Söğüt: Yeliz ve Şirin'in yaşamları ve eylemlerinden öğrenelim
Hüseyin Demircioğlu Akademisi Kadın Komutanlığından Yasemin Söğüt, ölümsüzleşmelerinin 10. yılında Yeliz Erbay ve Şirin Öter'in mücadelesini, kişisel gelişimlerini ve kadın komutanlaşması düzeylerini anlattı. Onların kadın özneleşmesindeki duruşlarına işaret eden Söğüt, Ölümsüzleri anmanın, onları yaşatmanın en başta yaşamlarından ve eylemlerinden öğrenmek olduğu çok açıktır. Öyleyse ölümsüzlerimizin görevlerine talip olmalı, silahlarını yerde bırakmamalıyız" dedi.
Yeliz Erbay (Berçem Rênas) ve Şirin Öter'in (Ekin Su) ölümsüzlüklerinin 10. yılında Hüseyin Demircioğlu Akademisi Kadın Komutanlığı adına Yasemin Söğüt ETHA'ya konuştu. Yeliz ve Şirin, İstanbul'un Gaziosmanpaşa ilçesindeki evlerine 22 Aralık 2015 tarihinde düzenlenen polis baskınında polisin ateşine karşılık vermiş, uzun süren çatışmanın ardından yaralı oldukları halde infaz edilmişti. İki kadın devrimcinin ölümsüzleşmesinin 10. yılında elimize gecikmeli olarak ulaşan röportajda Söğüt, iki kadın komutan Berçem ve Ekin'in doğru yöntemlerle savaşçı yetiştirdiğini, aldıkları göreve kendilerini boylu boyunca yatırdıklarını, yüksek bir adanmış çıtası olduğunu aktardı. Komutanlaşmaya giden yolda erkek egemenliğinin yanı sıra öğretilmiş kadınlıkla mücadele eden iki kadın komutanın, mağdur kadın psikolojisiyle mücadele ettiğini, kadın tarzı yaratmada çizgi ve ölçü oluşturduğunu vurgulaşan Söğüt, Komünist Kadın Örgütü ve komünist kadınların Berçem Rênas'ın deneyimlerinden yararlanmaya devam ettiğini, Berçem ve Şirin'in söz ve eylem tutarlılıklarını örnek aldığını vurguladı.
"Özgür Kadının Ölümsüz Şarkısı" kitabının incelenmesini öneren Söğüt, "Sözün özü, savaşçılık, komutanlık, silah, savaş sanatı ve daha fazlası her kadın komünist tarafından öğrenilebilir, çok da iyi başarılabilir. Yeter ki kadın devrimi için silahlı mücadelenin, erkek egemenliğine karşı cins bilinçli savaşımın zorunlu olduğunu kavrayalım, kendimize sorumluluk biçelim" dedi.
Hüseyin Demircioğlu Akademisi Kadın Komutanlığından Yasemin Söğüt'ün sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:
ONLAR KKÖ'MÜZÜN VAR ETTİĞİ EYLEM DÜZEYİNİN EYLEM YAPICILARI OLDU
Her iki komünist kadının komutanlık tarzı, kadın devrimiyle kurdukları ilişki, bunun akademiniz bakımından önemi nedir?
Berçem ve Ekin yoldaşların ölümsüzleşmelerinin 10. yılında onları sevgi, özlem ve sonsuz bağlılıkla andığımızı belirterek başlayalım konuşmamıza.
Berçem ve Ekin yoldaşlar kadın komutanlaşmamızın mimarlarıdır. Yoldaşlar kadın komutanlaşmamızın en ileri düzeyini temsil ediyorlar. Onlar birer kadın komünist olma gerçeklikleriyle birlikte, partimizin, Komünist Kadın Örgütümüzün (KKÖ) şimdiye dek var ettiği, biriktirdiği ve eylem düzeyine taşıdığı tüm politik askeri niteliği anlayarak, kavrayarak, daha ileriye götürerek kent savaşı yürütmenin, vuruş gücü yüksek askeri eylemler gerçekleştirmenin ve son olarak sonsuzluğa yürüdükleri kendi üslerini, bulundukları mevziyi kalplerinin son vuruşuna kadar savundukları bir eylemin yapıcısı oldular.
Belki hatırlanır; yoldaşların bu eylemleri gerçekleştirdikleri dönem Bakur Kürdistan'da özyönetim direnişlerinin devam ettiği ve sömürgeci faşist burjuva Türk devletinin Kürt halkımıza karşı vahşice bir soykırım gerçekleştirdiği dönemdi. O zaman yoldaşların eylemlerine dair değerlendirmelerde vurgulanmıştı; Berçem ve Ekin yoldaşlar, faşist cellat sürülerine karşı gerçekleştirdikleri büyük Bayrampaşa eyleminin ardından bu üs savunmasını yaparak eylem içinde eylem örgütlediler. Yoldaşlar teslim alınamaz direnişleriyle aynı zamanda Türkiye'de bir hendek açmış oldular. Yoldaşlara dair değerlendirmeyi yalnızca askeri boyutlarıyla sınırlı tutsak bile, kadın komutanlarımızın 2015 Aralık pratiği öğrenmemiz, sindirmemiz gereken çok büyük sözler söylüyor.
KOMÜNİSTLER ÖZGÜR KADININ ÖLÜMSÜZ ŞARKISI KİTABINI İNCELEMELİ
Yoldaşların savaşçılık düzeyini, komutanlık niteliğini anlamamızı sağlayacak yeterli veriye sahibiz. Keza Berçem yoldaşın Hüseyin Demircioğlu Akademisinde eğitim almasının ardından akademi komutanlığında görev aldığı süreçten, Medya Savunma Alanlarında ilk kadın komutanlık pratiğinden edindiği devasa birikimini, savaşa teknik ve taktik bakımdan yoğunlaşma düzeyini, aynı zamanda partide ve akademide kadın özgürleşmesi, kadın askerileşmesi ve komutanlaşmasının gelişimine çok yönlü emek verişini, buna paralel olarak erkek egemenliğine karşı mücadelede yöntem ve tarz oluşturup geliştirme çaba ve ısrarını parti yayınlarına yazdığı çeşitli yazılardan ve partiye seslendiği rapor çalışmalarından okuduk, gördük. Üzerine yoğunlaşma, anlama, kavrama ve daha ileriye taşıma göreviyle kendini sorumlu hisseden bütün komünistler, özellikle kadın komünistler "Özgür Kadının Ölümsüz Şarkısı" kitabını incelemeliler.
DOĞRU YÖNTEMLERLE SAVAŞÇI ADAYLARINI YETİŞTİRDİ
Berçem yoldaşın komutanlık pratiğinin en önemli nitelik yanlarından biri, eğitime gelen farklı yaşlardan, farklı cins ve cinsel yönelimlerden, çok değişik coğrafya ve kültürlerden yoldaşları eğitirken, onların gelişim sorunlarına kafa yorarken, her bir yoldaşın güçlü birer savaş militanı olarak yetişmesini sağlarken, yoldaşlarla kurduğu ilişkideki canlılık, onların gerçekliğini iyi kavrama hali, onlara kaba bir "eşitlik" anlayışıyla yaklaşmaktan ziyade tek tek ihtiyaçlarını gözeterek zaman ve olanak yaratma becerisi sergilemiş olmasıdır. Özcesi Berçem yoldaş, akademi sürecini hem kendisi açısından partimizi ve kadın özgürlük gerçeğimizi çok yönlü öğrenme-kavrama süreci olarak değerlendirmiş, hem de ihtiyaca yanıt olacak tarzda eğitim içeriği oluşturma, değişik yöntemler kullanma, özellikle de kadın ve erkek yoldaşlar için ezilen cinsten ve ezen cinsten olma gerçeğini unutmadan eğitimlerde özgün metotlar uygulama konusunda hep bir arayış ve yöntem zenginliği içinde olmuştur. Çünkü yoldaş, akademinin amaç ve işlevini bir an olsun aklından çıkarmadan, sabrını ve gücünü örgütlemesi gerektiğinin bilincindedir. Burada yanlış anlaşılmaya mahal vermeyelim, yoldaş sorunları sürece yayan, üstünden atlayan, göz yuman bir tarz izlemez asla. Yerinde, zamanında, doğru yöntemlerle savaşçı adaylarının gelişimini örgütlemekte kendini yetiştirir. Elbette hata ve eksiklikleri olmuştur, ancak yoldaş bunlara takılmaksızın hızla kendi pratiğinden öğrenmekte mahirdir. Bu da kadro ve savaşçı yetiştiren yoldaşların, özellikle kadın komünistlerin yöntem zenginliği kazanma konusunda öğrenmeleri gereken noktalardan biridir.
ALDIKLARI GÖREVE KENDİLERİNİ BOYLU BOYUNCA YATIRDILAR
Berçem ve Ekin yoldaşların genel devrimcilik tarzlarının izdüşümlerini komutanlık pratiklerinde görürüz. En temel özelliklerinden biri olan "aldıkları görevlere kendilerini boylu boyunca yatırmaları", özcesi adanmış devrimcilik nitelikleri komutanlık görevlerinde de çok yalın bir biçimde öne çıkar. Her iki yoldaş ne yaptıklarının, neyle sorumlu olduklarının şaşmaz farkındalığıyla hareket ederler. Görevleri savaş komutanlığıdır. Sömürgeci, faşist, politik islamcı bir devlet gerçeğidir karşılarındaki. Bir de kendileri kadın komünistlerdir, kadın komutanlardır. Tüm bu bilinçle, aynı zamanda erkek egemen devleti tüm kurumlarıyla yıkmaya ant içmişlerdir. Basit bir tabirle söylersek, oyun oynamadıklarının farkındadırlar. İşte bu yüksek ciddiyetle politik askeri mücadelenin gerekleri doğrultusunda bir ilişki kurmuşlardır görevleriyle. Şiddet araçlarını en ince ayrıntısına kadar öğrenmek, taktik zenginlik, askeri hedef seçimi, illegal çalışma kuralları ve belki de politik askeri savaş örgütlerinde esas konulardan biri olan moral üstünlüğü asla elden bırakmamak! Bu sonuncusu özellikle kof-boş bir iyimserlikle sağlanabilecek bir şey değildir. En başta sağlam bir ideolojik donanımı, özgücüne güveni, gelişkin teknik-maddi olanaklarına rağmen devletin kızıl müfrezelerce, devrimci örgütlerce büyük bir yaratıcılıkla darbelenebileceğine, onlardan hesap sorulabileceğine olan inancı gerektirir. Kadın cinsi söz konusu olduğunda hiç mütevazılık içine girmemize gerek yok. Her iki komutanımız da iradeleri, emekçilikte sınırsızlıkları, ruhsal sağlamlıkları bakımından oldukça güçlüdürler. Örneğin, ön hazırlık bakımından her şeyin "tamam" olduğu, sadece harekete geçmenin kaldığı bir askeri eylem planında, hesap dışı bir durum yaşandığında (bir aksilik çıktığında) yoldaşlar çözüm üretmekte, gerekiyorsa hiç ah-vah etmeden yeni baştan bir çalışma için taptaze bir zihinle işe koyulmakta ferahtırlar.
Ekin yoldaşta, kent gerillacılığının olmazsa olmazı kentlere hakimiyet konusunda, kıra dayalı kent savaşı yürütmenin incelikleri konusunda derinlikli bir bakış açısı vardır. Çalışma yürüteceği bölgenin ve kentin bağlantılarını tanımaya, hangi toplumsal kesimlerden ve sınıflardan oluştuğunu öğrenmeye, kent planı, düşmanın konumlanması, izleme araç ve yöntemlerine en ince detaylarına kadar hakim olmaya çalışır. Bu hiç bilmediği, yeni ayak bastığı bir kent de olabilir. Yoldaşın savaş komutanlığı tarzında masa başı çalışma ve saha çalışması birbirini bütünleyen bir yerde durur.
YÜKSEK BİR ADANMIŞLIK ÇITASI
Burada belirttiklerimiz, birer kadın gerilla komutanı olarak yoldaşların devrimcilik üretiş tarzlarına dair sadece birkaç örnektir. Yoldaşların adanmışlıkta, savaşçılıkta, komutanlıkta kendilerini yatırma sınırsızlıkları açıktır. Doğrusu, bu röportajı okuyacak kadınların, kadın komünistlerin üzerine düşünmeleri gereken başlıca noktanın şu olduğu kanaatindeyiz. Yoldaşların adanmışlıkları, kendilerini savaşın gereklerine uyarlamaları, cesaretleri vb. niteliklerin hiçbiri ama hiçbiri "allah vergisi" meziyetler değildir. Konuştuklarımız ve konuşacaklarımızdan daha fazlası yoldaşların erkek egemen kapitalizmin silah-zor yoluyla yıkılması gerektiğine dair netliklerini, düşman bilinçlerini, kadın devrimi için kadın cinsini temsil ettiklerinin bilinciyle kendilerini savaşın gereklerine göre örgütlemelerini içeriyor. Yine onları yöneten, işçi-emekçi kadınların ve tüm ezilenlerin kurtuluşu için, özgür ve eşit bir yaşam için savaşmak gerektiği, bu amaçla öğrenmek, biriktirmek, uygulamakta cesur ve kararlı bir pratiğin yapıcısı olmak gerektiğidir. Uykusuz kalmalara, yılların yıpranmışlığının sonucu olan hastalıklarına, çoklu görevlerine vs. rağmen istikrarla, disiplinle, usanmaksızın araştırma, öğrenme, düşünme ve üretme çabasından vazgeçmemişlerdir. Bu yüksek bir adanmışlık çıtasına işaret etmiyorsa nedir? Hiçbir şey öğrenilemez, yapılamaz değildir; yeter ki isteyelim, uğraşalım, emek verelim. Altını çiziyoruz; bu yalnızca politik askeri mücadele cephesi için geçerli değildir. Yoldaşlar nihayetinde asker doğmadılar, hiçbirimiz öyle doğmadık! Onlar da değişik çalışma alanlarında, örneğin gençlik çalışması, kitle çalışması, özgür yeraltı çalışması vb. alanlarda faaliyet yürüttüler önceleri. O zamanki devrimcilik üretiş tarzlarında öne çıkan özelliklerden biri budur. Yani hangi cephede görev alınmış olursa olsun, boylu boyunca kendini içinde bulunduğu çalışmaya yatırmak, çalışma alanının gerekleriyle kendini donatmak ve bu niteliği tüm partinin gelişimine bütünlüklü yaklaşımın bir parçası kılmak.
KOMUTANLAŞMAYA GİDEN YOLDA ERKEK EGEMENLİĞİ VE ÖĞRETİLMİŞ KADINLIKLA MÜCADELE
Cins bilinçli savaşımın geliştirilmesi bakımından yol almamız gereken kimi tartışmalarımız mevcut. Yer yer çeşitli yayınlarımızda kendilerine yer bulan tartışmalar bunlar. Yoldaşlar komutanlığa yürüdükleri yolda bu konuyla bağı içinde kendilerini eğitirken de çok önemli bir pratiğin sahibidirler. Kadın cinsin silahla, şiddet-zor araçlarıyla buluşma zorunluluğuna dair teoride tam bir kafa açıklığına sahiptirler, evet, aynı zamanda bunları öğrenir ve uygularken zorlanmalarını geleneksel-öğretilmiş kadınlığın gerekçesi haline getirmezler. Kadın cinsin eline ilk kez silah almasıyla komutanlaşmaya giden yolda hem erkek egemen yaklaşımlara hem de öğretilmiş kadınlığa bağlı sorunlarla mücadelede doğru bir çizgide durmuşlardır. Özellikle komutan Berçem'in akademi komutanlığı sürecinde bunu görürüz.
MAĞDUR KADIN PSİKOLOJİSİYLE MÜCADELE
Birincisi, askerileşmenin temel konularında "kadınlık" durumu üzerinden mağdur kadın psikolojisine girilmesiyle ciddi mücadeleler yürütür yoldaş. Erkeklerden daha iyi savaşılabileceğini kendi pratiğiyle gösterirken, savaşçı adayı kadın komünistlere özgüven aşılar. Kadın özgünlüğünü, kadının tarihsel-toplumsal ezilmişliğini her daim akılda tutarak, bu "eşitsizlik yasası"nı kadın lehine bozmak için örgütsel sistemler oluşturma, cins raporu sistemine başvurma gibi yöntemlere girişmiş, yine pozitif ayrımcılığa denk düşen uygulamalara yönelmiştir. Burada kadınlığı, her kadın yoldaşın muhtemelen erkek şiddetine maruz kalmış olmasının sonuçlarını bir pranga gibi taşıma eğilimiyle mücadele eder. Çünkü bu mağduriyet psikolojisi, bu geri eğilim askerileşmenin çeşitli biçimlerde önüne dikilen sivil algıyı, sivilleşme eğilimlerini de diri tutar. Yoldaş, kadını geriye çeken bu sivilleşmeci düşünüş ve pratikler karşısında, savaşçı kadın yoldaşlarla uzlaşmadan mücadele eder.
KADIN TARZI YARATMADA ÇİZGİ-ÖLÇÜ OLUŞTURMA
İkincisi, savaş cepheleri gibi erkek yaklaşımlarla sert biçimlerde çarpışılan alanlarda yüzünü erkeğe dönmeye, erkeğe öykünmeye karşı bir kadın tarzı yaratma konusunda ısrarlıdır. Ancak bu ileri yaklaşımın o dönem yaygınlık bağlamında bir sınırı olmuştur. Çünkü o dönemde, yani Berçem yoldaşın akademi sürecinde henüz KKÖ'müz kendini inşa etmemişti. Yaslanılacak bütünlüklü örgütsel zeminden, en büyük silahımız olan kadın örgütümüzden yoksunduk. Komünist kadın gerillalar olarak, eş düzeyli örgütlenme olanağından yoksunduk. Özcesi Berçem yoldaşın kendi dönemine göre çok ileri nitelikler barındıran kadın özgürlük mücadelesi kapsamındaki yaklaşım ve uygulamalarının o vakit yalnızca akademi bünyesi ve komutanlığıyla sınırlı kaldığını söylemeliyiz. İşte bu yoksunluğa rağmen yoldaş sözünü ettiğimiz eğitim içerikleriyle, rapor sistemiyle, pozitif ayrımcı yaklaşımlarla, sivilleşme-askerileşme arasındaki salınma haline karşı bir çizgi-ölçü oluşturma çabasıyla anlamlı başarılar elde etmiştir.
BERÇEM YOLDAŞIN DENEYİMLERİNDEN YARARLANMAYA DEVAM EDİYORUZ
Berçem yoldaşın kadın özgürleşmesi ve erkeklikle mücadele konusunda akademi komutanlığı çalışması yoluyla partimize kazandırdığı yöntem ve araçları sonraki yıllarda partimiz ve kadın örgütümüz geliştirerek sürdürmüştür. Elbette akademi bünyesinde bizler de hala yoldaşın tuttuğu eğitim notlarından, uyguladığı erkeklikle mücadele yöntemlerinden, güçlü kadın özneler yaratma yolunda deneyimlerinden yararlanmaya devam ediyoruz.
BERÇEM VE EKİN YOLDAŞLARIN SÖZ VE EYLEM TUTARLIKLARINI ÖRNEK ALALIM
Her iki yoldaş da savaş teorisine yoğunlaşmada, dünya gerilla deneylerini, Kürdistan gerilla deneylerini ve kent gerillacılığı deneylerini okuyup özümsemede, günümüz düşman gerçekliği karşısında eylem taktikleri geliştirmede kendilerini zorlarlar. Ölümsüzleştikleri ana kadar gerçekleştirdikleri eylemlere baktığımızda, siyasi sürece yanıt olacak düşman hedeflerine yöneldiklerini görürüz. İşçilerin, emekçilerin ve kadınların özlem, talep ve ihtiyaçlarına denk düşen tarzda, halklarımıza karşı işlenen suçlarda parmağı olan katillere, halk düşmanlarına karşı açık bir bilinçle hedeflerini seçerler, vuruşlarını gerçekleştirirler. Bu bakımdan da yoldaşlar kadın devrimi ve toplumsal devrimin zaferi için erkek egemen sisteme, sömürgeci faşizme, burjuvaziye karşı kısıtlı olanaklara rağmen eylem gücü oluşturmuş ve pratikleriyle konuşmuşlardır. Hem tüm devrimci yaşamlarında hem de gerillacılık ve komutanlık pratikleri boyunca yoldaşların sözleri ile eylemleri arasında görülen yüksek tutarlılık her komünistin örnek alması gereken çok önemli bir niteliktir.
ONLAR KORKUSUZDU
Her iki yoldaşın komutanlık başarısına ışık tutacak bir özgün özellikten söz etmek gerekirse; yoldaşlar gerçek anlamda korkusuzdurlar! Birçok insanın gündelik yaşamda o ya da bu nedenle kapıldığı korkular, "bilinmeyen" karşısında duraksama ve ikircime düşme halleri, kısacası korku emaresi sergileme yoktur her iki yoldaşta da. Örneğin, tanınmayan bir kır alanı, bilinmeyen kent sokakları, gece karanlığı, mezarlık, türlü hayvanat gibi bilinmeyene, tedirgin edici olana karşı son derece soğukkanlı ve cesurdurlar. Bu, yoldaşların kişilik özellikleriyle bağlı bir nitelik olduğu kadar, bilinmeyene gözü kapalı dalma cesaretini kendilerinde örgütlemeleriyle de ilgilidir.
ONLARIN NİTELİĞİNİ AŞMA GÖREV VE SORUMLULUĞU OMUZLARIMIZDA
Sözün özü, savaşçılık, komutanlık, silah, savaş sanatı ve daha fazlası her kadın komünist tarafından öğrenilebilir, çok da iyi başarılabilir. Yeter ki kadın devrimi için silahlı mücadelenin, erkek egemenliğine karşı cins bilinçli savaşımın zorunlu olduğunu kavrayalım, kendimize sorumluluk biçelim. Yeter ki ufkumuz elimizin uzandığı mücadele alanının çapını aşsın. Berçem ve Ekin yoldaşların savaşçılık pratikleri ve komutanlık tarzları kadın komünistler nezdinde henüz hak ettiği ilgiye mazhar olmuş değil. Yoldaşlardan daha bütünlüklü öğrenme, onların niteliklerini aşma gibi bir görev ve sorumluluk hala omuzlarımızda.
BİZE BİR ÇITA BELİRLEDİLER, ÖLÇÜLERİMİZİ NETLEŞTİRDİLER
Her iki komünist kadının pratiği, kadın özgürleşmesi ve kadın devrimiyle kurduğu ilişki bugün kadın komünistlere ne anlatıyor?
Her iki kadın yoldaş da devrimcilik üretiş tarzları ve yaşamla kurdukları ilişkiyle çok fazla ortak özellik barındırıyor. Doğaldır ki, kişisel birikim ve eyleyiş tarzlarıyla bağlı olarak da kendilerine has özgün niteliklere sahiptiler.
En son söyleyeceğimizi en başta söylersek, her iki kadın komutanımız gerek zihinsel üretimleri, çeşitli konularda yazdıkları, bunları parti ve kadın örgütümüze mal edişleriyle, gerekse faaliyet yürüttükleri çalışma alanlarındaki görevleriyle kurdukları ilişki ve birer kadın komünist olarak kendilerini var ediş biçimleriyle, tüm yaşamları boyunca ve özellikle de ölümsüzleştikleri eylemleriyle önemli sözler söylüyorlar. Bizlere bir çıta belirliyorlar, ölçülerimizi netleştiriyorlar.
Biraz daha somutlamaya çalışalım. İki yoldaş da özgür kadın kimliği yaratma mücadelesinin güçlü birer militanıdır. Yoldaşların cins özgürleşmesi tartışma ve pratiklerini incelediğimizde, içerik ve kapsam itibarıyla, bugün biz komünist kadınlarca tartışılan ve üçüncü konferansımızda netlik kazanan KKÖ'lü kimliğini özümseme konusunun oluşturucu ögelerini, öncül nitelikleri taşıdıklarını görürüz. Özcesi yoldaşlar o günün mevcut koşullarında, özellikle silahlı mücadele içinde konumlandıkları süreçteki düşünüşleri, duygulanımları ve eylemli duruşlarıyla kadın devrimimizin ihtiyaçlarına kadın komünistler olarak esaslı yanıtlar verdi. Bugünümüze ışık tutmuş, çeşitli konularda öncülük yapmış, adanmışlıkta, fedakarlıkta, feda ruhunda, direnişçilikte en asil örneklerden birini yaratarak yalnızca komünist kadınlara değil, elbette komünist erkeklere de ve kadın özgürlük mücadelesi yürüten tüm devrimci öznelere ve kadınlara da esin kaynağı olmuşlardır.
Bugün kadın devrimiyle bağı içinde tartıştığımız birçok teorik, politik, ideolojik konu ve gündem var. Yoldaşların kendi süreçlerinde yaptığı tartışmalara bakarsak, özellikle Berçem yoldaşın yaptığı tartışmalara, yazdığı yazılar ve raporlar aracılığıyla gündemleştirdiği, üzerine kafa yorduğu konulara bakarsak, nasıl bir düşünce zenginliği ve bütünlüklü anlayış geliştirmeye çalıştığını kavrarız. Örneğin, özneleşme-komutanlaşma-önderleşme tartışmaları, cins bilinci-kolektif kadın özneleşmesi, kadın yoldaşlığı, özgücüne güven, komünist kadınların kendi kadro-savaşçı kimliğini oluşturması mecburiyeti, cins özgürleşmesinin toplumsallaşmayla bağı, duygularının komutanı olma, son yıllarda artan bireyselleşme yönelimlerine cepheden tutum, bir fikrin ve dünya görüşünün ancak ve ancak politik eylemle kadın kitlelerinde karşılık bulabileceği kavrayışı, yani eylemli duruş zorunluluğu, yaşamın her alanında egemen erkekliğiyle mücadele ve kolektif kadın duruşunun bundaki belirleyiciliği, kadın kitleleriyle bağ kurma, örgütlenme seferberliği gibi başlıklarda çok önemli fikirler üretmiş, tartışmış, yazmış ve en önemlisi de söz-eylem tutarlılığını en yüksek seviyede uygulamak için daima kendi sınırlarını zorlamıştır.
Berçem yoldaş, hangi cephede görev almış olursa olsun, partiyi bütünlüklü kavramak için sürekli bir yöntem arayışı içinde olmuştur. Asla dışarıdan izleyici, kaydedici bir pozisyona sürüklenmek istememiş, eleştiride cesur, çözüm yolları önerme ve geliştirmede de atak davranmıştır. Çünkü yoldaş toplumsal devrimi ve kadın devrimini güncel kavrar ve doğallığında bir sorumluluk bilinciyle hareket eder. Bu anlamda da adanmışlığını "devrimden, devrimcilikten, savaşçılıktan başka hayat yoktur" parolasına denk düşecek biçimde örgütler.
KADIN DEVRİMİ İÇİN ÖNDERLEŞME ŞART
Berçem yoldaş Hüseyin Demircioğlu Akademisindeki komutanlık görevinden ayrılacağı süreçte, yani kent gerillacılığı görevine başlamadan önce bir video kaydı yapar, orada önemli bir noktanın altını çizer. Yoldaş kadın komutanlaşması ve önderleşmesine ilişkin değerlendirme yaparken mealen şöyle demektedir: "Kadın devrimi için önderleşme şarttır. Teorik, politik, örgütsel önderlik şarttır. Komutanlaşma önderleşmenin yalnızca bir ayağıdır. Önderleşmenin kapsamı çok daha geniştir. Politik askeri cephe bağlamında ağırlıklı olarak askerileşme, komutanlaşma üzerinde duruyoruz. Ancak kadın komutanlaşmasının kendi başına sınırı olduğunu biliyoruz, bunu bu alandaki deneyimlerimizden de çıkarabiliyorum."
Kadın devrimine giden yolun kadın önderleşmesinden geçtiğini, önderleşmenin de tek başına komutanlıkla sınırlı olmadığını, onu aşan bir derinlik ve kapsamı olduğunu söyler. Yani kadın önderleşmesi için, kadın kurtuluşu için teori, politika, savaş konularında derinlik kazanmak gerektiği üzerinde durur Berçem yoldaş. Bu söylemlerine denk düşen bir devrimci sorumluluk içinde olmuştur. Örneğin, yoldaş yeraltı çalışmasındayken (yarı-illegal ve tümden illegal çalışma içindeyken) kadın devriminin ihtiyaçları bağlamında kadın özgürleşmesi üzerine derinlikli okumalar yapar. Dünya kadın hareketinin deneyleri, komünist kadın hareketinin deneyleri, Sovyet, Çin, Küba, Latin Amerika, Kürdistan devrimleri içinde kadın mücadele deneyleri, feminist kadın hareketi deneyleri, kadın cinsin silahlı mücadeleye katılış biçim ve tarzları, bunun örgüt formları üzerine kapsamlı çalışmalara girişir. Aslında Berçem yoldaş hep bir öğrenme ve üretim faaliyeti içindedir. Asla kişisel istekleri, zevkleri yönetmez onu. Devrimci mücadelenin, partinin ve kadın örgütünün, kadın özgürlüğünün sorun, ihtiyaç ve gündemleri çerçevesinden bakar okuma, biriktirme, üretme ve eylem yönelimine. Yoldaş için iyi bir devrim öğrencisidir, öğrendiklerini tutkuyla hayata geçirmede mahirdir diyebiliriz.
Berçem yoldaştan kadınlar olarak öğrenmemiz gereken bir diğer özgün nitelik şudur: Yoldaş kadın özgürleşmesine dair önemli gündemler üzerine çalışmış ve tartışmış olmakla birlikte, tek başına buna daralmamıştır. Çok çeşitli konularda okumuş, tartışmış, üretmiştir. Özcesi toplumsal devrimin farklı gelişim sorunlarına dair de güçlü bir düşünsel emekçilik içinde olmuştur. Zaten önderleşme tartışmasına dair yaptığı konuşmasından da anlayabiliriz bunu.
Ekin yoldaş için de çok değerli özgün niteliklere vurgu yapabiliriz. Yoldaşın uzun yıllar bir plan-program çerçevesinde, sistematik bir biçimde, örneğin Berçem yoldaş gibi marksist formasyon oluşturma, çeşitli konularda sistematik biriktirme ve derinleşme şansı pek olmamıştır. Sonrasında yoldaş tam bir açlıkla politikaya, teoriye saldırmıştır. Dünya devrim deneyleri, kadın özgürleşmesi-kadın devrimi üzerine okuma ve düşünme, bulunduğu örgütsel zeminlerde bunları paylaşma pratiği izlemiştir. Yoldaş aslolarak Hüseyin Demircioğlu Akademisine geldikten sonra kişisel devrimci gelişimindeki eksiklikleri tespit eder, bir komünist kadın olarak tamamlaması gereken yanlara dair netlik kazanır. "Geç kalmışlık" duygusuyla, neredeyse 5 saatlik uykuyla, örgütsel-askeri faaliyetin yanı sıra okuyarak çeşitli konularda derinleşmeye çalışır. Bu, yoldaşın toplumsal ve cinsel devrimde bir kadın kent gerilla komutanı olarak kendine biçtiği misyonla, sorumluluk bilinciyle ilgilidir. "Madem bunları okumakta, derinleşmekte geç kalmışım, o vakit üç misli fazla kafa patlatmalıyım" der. Bu bakımdan gerçek bir feragatten söz edebiliriz. Örneğin, yoldaş edebi eserler, özellikle şiir ve roman okumaktan büyük zevk alır. Okuduğu romanlardaki kadın devrimcileri öyle canında, ruhunda hisseder ki, kendisini onların yerine koyar. Bir faşist celladı cezalandırma eylemi varsa okuduğu romanda, kendisi tetiği çekmiş gibi coşkulanır. Ama böylesi bir zevkli okumaya zaman ayırmaktansa, yoldaş marksist-leninist teori, savaş teorisi, dünya devrim deneyleri ve kadın özgürleşmesi üzerine disiplinli okumalar yapar. Altyapısını oldukça güçlendirir, daha nitelikli tartışmalar yapar, bilgisini kolektivize eder.
EZİLEN CİNS OLMAYI ASLA MAĞDURİYET KONUSU HALİNE GETİRMEDİLER
Her iki yoldaşın kadın devrimi ve kadın özgürleşmesiyle kurduğu ilişkide şu belirleyicidir: Ezilen cins olma gerçekliğini asla mağduriyet konusu haline getirmezler. Tam tersine, özneleşme ve kendi alanlarına özgü olarak da komutanlaşma zorunluluğunun farkındadırlar. Bunları yaparken de asla "bireysel gelişim"i öncelemezler. Kolektif kadın gelişimine, yanı başlarındaki savaşçının, kadın yoldaşın gelişimine sınırsız emek verirler. Bulundukları her ortamda çizgi devrimciliğinden ödün vermedikleri gibi kendi cinsini temsil etmenin onuru ve sorumluluğunu taşırlar. Yoldaşlar yalnızca politik islamcı faşist sömürgeci devlete karşı savaşmazlar, aynı zamanda erkek egemenliğine karşı savaştıkları bilinciyle kendilerini örgütlerler. Böylesi bir cins bilinçli savaşımın elbette parti içi erkeklikle mücadeleye ciddi katkıları olmuştur. Özellikle Berçem yoldaşın akademi komutanlığı yaptığı süreçlerde kadın cinsi olarak askeri alanda varoluş tarzımız, kadın tarzı yaratma, parti içi erkek egemenliğiyle mücadele, askeri alanda daha keskin olan erkek egemen yaklaşımlara karşı mücadelede yöntem zenginliği edinme çok özel bir yerde durur. Erkek komünistlerin insanlaşma mücadelesinde, dönüşümünde, gerek eğitimlerdeki gerekse gündelik yaşamdaki tartışma ve yöntem zenginliğiyle, bıkmadan, usanmadan, ertelemeden ciddi bir emeğin sahibi olduğunu vurgulamalıyız.
GENÇ KADINLAR TÜM BENLİKLERİNİ ZAFERE KİLİTLEMELİ
Özelde genç komünist kadınların bu iki ölümsüz komünist kadının yaşamından, eyleminden öğrenmeleri gereken neler var? Genç kadınlar bu iki komünist kadının yaşamıyla nasıl ilişki kurmalı?
Genç yoldaşlarımız öncelikle komünist kadın hareketi saflarından, partimiz içinden Berçem ve Ekin yoldaşlar gibi (ve hatta başkaca kadın ölümsüz yoldaşlarımız ve komutanlarımız gibi) kadroların yetişmesinden ne kadar onur duysalar azdır. Ve fakat bu onura layık olmayı da bir parola haline getirmeliler. Ölümsüzlere, kadın devrimi ölümsüzlerimize bağlılığın ölçüsü olarak kadın örgütümüzün gelişimi için cinsel devrimin başarısı için aşkla, tüm benliklerini, yüreklerini ve akıllarını zafere kilitlemeliler.
Bilindiği üzere, Berçem yoldaş da üniversitede komsomol örgütlenmesi içinde devrimci mücadeleyle bağ kurmuş, partilileşmiş ve sonrasında çeşitli görevler alarak ilerlemiş, değişik alanlarda birikimini durmaksızın büyütmüş ve komutanlaşmıştır. Ekin yoldaş da liseyi bitirdikten sonra genç bir işçi olarak mücadele saflarına katılmış, ardından özgür yeraltı çalışmalarında, İstanbul'un emekçi semtlerinde faaliyet yürütmüş, kendini daha büyük mücadelelere hazırlamış ve komutanlaşmıştır. Yoldaşlar her birimiz gibi Türkiye ve Kürdistan halklarının içinden çıkmış, farklı inançlardan ailelerde yetişmiş, farklı anadillere sahip, bambaşka coğrafyaların kültürleriyle şekillenmiş, entelektüel özellikleri farklılıklar arz eden yoldaşlardır. Kadın olma ortaklıklarıyla sınıfsız, sınırsız, cins özgürlükçü bir dünya tasavvurları ve halklarımızın en ileri değerlerini içselleştirmeleri elbette onları aynı bayrak altında dövüşmeye, yoldaşlaşmaya götürmüştür. Kadın yoldaşlığının en ileri çıtasını belirlemişlerdir. Kısacası, yürünecek yolda bir kez karar kıldıktan, bir kez ona bağlandıktan sonra gerisi hayatın yeşili, mücadelenin mavisidir. Yoldaşlar öğrenerek, okuyarak, düşünerek, bizzat yaşayarak, kendi pratiklerinden sonuçlar çıkararak, partimizin devasa deneylerinden güçlü öğrenme yolunu izleyerek ve dünya devrim deneylerinden öğrenmeyi görev bilerek bir nitelik oluşturmuşlardır. Hiçbir şeyi hazır, verili bulmamışlardır. Takdir edersiniz ki, kendileri de profesyonel devrimci, savaşçı, komutan doğmamışlardır.
ONLAR BİREYSEL MUTLULUĞUN DEĞİL KOLEKTİF SEVİNÇLERİN PEŞİNE DÜŞTÜ
Yoldaşların da aileleri, kardeşleri, yakın dostları vardır. Yoldaşlar da sevmiş, sevilmiş, aşkları olmuştur. Ancak bunların hiçbiri profesyonel devrimcilikte, politik askeri cephede karar kılmalarının önüne engel olarak çıkmamıştır. Çünkü yoldaşlar sevginin, aşkın, dostluğun, insanca paylaşımların en hasının ancak ve ancak erkek egemen kapitalist düzenin yıkılmasıyla mümkün olabileceğini bilirler. Bireysel mutluluktan daha öte kolektif sevinçlere kapı aralamanın peşine düşerler. Niye böyle diyoruz? Birçok genç yoldaş ölümsüz yoldaşları idealize edebiliyor, ulaşılmaz, sanki insanüstü varlıklar olarak hayal edebiliyor. Hayır, yoldaşların da uçsuz bucaksız hayalleri, dünyayı kucaklayan sevinçleri, zorlanmaları, göğü inleten kahkahaları, öfkeleri, gözyaşları, mutlulukları vardır.
Örneğin Berçem yoldaş, yoldaşları için çok güzel yemek, börek-çörek yapar ve de zevk alarak yapar. Ya da çikolata, böğürtlen, vişne reçeli onun vazgeçilmezlerindendir. Yumurta sevdasından kaynaklı tavukları "kutsal hayvan" ilan etmiştir. Her dilden müzik dinlemeye bayılır. Şirin yoldaş ise her telden ezgileri büyük bir zevkle seslendirir. Bu bazen "dünya tersine dönse vazgeçmem"dir, bazen "vakit tamam seni terk ediyorum", bazen de gümbür gümbür bir devrimci marştır. Berçem yoldaş sıkı bir kedi dostudur, kırlangıç en sevdiği kuştur. Her iki yoldaş da çiçeklerle, toprakla, kuşlarla gökyüzüyle ilgilidir. Her iki yoldaş da yağmuru, karı çok sever. Şiir okumak ruhlarını dinginleştiren birer ritüel gibidir onlar için. İkisi de denizi, yüzmeyi çok sever. Elbette çocuklara olan sevgileri çok özgündür. Örneğin, yoldaşların ölümsüzleştikleri üssün yakınlarında ilişkilendikleri bir komşu çocuğunun okulda zorlanması üzerine Berçem yoldaş çocuğa düzenli eğitim vermiştir. Onca işin gücün içinde ilgisiz kalamamıştır. Kadınlara, hemcinslerine duydukları sevgi sözde değil gerçektir. Her iki yoldaş da bu sevgiyi iliklerine kadar hisseder. Kadınlıklarını duyumsayarak, bundan mutluluk duyarak bir devrime, kadın devrimine kendilerini feda etmişlerdir. Yaşamla bunca canlı, güçlü bağ kuran ölümsüzlerimiz ve özelde Berçem ve Ekin yoldaşlar başka türlü nasıl kendilerinden çıkıp, salt kendileri olmanın sınırlarını aşabilir ve eylemlerini var edebilirlerdi?
Genç kadınlara söyledikleri en önemli şeylerden biri bizce şudur; "bireysel özgürlük" ve "bireysel kurtuluş" diye bir şey yoktur! Erkek egemen kapitalist düzende, hele hele politik islamcı karakter taşıyan faşist şeflik rejimi koşullarında genç kadınlar için de bireysel, örgütsüz mücadele ile bir sonuç elde edilemez. Kadın özgürlük mücadelesinde kolektif bir iradenin parçası olmadan, örgütlü mücadelenin içinde yer almadan, başkalarını da örgütlemeden, tüm devlet olanaklarını arkalamış erkek egemen sisteme karşı nihai kurtuluş mümkün değildir. Yoldaşların pratiği kişisel isteklerden doğan okuma, öğrenme ve uzmanlaşma yoluna giderek bir başarı kazanılamayacağını görmek gerektiğini söylüyor.
GENÇ KADIN KOMÜNİSTLERİN ÖNCÜLÜK MİSYONU KAVRANMALI
Genç kadınlar, kadın cinsinin kurtuluşu yolunda genç kadın komünistlerin öncülük misyonları olduğu kavrayışını yoldaşların yaşamından, aldıkları örgütsel görevlerden her daim çıkarabilirler. Özneleşmekse, yoldaşların her çalışmada kendilerini sorumlu kılmaları ve edilgen değil kolektif etkin birey olarak konumlanmaları özel olarak incelenmelidir. Devrimci yaşamlarında aldıkları görevlerde, örneğin gençlik çalışması, semt çalışması, milis çalışması, özgür yeraltı çalışması, politik askeri çalışma, bunlardan her biri ve daha fazlasında yoldaşlar beklemeci, örgütsel gelişim sorunlarına "dışarıdan" yaklaşan, egemen erkekliğiyle çarpışmaktan kaçan, savuşturucu tarzlardan kesinkes uzak durmuşlar, kendileri tüm konularda pratik öncülük yapmaya yönelmişlerdir. Elbette tüm bu süreçlerde her şeyi mükemmel yaptıklarını iddia etmiyoruz. Yerine göre hata yapa yapa kendi pratiklerini bir yönteme kavuşturmuş, oradan da kolektif kadın iradesine kazandırmışlardır. Genç kadın komünistler bu konuda, yani cüret ve cesarette yoldaşların izini sürmelidirler.
BİLMİYORUM, YAPAMAM DEMEDİLER
Berçem ve Ekin yoldaşlar çok genç yaşlarda çeşitli ağır sorumlulukların altına girmekten imtina etmezler. "Bilmiyorum, daha önce deneyimlemedim, yapamam" gibi bir dar deneycilik ve özgüvensizlik üzerine bir devrimcilik kurmazlar. Çünkü müthiş genişlikte Türkiye, Kürdistan ve dünya devrim deneyleri vardır, yanı başlarındaki yoldaşlarının ve kadın yoldaşlarının deneyleri vardır. En zorlu görevlere aday olmayı, bunu yaparken partimizin, kadın örgütümüzün deneylerine yaslanmayı, kolektif başarılardan öğrenmeyi bilirler. Şimdiki koşullarımızda, üstelik el yordamıyla yürümek gibi bir deneyimsizlik-birikimsizlikle de kıvranmıyorken, durumumuz bu bakımdan daha elverişliyken yani, hata yapmaktan korkmadan, daha atak olmalı genç kadın yoldaşlar. Düşünmede, tartışmada, sorun çözmede, örgütlenmede, propagandada, özgür gösteri ve milis faaliyetleri örgütlemekte, politik askeri cephede konumlanmakta ve daha bir dizi devrimci çalışmanın ihtiyaçlarında ataklık sergilemek bakımından partimize, kadın örgütümüze öncülük misyonları olduğunu unutmamalılar.
Yine her iki yoldaş, ama özellikle Berçem yoldaş, komünist bir kadının çok yönlü gelişimi konusunda söylem ve eylemiyle tutarlılık arz eder. Özgür yeraltı çalışmasında komünist kadın hareketinin, kadın komünistlerin gelişimine yoğunlaşmış, kadın cinsin kurtuluşu üzerine devasa bir külliyatı diğer görevlerinin yanı sıra aksatmadan okuyup incelemiş, partimizin kadın devrimi anlayışının gelişmesine önemli katkılar sunmuş, komünist kadın örgütüne giden yolun taşlarının döşenmesinde sorumlu yaklaşmıştır. Hem sınıfsal-toplumsal hem de örgütsel sorunlarda mücadelenin, halkların, işçi ve emekçilerin, kadınların ihtiyaç, özlem ve talepleriyle hangi çalışma alanında olursa olsun canlı, dinamik bir ilişki kurmuştur.
Kadın devrimine gönül vermiş her genç kadın yoldaş, Berçem ve Ekin yoldaşların devrimci yaşamlarını incelerken, her devrim gibi kadın devriminin de devrimci şiddet ve zorla kazanılacağı konusunda onların doğrudan programımıza yaslandıklarını görür. Ama onlar bunun yalnızca propaganda edeni olmanın ötesine geçerek, mutlaka pratiğin uygulayıcısı, öncüsü olma sorumluluğuyla hareket etmişlerdir. Silahı, bombayı öğrenirken, bunu genel bir öğrenme mantığı, "belki bir gün lazım olur" yaklaşımıyla değil, birer kadın devrimi militanı olarak mutlaka kullanacakları bir mücadele biçimi olarak ele alırlar. Ayrıca yoldaşlar silahla, şiddet araçlarıyla kurdukları ilişkiyi teknik bir öğrenmeye indirgeme hatasına düşmeden, özgüven, irade ve kararlılıkla, öğretilmiş kadınlıkla ve egemen erkekliğiyle mücadele aracına dönüştürmüşlerdir.
GENÇ KADINLAR, KADIN CİNSİNİ VE LGBTİ+'LARI SİLAHLI DİRENİŞE HAZIRLAMALI
Son olarak; mevcut kadın hareketinin gelişim düzeyi ve erkek egemen faşist rejimle çarpışmamızdaki durum gözler önündedir. Kadın özgürlüğü için mücadeleyi, erkek egemen faşist rejime şiddet-zor araçlarıyla karşı koyuş olmaksızın kazanmak mümkün değildir. Her genç kadın bu gerçekliğin farkında olarak kendini örgütlemeli, erkek egemenliğinin kadın cinsine ve LGBTİ+'lara açtığı savaşa karşı özsavunmayı büyütmeli, bu amaçla kadın kitlelerine öncülük etmeli, antifaşist kadın hareketinin en önünde silahlı direnişte yer almaya hazır olmalıdır. Genç örgütçü yoldaşlar örgütlenme çalışmalarında bu acil ihtiyacı bir an olsun akıldan çıkarmamalı, silahlı mücadeleye istekli olan yanı başlarındaki kadın yoldaşlarına cesaret vermelidirler. Onları somut olarak bir savaş partisi militanı, kadın devrimi savaşçısı olarak silahlı mücadele alanına hazırlamalıdırlar.
Ölümsüzleri anmanın, onları yaşatmanın en başta yaşamlarından ve eylemlerinden öğrenmek olduğu çok açıktır. Öyleyse onlar yaşamlarımızda her şeyleriyle yer bulmalı ve var olmalılar. Ölümsüzlerimizi gündelik yaşantımızın birer parçası kılmanın, onlarla nefes almanın pek çok yolu vardır kuşkusuz. Ama bu yolların en yücesi onların görevlerine talip olmak, silahlarını yerde bırakmamaktır.