29 Kasım 2025 Cumartesi

Kayıp yakınları dört kentte adalet talebini yükseltti

İHD ve kayıp yakınları, Diyarbakır, Batman, İzmir ve Hakkari'de düzenlediği eylemlerle gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanmasını, adaletin sağlanmasını talep etti.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, Diyarbakır, Batman, İzmir ve Hakkari'de düzenlediği eylemlerle gözaltında kaybedilenlerin akıbetinin açıklanması, faillerin yargılanması talebini yükseltti.

DİYARBAKIR
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, 877. hafta eyleminde Bağlar'da bulunan Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde yan yana geldi. Eylemde, gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetlerde katledilenlerin fotoğrafları taşındı. Eyleme, Toğcu'nun ailesi de katıldı.

Sürece işaret eden İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, "Nihai barış şurada gördüğünüz abilerin, kardeşlerin, annelerin yüreğinden geçer. Onların yaraları kabuk bağlamazsa nihai barıştan bahsedemeyiz. Bu sürecin en temel parçalarından birisi hakikat, adalet ve yüzleşmedir. İHD olarak bu süreçte bu meselenin gündemde tutulması, faillerin tespit edilmesi ve adaletin sağlanması talebimizi en güçlü şekilde sürdüreceğiz" dedi.

29 Kasım 1994'te gözaltında kaybedilen Ender Toğcu'nun hikayesini paylaşan Fırat Akdeniz, o gün saat 15.00 sularında hastanedeki eşinin yanına gitmek üzere abisi Ali Toğcu'nun yanından ayrılan Ender Toğcu'dan bir daha haber alınamadığını söyledi.

'OĞLUN BİZİM ELİMİZDE, ÜÇ GÜN İÇİNDE ÖLÜSÜNÜ TESLİM EDERİZ DEDİLER'
Aynı günün akşamı Ender Toğcu'nun ailesinin evine baskın düzenlendiğini belirten Akdeniz, "Polisler, baba Hüseyin Toğcu'yu sürekli olarak oğlunun nerede olduğunu sorarak dövmeye devam eder. Baba Hüseyin Toğcu, korktuğundan dolayı sivil polislere oğlu Ender Toğcu'nun 'üç gün önce Kayseri'ye dayısının yanına gittiğini' söyler. Bunun üzerine polisler babayı 'Oğlun bizim elimizde, üç gün içinde sana ölüsünü teslim ederiz' diye tehdit ederek evden ayrılırlar" dedi.

Aynı gün Ali Toğcu'nun da evine baskın düzenlendiğini aktaran Akdeniz, "Ali Toğcu, sivil polislere Ender'in saat 15.00 civarında yanından ayrıldığını ve kendisini bir daha görmediğini ifade eder. Bunun üzerine polisler, Ali Toğcu'yu da yanına alarak babasının evine tekrar gelirler ve babaya 'Evinizde silah var, o silahı bize teslim edeceksiniz' deyip odunluğa girerek silahı çıkarırlar. Polisler babasına silahın yerini Ender Toğcu'nun söylediğini belirtip oradan ayrılırlar. Aynı gece saat 24.00 sıralarında oradan ayrılan polisler bir süre sonra tekrar eve geri gelip baba Hüseyin Toğcu'ya tutanak imzalatırlar" ifadelerini kullandı.

‘TÜM GİRİŞİMLERE RAĞMEN TOĞCU'DAN HABER ALINAMADI'
Akdeniz, şöyle devam etti: "Olayın ertesi günü Ender'in ağabeyi Ali, kahvehanede oturduğu sırada Çarşı Karakolu polisleri tarafından kahvehaneden alınıp üç gün boyunca gözaltında sorguya çekilir. Ağabeyine de Ender'in nerede olduğu sorulur, ağabeyi nerede olduğunu bilmediğini söyleyince polisler 'yalan söyleme, biz onu yakaladık, üzerinde bir liste de çıktı. O listede telsiz ve pil gibi eşyaların fiyatı da yazıyordu' derler. Ender Toğcu'nun babası Hüseyin Toğcu'nun beyanına göre, Ender'in ağabeyi gözaltında kaldığı sürede Ender'in çığlıklarını ve sesini duyar. Ağabeyi olan Ali Toğcu üçüncü gün Ergani yolu üzerinde serbest bırakılır. Baba Hüseyin Toğcu, oğlunun kaybedilmesinden sonra her ay Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruda bulunur fakat kendisine oğlunun gözaltına alınmadığına ve gözaltı kaydının bulunmadığına ilişkin cevaplar verilir. Yine ağabeyi sözlü olarak Çarşı Karakolu'na başvuruda bulunur. Ancak yapılan tüm girişimlere ve aradan geçen 31 yıla rağmen Ender Toğcu'nun akıbeti ile herhangi bir haber alınamaz."

BATMAN
Batman'da İHD ve kayıp yakınları, 713. hafta eyleminde Gülistan Caddesi'nde yan yana geldi. "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" pankartı açılan eylemde gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı.

28 Kasım 2015'te katledilen Diyarbakır geçmiş dönem Baro Başkanı Tahir Elçi'nin hikayesini kamuoyuyla paylaşan Hüseyin Elçi, "Tahir Elçi dosyası da binlerce faili meçhul dosyasının tozlu rafları arasında unutulmak ve unutturulmak istenmektedir. Hak savunucuları olarak Tahir Elçi'siz geçen 10 yılın ardından şunu ifade ediyoruz: Arkadaşımız Tahir Elçi'yi unutmadık ve unutturmayacağız. Katledenleri er ya da geç açığa çıkaracak, adalet önünde hesap soracağız"  dedi.

İZMİR
İzmir'de İHD ve kayıp yakınları, Konak eski Sümerbank önünde yan yana geldi. Eylemde, "Kayıplar vicdandır sahip çık" ve "Kayıplar belli failler nerede" pankartları açıldı.

Bu hafta, Diyarbakır'da 6 Kasım 1967'de kaybedilen Abdulselam Çelik ve Kasım 1995'te kaybedilen Abdullatif Yağızay'ın akıbeti soruldu. Çelik ailesinin yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığı belirten İsmet Süzer, Çelik'ten o günden sonra haber alınmadığını belirtti.

Yağızay'ın ailesinin ise Nusaybin Emniyetine başvurduğunu, başta Abdullatif Yağızay diye birinin gözaltına alınmadığını, ardından gözaltına alındığını ve 3 gün sonra serbest bırakıldığının söylendiğini hatırlatan Süzer, "Bir süre sonra Yağızay ailesinin evine Abdullatif Yağızay'ın Diyarbakır'da mahkemesi olacağına dair bir tebligat geldi. Bunun üzerine Diyarbakır'a giden ailesi listede Abdullatif'in ismini gördü ancak Abdullatif mahkemeye gelmedi. O günden sonra kendisinden bir daha haber alınmadı. Ailesinin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. 30 yıldır Abdullatif Yağızay'ın akıbetini açığa çıkartmayı amaçlayan ve failleri cezalandırmayı hedefleyen etkin bir soruşturma bugüne kadar yürütülmedi" dedi.

HAKKARİ
İHD Hakkari Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 203'ncü haftasında Yüksekova ilçesindeki Sanat Sokağı'nda bir araya geldi. "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı açılan eylemde, gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı.

1993 yılında katledilen Abdülselam Şahin'in hikayesini kamuoyuyla paylaşan Sibel Çapraz, "43 yaşındaki 6 çocuk babası Abdülselam Şahin, Hakkari'nin Çukurca ilçesinde 9 yıl kamu personeli kadrosunda imam olarak görev yaptı. Bu sırada askerler tarafından gözaltına alınarak Yüksekova Jandarma Taburuna götürüldü ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Daha sonra ailesi ile birlikte Gever More köyüne taşındı ve burada imamlık yapmaya başladı. 27 Kasım 1993 tarihinde köyüne gitmek üzere bindiği araç özel harekat timleri tarafından durduruldu ve Abdülselam Şahin tekrar gözaltına alındı. Ailesi, onun F.D.'ye ait kırmızı renkli Toros marka araca bindirilerek Yüksekova Komando Taburuna götürüldüğünü öğrendi. Aile savcılığa başvurdu, tanıklar ifade verdi fakat bu güne kadar Abdülselam Şahin'in akıbetine dair bir iz bulunamadı, bedeni kaybedildi, etkin bir soruşturma yürütülmedi" dedi.

Ailenin iç hukuk yollarından sonuç alamaması üzerine 2012'de davayı AİHM'e taşıdığını hatırlatan Sibel Çapraz, "AİHM, 14 Eylül 2017 tarihli tek yargıçlı oturumda, 1993 ile 2012 arasındaki ciddi zaman farkı gerekçesiyle başvuruyu kabul etmedi. Abdülselam Şahin'in akıbetinin açıklanması ve faillerinin yargılanması talebimizin karşılanması hukukun gereğidir" ifadelerini kullandı.