6’ya yükselmektedir. Bu veriler ev içi bakım yükünün ve çocuk bakımının esas olarak kadınların omuzlarında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır."
EŞİK, "İstatistikler gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koyarken doğum izninin yalnızca kadınlar açısından uzatılması, kadınların iş yaşamından daha uzun süre kopmasına, emek piyasasındaki konumlarının zayıflamasına ve ekonomik bağımsızlıklarının ortadan kalkmasına yol açma riski taşımaktadır" uyarısını yaptı.
Söz konusu düzenlemenin patronların kadın istihdamına yönelik isteksizliklerini derinleştireceği uyarısında bulundu, "Bu düzenleme kadınların daha güvencesiz ve kayıt dışı işlere itilmesine ve kadın yoksulluğunun artmasına da neden olacaktır" dedi.
'ERKEKLER BAKIMIN DESTEKÇİSİ DEĞİL, EŞİT SORUMLUSUDUR'
EŞİK, açıklamasında babalık izni ile ilgili şunları vurguladı: "Babalık izninin sınırlı artışı ise bakım sorumluluklarının eşit paylaşımını teşvik etmekten uzaktır. Erkeklerin bakım süreçlerine eşit katılımını sağlayacak zorunlu ve devredilemez izinler olmadan bakımın adil paylaşımından söz etmek mümkün değildir. İzin politikalarının yalnızca kadınlar üzerinden şekillenmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretmektedir. Babaların bakım süreçlerindeki rolünün 'yardım' olarak tanımlanması, eşitsizliğin en temel yeniden üretim biçimlerinden biridir. Erkekler bakımın destekçisi değil, eşit sorumlusudur. Bu nedenle babalık izni sembolik artışlarla geçiştirilemez; uzun süreli, zorunlu ve devredilemez şekilde düzenlenmelidir. Erkeklerin bakım emeğine katılımını bireysel tercihe bırakan her politika, kadınları eve kapatan düzenin sürdürülmesi anlamına gelir. Toplumsal cinsiyet eşitliği, ancak bakım emeğinin kadınların kaderi olmaktan çıkarılması ve erkeklerin bu sorumluluğu eşit biçimde üstlenmesiyle mümkündür."
Bakım hizmetlerinin yalnızca bireysel çözümlerle ya da kadınların fedakârlığıyla yürütülemeyeceğini altını çizdi, "Kamu, bakım hizmetlerini piyasaya bırakan değil, kamusal bir hak olarak örgütleyen bir anlayışla hareket etmek zorundadır. Özel sektör ise bakım sorumluluğunu görmezden gelen değil, çalışanların bakım yükünü eşitlikçi biçimde paylaşmasını destekleyen politikalar geliştirmelidir" dedi.
'KREŞ AÇILMAMASI BAKIM KRİZİNİ DERİNLEŞTİRİYOR'
EŞİK, kamu ve özel sektörün kreş açma yükümlülüklerini yerine getirmemesinin ve bu yükümlülüklerin etkin biçimde denetlenmemesinin bakım krizini derinleştirdiğine dikkat çekti, "İşverenlerin kreş açma yükümlülüğünün 150 kadın çalışan şartına bağlanması, bu yükümlülüğü fiilen ortadan kaldırmaktadır. Bu kriter gözden geçirilmeli ve kadın erkek tüm çalışanları kapsayacak şekilde daha makul ve kapsayıcı bir ölçüt belirlenmelidir" dedi.
Açıklamada kreşlerle ilgili şu değerlendirme yer aldı: "Bakım krizi bu kadar derinken, belediyelerin açtıkları ve açacakları kreşlere yönelik idari ve siyasi engeller çıkarılması, hatta bu hizmetlerin kriminalize edilmeye çalışılması kabul edilemez. Bu yaklaşım, kadınların üzerindeki bakım yükünü daha da ağırlaştırmakta; çocukların eğitim hakkı ve geleceği üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle bakım yükünü kadınların omuzlarına yıkan politikalardan derhal vazgeçilmelidir."
"Devletin sorumluluğu kadınları eve göndermek değil; her mahallede ücretsiz, nitelikli ve erişilebilir kreşler ve gündüz bakım evleri kurarak bakım hizmetini kamusal bir hak olarak örgütlemektir" diyen EŞİK, aileyi güçlendirme politikalarının ataerkil aile yapısını güçlendirdiğinin altını çizdi, "Kadınları birey olarak değil, yalnızca aile içindeki rolleri üzerinden tanımlayan bu yaklaşımı kabul etmiyoruz" dedi.
Eşitlik İçin Kadın Platformu, şu taleplerde bulundu:
"Ücretsiz ve nitelikli kamusal kreşler yaygınlaştırılsın.
Bakım emeği toplumsallaştırılsın.
Ebeveyn izinleri eşit, devredilemez ve kapsayıcı biçimde düzenlensin.
Kadınların istihdama eşit ve güvenceli katılımını sağlayacak politikalar hayata geçirilsin."