31 Ocak 2026 Cumartesi

Legalleşme devrimciliğin tasfiyesidir

Kitlelerin eseri olarak devrim her şeyden önce egemen sınıf iktidarının meşruiyetini reddetmek ve onun karşısına devrimin meşruluğu ile örgütlenmek demektir. Ezilenlerin devrimin siyasal ordusu olarak örgütlenmesi ve eğitilmesi de gündelik siyasal mücadele ve çarpışmaların içerisinde her bakımdan burjuva yasallıktan kopuşulması ile sağlanabilir. Ezilenlerin artık eskisi gibi yönetilmek istemediği ve bunu eylemle ifade ettiği her moment burjuva yasallığın ve hegemonyanın kitlelerle aşılması anı değil midir?

Burjuva devlet, hangi biçimi alırsa alsın bir sınıf devletidir, burjuva sınıfın baskı aygıtıdır. Bu sınıfın egemenliğine son verecek devrim ve sosyalizm mücadelesi de doğası itibariyle düzen dışıdır. Bu, komünist mücadelenin ilkelerinden biridir.

Bu düzendışılık kaynağını, sosyalizmin sermaye egemenliğiyle uzlaşmazlığı ve kapitalist ilişkiler devrimci yoldan tasfiye edilmediği koşullarda veya kapitalist ilişkilerle yan yana var olamayacağı hakikatinde bulur. Kapitalizm ile sosyalizm arasındaki bu antagonizma kendisini bu iki dünyanın kavgasında da gösterir. Bu nedenle, ister faşist diktatörlük olsun isterse burjuva liberal iktidarların yönetimi olsun fark etmez, burjuva sınıf devleti altında devrimci sosyalist mücadele düzen dışıdır ve politik özneler (kadro veya örgüt) ideolojik, politik ve örgütsel bakımdan bu maddi zeminini kaybetmemelidir.

Bu, legal olanaklardan yararlanmamak ve açık, demokratik mücadele mecralarında yer almamak anlamına gelmez. Bilakis devrimci mücadele görev ve sorumluklarının nasıl ele alınacağına dair bir anlayışı işaret eder: Açık komünist çalışma, gizli örgütlenme. Açık çalışma legal olanaklardan azami yararlanma ama fiili ve meşru bir hattan her adımda burjuva yasaları tanımama ve düzen sınırlarını aşma anlayışıyla şekillenir. Keza devrimin her bir alan ve olanağının da devlet denetimi ve saldırıları karşısında özgür olması ile tamamlanır. Özcesi komünistler legal çalışma yürütürken ve örgütlenirken bile düzen dışı bir bilinç ve davranışla hareket ederler. Meşruluğunu burjuva yasalardan ve düzen içi ilişkilerden değil, devrimci düzen dışılıktan, yasa tanımazlıktan alırlar.

Kitlelerin eseri olarak devrim her şeyden önce egemen sınıf iktidarının meşruiyetini reddetmek ve onun karşısına devrimin meşruluğu ile örgütlenmek demektir. Ezilenlerin devrimin siyasal ordusu olarak örgütlenmesi ve eğitilmesi de gündelik siyasal mücadele ve çarpışmaların içerisinde her bakımdan burjuva yasallıktan kopuşulması ile sağlanabilir. Ezilenlerin artık eskisi gibi yönetilmek istemediği ve bunu eylemle ifade ettiği her moment burjuva yasallığın ve hegemonyanın kitlelerle aşılması anı değil midir?

İşte yasalcılık ya da yasallaşma bu çıpanın kaybolması ile hayat bulur. Legalleşme tek kelimeyle devrimciliğin tasfiyesidir. Gündelik siyasal ve örgütsel faaliyetin içerisinde devrim iddia ve hedefinin ufuktan kaybolmasının, düzen sularında yüzmenin ifadesidir. Örneğin bir siyasal çalışmanın veya devrimci kitle çalışmasının nasıl yürütüleceği, hangi araç ve biçimlere başvurulacağı, bir kadro veya örgütün nasıl konumlanacağı veya geliştirileceği, bir olanağın nasıl ve hangi ihtiyaçlara göre değerlendirileceği, hangi örgüt biçimleri kurulacağı vb. sorularına verilecek yanıtların meşruluğunun burjuva yasallık içinde aranması, devrimci sosyalist mücadelenin amaç ve hedeflerinden kopmanın en tipik ve ne yazık ki günümüzde en yaygın biçimidir. Devrimci faaliyet ve örgütlenmenin pratik olarak yasal-yasadışı, barışçıl-zora dayalı, açık-özgür araç ve biçimlerini bir arada kullanabilme beceri ve kapasitesi sorunu veya bir tercih olmaktan ziyade mücadeleyi düzen sınırları içine hapseden zihniyet sorunudur.

Oysa komünist çalışmanın ve olanakların güvenliği, sürekliliği gizli ve özgür örgütlenme ve beceriler geliştirmeyle sağlanır, onlardan sakınma ile değil. Bu devrimin de güvencesidir.

Yasallık arayışı devrimci yaşamı da kaçınılmaz olarak sınırlar. Devrimcinin gündelik hayatını ve politik pratiğini yasal sınırlar içinde tutmaya zorlar. Risk almayan, gözaltı, kaçırılma, işkence, tutuklanma ve hatta ölüm gibi bedelleri göze alamayan, çatışmadan kaçınan ve dolayısıyla inisiyatif almayan, öne çıkmayan bir siyasal özne tipi üretir. Bedel kapılarının kapandığı yerde devrimci dönüşüm dumura uğrar.

Mesela özgür alan ve olanak örgütleme ihtiyaçlarını görmeyen, düşünmeyen, anlamayan veya görse bile riskli görüp uzaklaşan, başkalarının işi olarak gören bir tarz da bu zeminlerde boy verir. Zor araçlarıyla, gizli örgütlenme ve eylem pratikleriyle kurulan ilişki; aranma durumunda hemen ve uzun süreli yeraltı yaşamına geçmeye hazırlıklı olmak (hem bunun koşul ve olanaklarını hazırlamak hem de ideolojik ve politik bakımdan bu yaşama hazırlanmak) vb. siyasal tahayyülden silinir. Özgür mücadele alanları, yeraltı nehirleri akla düşmez. Bu durumu geçici veya istisnai olarak gören her yaklaşım kitleleri ve devrimci kadro veya örgütü hazırlıksız, savunmasız bırakır.

Günümüzde faşist şeflik rejiminin tasfiyeci saldırısının asıl amacı varoluşunu düzendışılığa dayandıran devrimci örgütleri tasfiye etmektir. Aynı zamanda uluslararası alanda ve bilhassa Ortadoğu bakımından emperyalist saldırganlığın tasfiyeci yönelimi de bu çerçevede cereyan ediyor. Düzen dışı devrimci öznelerin tasfiye edilmesi, legalleşme ve burjuva düzene biat dayatması yanı sıra devrim tahayyülü, iddiası ve iradesinin de ezilmeye, silinmeye çalışıldığı bu tarihsel uğrakta kendini düzen dışı temelde örgütlemek ve bunda ısrar etmek güncel anlamda hem faşist diktatörlüğe hem de emperyalist saldırganlığa karşı ideolojik, politik ve örgütsel karşı koyuşun güncel ve yakıcı ihtiyacıdır.

Devrimci sosyalistler bakımından düzen dışı mücadele kendini var ediş biçimdir. Devrimci sosyalist devrimden başka bir yaşam tanımaz. Gündelik siyasal ve örgütsel yaşam içerisinde kendi hakikatini üretir ve örgütler. Bu hakikat evvela ve esasen burjuva dünya ve ilişkilerinin dışında ve onun reddi üzerine kuruludur. Bunun başında da burjuva yasallıktan kopuşmak gelir. Kastedilen bir legallik veya illegallik tercihi değildir. Mücadelenin hangi cephesinde olunursa olunsun komünist çalışmanın temel halkalarının (düzendışılık; açık çalışma ve gizli örgütlenme) siyaset ve örgüt yaşamının her alanında hayat bulmasıdır. Komünistin rüyası bile düzen dışı değilse bir şeyler eksik demektir.

Komünist hayalleri çoğaltma çağrıları var havada, duyuyor musunuz?

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 30 Ocak tarihli 254. sayısında yayımlanan Yapıdan köşesi.