Yeni başlangıçlar üzerine
Başlangıçlarımız bol olsun! Her başlangıç, öne atılmış bir adımdır. Ve her adım, devrime biraz daha yaklaşmaktır.
Bir yoldaşın bıraktığı "Başlangıçların bol olsun" notunun bir temenni değil, bir görev olduğunu geç de olsa kavramıştım. Kopuşsuz bir sıçrayış mümkün değildi. Daima başlangıçlar ve kendini yeniden inşa etmekle geçmekte olan yaşamımı bu sefer ilk kez bir amaç uğruna, bilinçle ve iradeyle örüyordum.
Nasıl yaşamalıyım? Sınırlarım nedir? Bir süre cevaplarını bildiğim soruların etrafında dolandım. Nasıl yaşamak istediğimi bildiğim halde, kendimi bilmediğime ikna etmeye çalıştığım o kısır döngüyü geride bıraktım. Bu sorunun yanıtı aslında bir tanışmada gizliydi. Bir devrimciyle tanıştığım o ilk anda başka bir hayatın mümkün olduğunu gördüm. Onurlu bir hayat istiyordum. Eğer devrimcilik insan olmaksa en insani hayatı kurmak istiyordum. O günden bugüne ezilenlerin safında, şu gerçeği yaşamında somutlaştıran biri olma isteğiyle adımlıyorum: "Örgütlü bir yaşam amaçlı bir yaşamdır."
Sınırsızlığımın yarattığı korkularla kendime yapay sınırlar inşa etmeye çalışmaktan vazgeçiyorum. Geri adım atmak demek kendimi kandırmak ve kavgadan uzaklaşmak demekti. Bu nedenle yeniye ve kabullenişe doğru ileri bir adım attım. Biliyordum ki mücadeleye bir kere sarılırsam bırakmak istemeyecektim. Hayatımı ona göre yeniden kurmak, önceliklerimi, ilişkilerimi, hatta korkularımı bile bu merkeze göre şekillendirmek isteyecektim. Bunu "fazla ileri gitmek" olarak görmüyordum; tam tersine, başka türlüsünü kendi açımdan eksik ve samimiyetsiz buluyordum. Korkum bu bütünlüklü adımı atmanın geri dönüşsüzlüğünden doğuyordu. Bugün o korkuyla yüzleşiyorum.
Her değişim bazı kabullenişler ya da reddedişler ile filizlenir. Ben düzen içi eğilimlerimi törpüleyerek önümdeki belki de "fırsatlar" ile dolu hayatı reddediyorum. Cinsimin, halkların, LGBTİ+'ların, işçilerin, tüm ezilenlerin kurtuluşu için çarpan yüreğimi kabulleniyorum. Sosyalist bir genç kadın olarak ailemin, erkek devletin, patronların, kapitalist düzenin bana çizdiği sınırları aşarak özneleşmeye doğru yürümek, en ihtiyacım olan anda bana uzatılan eli sıkıca tutup özgürleşmek istiyorum.
Geri yanlarımla yüzleşip ardımda bırakırken aynı zamanda tanıdığım sokaklara da veda ettim. İnsanlarına, havasına, anılarıma "Hoşça kal" diyerek avucumun içi gibi bildiğim, kuvvetli bağlar kurduğum, mücadeleyle tanıştığım o yerden çıktım. Kolektifin ve devrimci gelişimimin ihtiyaçları doğrultusunda bambaşka bir mekana gelip tüm yoldaşlarıma bu adımların atılabileceğini göstermek niyetindeyim.
Değişim her zaman sarsıcı bir kopuşta değil, bazen basitçe bir bilet alıp yola çıkmakta saklı olabiliyor. Elbette bir anda devrimciliğin tüm pratiklerini hayatlarımıza uygulayabilmek gerçekçi değil. Yine de dünyayı değiştirmeye kafa tutarken değişime kendimizden başlayamıyor olmak ne kadar samimi olurdu? Hiç samimi olmayacağını düşündüm. Bu nedenle bir değişime adım attım.
Ne demişler: "Devrimci yaşam hazır bir kalıp değildir. İnsanın örgütlendiği anda içtiği iksir veya giydiği bir kıyafet değildir. Sınanarak, çarpışarak, aşarak, yıkarak, yıkılarak, değişerek, değiştirerek, her şeyle mücadele ederek inşa edilen yaşamdır."
Kısa sürede kolektif etkin bir birey olarak, örgütümün ve yoldaşlarımın ihtiyaçlarına kendimi adamak için heyecanla doluyum. Birey olarak güçlü yanlarımı kolektifle buluşturmak, eksiklerimi kolektif içinde aşmak istiyorum. Çünkü ancak örgütlü mücadelede gerçek gücün keşfedilebileceğine inanıyorum.
Bana "geleceğini yakma" diyenlere, "geleceğimizi yaratmak için" deme iradesini gösteriyorum. Özneleşmek yalnızca kendim için değil, sesi kısılan tüm ezilenler adına haykırmaktır sesin kısılırcasına. Özneleşmek; geri çekilmemek, değişimi başkasından beklememek, devrimi başkasının omzuna yüklememektir. Yalnızca verilen görevleri yerine getiren çizgiden çıkıp bir adım öne atmalı. Bazen bir şehri, bazen bir alışkanlığı, bazen rahatlığı, bazen bir insanı bazen de bir hayatı geride bırakmalı yeniyi inşa etmek için. Devrimci daima yeni olansa eğer, güncellemeli tutkuyu ve heyecanı yeniden ve yeniden.
Bu sayede aştım yaşlanma korkumu. Kendime devamlı yeni, diri ve genç kalabileceğim bir yol çizdim. Yaşlanmaktan korktuğum her saniyeyi, gençliğimi mücadeleye adamanın coşkusuna dönüştürdüm. Zamanın beni aşındırmasına izin vermek yerine, onu anlamla dolduruyorum. Değişime ve dönüşümlere gebe her bir yeni hayatı ve yeni benliği sabırsızlıkla bekliyorum.
Yürürken öğrenilen bu yolda bir kez daha, bilinçle ve kararlılıkla şunu söylüyorum: Başlangıçlarımız bol olsun! Her başlangıç, öne atılmış bir adımdır. Ve her adım, devrime biraz daha yaklaşmaktır.
*Sarya Newroz imzalı yazı Özgür Gençlik internet sitesinde yayınlanmıştır.