Kadın işçinin 100 yıllık serüveni
Kadın Emeği Almanağı*, bir yıllık değil 100 yıllık kadın işçiliğinin izini sürüyor; "büyük grev ve direnişlerde kadınlar neredeydi?", "kadın işçi direnişleri erkek emek tarihçilerinin ilgisini neden çekmedi?" gibi sorulara yanıt ararken, edebiyatçılardan gazetecilere, sendikacılardan devrimcilere kadın emeğini görünür kılan öncüleri sayfalarına taşıyor.
Kadın İşçi Dayanışma Derneği "Kadın Emeği Almanağı"nı yayımladı. Necla Akgökçe ve Feryal Saygılıgil'in hazırladığı, Fatma Betül Kocaaslan, Zeynep Uçar, Seval Öztürk, Sare Öztürk ve Serap Güre'nin katkıda bulunduğu almanak, 19. yüzyılın sonlarından 2000'li yıllara uzanan olayları kronolojik bir sırayla kadın emeği ekseninde ele alıyor.

1908 Uşak Tarak Yağması'ndan 1970'lerdeki Bank-Sen mücadelesine, 1904 Cibali Tütün eyleminden 2022 Farplas direnişine kadar pek çok direnişi hatırlatan almanak sadece fabrikalardaki grevleri değil; seks işçilerinden ev temizlikçilerine, süt izni mücadelesinden cinsel taciz mücadelesine, kadın işçilerin haberlerdeki görünürlüğünden edebiyat dünyasındaki temsiline kadar çok yönlü bir bakış sunuyor.
DOKUMADA, TÜTÜNDE VE İPEKTE KADINLAR
Kadın Emeği Almanağı, 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında Osmanlı'da kadınların emek üretiminde nasıl yer aldıklarını anlatarak başlıyor. Köylerde evlerde ve tarlalarda çalışan kadınların, büyük kentlerde loncalara bağlı olarak evlere iş aldığını; ip eğirmek, halı dokumak gibi işlerin yanı sıra hizmetçilik, terzilik, hasta bakıcılık ve bohçacılık gibi işler yaptığını belirten çalışma, kadının emeğini evden çıkarıp fabrikaya taşımasınınsa sanayi devriminin Osmanlı'ya yansımasıyla gerçekleştiğine dikkat çekiyor. 1840'lı yıllarda Selanik, Edirne ve Bursa'da açılan ipek fabrikaları, kadınların fabrikadaki ilk çalışma deneyimlerine ev sahipliği yapıyor. Koza ayıklayanların ve ipek çekenlerin neredeyse tamamı genç kadınlardan oluşurken, benzer bir yoğunluk tütün fabrikalarında ve 1839'da kurulan Feshane'de de görülüyor.

İLK GREVLER VE PARÇALANAN MAKİNELER
100 yıldır değişmeyen bir gerçek olarak kadın işçilerin ücretlerinin erkeklerden çok daha düşük olması, almanağın ilk direnişlerle ilgili bölümünde geniş yer buluyor. 1876'da Feshane'de çalışan Rum ve Ermeni 50 kadının ücretleri için greve çıkması, 1904'te Cibali Tütün eyleminde kadınların rolü ve 1908'de işlerini korumak için ayaklanan Uşaklı dokuma işçilerinin "tarak yağması" eylemi, bu tarihsel sürecin ilk ve en somut örnekleri olarak sunuluyor. Makineleri parçalama, Batı'da işçilerin en sık başvurduğu eylem olsa da Anadolu'da kadın işçilerin öfkelerini bu şekilde göstermeleri dikkat çekiyor. Kadın işçilerin "temettü vergisine" karşı böyle bir eylemi gerçekleştirdiğini ve devletin tarak yağmasına katılan kadınlara çok sert müdahale ettiğini Zeynep Uçar'ın titiz bir çalışmayla ortaya çıkardığı belgelerden öğreniyoruz.

KADIKÖY'ÜN KÜRT KADINLARI
Emek tarihi hakkında yapılan çalışmalar, cinsiyetin yanı sıra ulus ve etnik köken farklılıklarının da sınıf mücadelesinde etkin rol oynadığını ortaya koyuyor. Bu alanda da öncüler yine kadınlar. Kürt, Ermeni ve Yahudi olmanın işyerindeki konumlarını, çalışma koşullarını, ücretlerini nasıl etkilediği; kadınların ulusal mücadeleyle birlikte emek mücadelesini nasıl örgütledikleri almanakta yer buluyor. Örneğin Kürt Kadınları Teali Cemiyeti'nin Kadıköy'ün Yeldeğirmeni semtinde kurulmuş olduğu gerçeği, Rohat Alakom'un kitabından alıntılarla almanağa taşınıyor. 20 Haziran 1919'da kurulan cemiyetin amacı ise kuruluş bildirgesindeki şu cümleyle aktarılıyor: "... tehcir ve taktil münasebetiyle sefil bir hale gelen Kürd eytam ve eramilini iş bulmak ve nakdi muavenet ihsar etmek suretiyle sefaletten kurtarmak." Emine Hanım'ın başkanlık ettiği Kürt Kadınları Teali Cemiyeti'nin açılışı ise Sultanahmet Meydanı'da düzenlenen bir mevlitle yapılıyor.
SUAT DERVİŞ'TEN NERİMAN HİKMET'E
Kadın Emeği Almanağı, erken Cumhuriyet dönemi kadın işçilerin sesini duyuran kadın gazetecileri ve edebiyatçıları da unutmuyor. "Başı eğilmez", "efsane", "yıldızları seyreden kadın" Suat Derviş bu bölümün öne çıkanlarından. Erkek edebiyat ve medya dünyasında var olmaya çalışmış komünist bir kadın olan Derviş'in kıymeti yeni yeni anlaşılsa da döneminin çok ötesindeki çalışmaları hala tam olarak ortaya çıkarılmış değil. Almanak, Suat Derviş'in sokaklara çıkarak, evsizler, suça sürüklenen çocuklar, kadınlarla yaptığı röportajları; feministler ve devrimcilerle ilişkilerini hayat hikayesiyle birleştirerek anlatıyor. Derviş'in Nisan 1970'te Neriman Hikmet'le birlikte kurduğu Türkiye Devrimci Kadınlar Derneği'ne de değinen çalışma, iki kadının diğer üye kadınlarla birlikte yaşadığı gözaltı süreçlerine de dikkat çekiyor.

Az bilinen efsanelerden biri de Neriman Hikmet. Gazeteci, yazar ve şair Neriman Hikmet'in 1930'ların sonunda, o dönem eşi benzeri görülmemiş bir şekilde (hatta bu dönem bile) kimliğini gizleyerek farklı fabrika ve evlerde işçi olarak çalışması ve deneyimini bir yazı dizisi olarak gazetede yayınlatması, sadece gazetecilik açısından değil kadınların kurtuluşu açısından da bir devrim niteliğindeydi. Röportajlarında fabrika çalışanlarının çoğunun ailelerine bakmaya çalışan genç kadınlar olduğuna, çalışma koşullarının insanlık dışı olduğuna dikkat çekiyordu. Almanak, Neriman Hikmet'in yazılarının dönemin İstanbul'unda kadın emeğinin sömürü koşullarını en çıplak haliyle ortaya koyduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

MİGROS'TA KADINLARIN DEĞİŞMEYEN MÜCADELESİ
2026'nın ilk aylarında işçi mücadelesi açısından tarihi bir direniş gösteren Migros işçilerinin, neredeyse 40 yıl önce de kadın liderlerin öncülüğünde tarihi eylemlere imza attığını almanak sayesinde görüyoruz. Bugün DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar önderliğinde direnen ve kazanan Migros işçileri 1987'de de yine bir kadın sendika başkanı, Tez-Koop İş Sendikası Şube Başkanı Aynur Karaaslan liderliğinde greve gitmişti. 12 Eylül askeri cuntasının zoru altında direnişe geçen bin 100 işçi, 1989 bahar eylemlerinin de öncü eylemlerinden birini başlatmıştı. O dönemde de bugün olduğu gibi Migros mağazalarında kadınlar, kasiyer ya da reyon çalışanı olarak istihdam ediliyordu ve kadın çalışan oranı yüksekti. Grevi yöneten Karaaslan gibi aktif görev alanlar, nöbet tutanlar, greve çıkış nedenlerini her platformda anlatanlar yine kadınlardı. Almanak'ta 2022 tarihli Yeni Yaşam gazetesindeki bir röportajdan da bahsediliyor. Dönemin sendika yöneticilerinden Nafiye Kaban'la yapılan röportaj, kadın işçilerin emek mücadelesindeki etkisini gözler önüne seriyor: "Grev sürecinde bazı arkadaşlar şartları kabul edelim derken bazıları anlaşmayalım diyordu. Ama genelde kadınlar sessiz durmadıkları ve inatçı oldukları için ‘Haklarımızı alana kadar mücadeleyi yürüteceğiz' diyordu. (...) Her karar ortak alındı. Grevse grev dendi. Dört buçuk ay sürdü. Çadırların kurulduğu ilk grev oldu."
"KOCADAN ALINAN ÇALIŞMA İZNİ"
Kadınların dirençli mücadelesi sonucu kazanılan onlarca grev ve eylemden bahseden almanak, sendikalarda ve örgütlerde var olma mücadelesini de etraflıca ortaya koyuyor. 1980'lerden 90'lar ve 2000'lere kadınların emek mücadelesinin feminist mücadeleyle nasıl iç içe geçerek kazanımlar elde ettiğini örnekleriyle anlatıyor; "Kocadan alınan çalışma izni"nin Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruyla iptal edilmesi, işyerlerinde cinsel tacizin konuşulabilir hale getirilip toplu sözleşmelere bununla ilgili maddeler konulması, ev içi emeğin öncelikle sendikalarda görünür kılınması, uluslararası sözleşmelerde kadın emeğinden yana taraf olunması bunlardan sadece birkaçı…
Kadın Emeği Almanağı, sendika yönetimlerindeki sayısı hala çok az olan, grev ve direnişlerde görmezden gelinen, bedenlerine özgü haklar konusunda hala küçümsenen; evde, sokakta, iş yerinde ölümle burun buruna yaşayan ama asla mücadeleden vazgeçmeyen kadınların bir asırlık direniş tarihini toplu bir halde sunarak kadın emeğinin gücünü bir kez daha hatırlatıyor.
*Rosa Luxemburg Stiftung Vakfı'nın desteğiyle hazırlanan Kadın Emeği Almanağı, ücretsiz olarak Kadın İşçi Derneği'nden alınabiliyor. Arşivlik çalışmanın bir de sergisi açıldı. 21 Şubat'ta Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi'nde açılan sergi 27 Şubat'a kadar görülebilir.