31 Ağustos 2025 Pazar

1 Eylül mitingi: Savaşsız bir dünya ellerimizle kurulacak

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla Kadıköy'de düzenlenen 1 Eylül Dünya Barış Günü mitinginde, Savaşsız, sömürüsüz bir dünyayı ellerimizle kuracağız" mesajı verildi.

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri'nin çağrısıyla yüzlerce kişi, 1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle Kadıköy'de yan yana geldi. Söğütlüçeşme'de yürüyüş kortejleri oluşturan siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütleri, sloganlarla Kadıköy rıhtıma yürüdü.

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, Savaşa sömürüye karşı demokrasi ve barış kazanacak" pankartıyla kortejin önünde yer alırken, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Adil demokratik barış için çözüm sosyalizmde", Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Demokratik toplum için barışa ses ver", Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi Barışın sesini kadın dayanışmasıyla haykırıyoruz" şiarlarını yükseltti. SGDF de yürüyüş kortejinde Kürt sorununda emekçi çözüm taleplerinin yer aldığı dövizler taşıdı. 

Yürüyüş boyunca, "Savaşa hayır, barış hemen şimdi", "Nehirden denize özgür Filistin", "Biji aşiti", "Jin, jiyan, azadî", "Savaşa değil, emekçiye bütçe" sloganları atıldı.

Miting, barış ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşuyla başladı. Mitingde ayrıca, Sırrı Süreyya Önder'in mücadele yaşamını anlatan bir sinevizyon izletildi.

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri'nin ortak açıklamasının Türkçesini Nebil Sarıkaya, Kürtçesini Zeynep Yıldırım okudu.

'HALKLAR ARASI DÜŞMANLIĞA KARŞI BARIŞI İSTİYORUZ'
Sırrı Süreyya Önder'i anarak sözlerine başlayan Sarıkaya, "1 Eylül'ün Nazilerin Polonya'yı işgalinin yıldönümü olduğunu hatırlattı. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi" diyen Sarıkaya, çatışma ve savaşların şehirlerin ve doğanın yok edilmesine, yoksulluğa, sömürüye, göçlere sebep olduğunu söyledi.

"Biz, bütün dünyada ekilen nefret tohumlarına, halklar arasında yaratılan düşmanlığa karşı barış istiyoruz. Halkların eşit ve demokratik şekilde yaşamasını istiyoruz" diyen Sarıkaya, savaş halinin yarattığı yıkımların son örneğinin Filistin'de yaşandığını söyledi.

'AYLARDIR GAZZE'DE SOYKIRIM SUÇU İŞLENİYOR'
Aylardır kuşatma altındaki Gazze'de savaş ve soykırım suçu işlendiğini ifade eden Sarıkaya, "ABD'nin ve Batılı devletlerin açık desteğiyle İsrail tarafından hastaneler, okullar, mülteci kampları, ibadet merkezleri, pazar yerleri bombalanıyor. Soykırım, dünyanın gözleri önünde, açıkça ilan edilerek yapılıyor. Çıkarlarına uygun olduğunda demokrasiyi ağızlarından düşürmeyen uluslararası kuruluşlar katliama engel olacak etkili bir tutum ortaya koymuyor, hatta katliama destek veriyor. Halklar ise dünyanın her yerinde ayakta, insanlık mirasına sahip çıkıyor" dedi.

Türkiye'nin ise İsrail'le ticareti ısrarla sürdürdüğüne işaret eden Sarıkaya, "Suriye'de HTŞ yönetiminin Dürzi ve Alevilere dönük saldırılarının devam ettiğini kaydetti. Sarıkaya, Emperyalizmin savaşlarına karşı tarafımız halkların tarafıdır. Bölgemizde katliamları durdurmanın tek yolu halkların eşit, adil ve barış içinde bir dünya için verecekleri mücadeledir" vurgusu yaptı.

'KALICI BARIŞ TÜM KESİMLERİN KATILIMIYLA İNŞA EDİLEBİLİR'
Kürt sorununda on yıllardır süren çatışmalı dönemin ardından bugün tarihsel bir imkanın doğduğunu ifade eden Sarıkaya, şöyle devam etti: "Bu imkan, bu coğrafyada yıllardır bedel ödeyen, tavizsiz şekilde demokrasi ve barış hedefinden geri durmayan başta Kürt halkı olmak üzere tüm halkların mücadelesinin sonucudur. Ancak diğer yandan, ülkemizde halen belediye başkanları, sendikacılar ve siyasetçiler başta olmak üzere, politik saiklerle gerçekleştirilen operasyonlarla tutuklamalar; gazeteci, aydın, öğrenci ve akademisyenlere dönük baskılar devam etmektedir. Süren bu baskılar Kürt halkının verdiği demokrasi mücadelesinin demokratikleşme gündeminin ayrılmaz bir parçası olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır."

Siyasi iktidarın amacının tüm toplumsal kesimlerin özgürlüğünün tehdit altında olduğu bir ortamı normalleştirmeye çalıştığını ve Suriye başta olmak üzere savaş politikalarını sürdürdüğünü belirten Sarıkaya, "Kalıcı ve onurlu bir barış tüm kesimlerin katılımına dayalı bir süreçle demokratik bir şekilde inşa edilebilir. Barış halkların ortak iradesinin ve tarihsel vicdanının ürünü olmalıdır. Farklı inançların, kültürlerin, kimliklerin eşitlik, özgürlük ve adalet içinde yaşayabilmesi hedefine ancak demokratik bir sürecin yürütülmesiyle ulaşılabilir. Tarafların, siyasi aktörlerin kendilerini rahat ifade edebilmeleri ve çalışma yürütebilmeleri adına gerekli hukuki altyapının kurulması gerekmektedir. Tüm demokratik kanalların sürece katılımının önünün açılması zorunludur" dedi.

'TÜM EZİLENLER KALICI BARIŞIN PAYDAŞI VE GARANTİSİDİR'
"Bu toprakların tüm ezilenleri kalıcı bir barışın hem paydaşı hem de garantisidir" vurgusu yapan Sarıkaya, soykırım ve savaş politikalarına karşı kitlesel bir barış mücadelesini yükselteceklerinin sözünü verdi. Sarıkaya, şu ifadeleri kullandı: "Savaştan kazanan sadece savaş tüccarları, halkın sırtından zenginleşenler, ülkelerini savaşla ve baskıyla yöneten rejimlerdir. Halkların güvenlik ve refah içinde yaşamasının tek yolu barıştır. Savaşsız, sömürüsüz bir dünya bizlerin elleriyle kurulacaktır. Herkesi bu umudu büyütmeye çağırıyoruz."

HATİMOĞULLARI: İPE UN SERİLİYORSA BUNU KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİL
Mitingde söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 2. Emperyalist Paylaşım Savaşından bugüne kapitalist sistemin savaş ve çatışmalara doymadığını ve bugün hala dünyanın pek çok noktasında savaşların yaşandığını belirtti. Siyonist İsrail'in Filistin'e dönük saldırılarına işaret eden Hatimoğulları, Filistin halkının haklı davasının yanında olduklarını vurguladı.

Suriye'de de Alevilere ve Dürzilere dönük katliamın sürdüğünü ifade eden Hatimoğulları, Suriye'de acilen bir insani yardım koridoru açılması çağrısında bulundu. Hatimoğulları, şöyle devam etti: "Yeni yönetim kendi tekçi anlayışını, ırkçı anlayışı dayatarak bugüne kadar IŞİD'e karşı en güçlü mücadeleyi yürüten Kürt halkının haklarını yok sayıyor. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Suriye'de bir an önce barış tesis edilmeli. Bunun yolu da orada yaşayan bütün farklı halklardan ve inançlardan kesimlerin kendini ifade edebileceği bir yönetim biçimi ve bir demokratik anayasanın oluşturulmasıyla mümkündür. Buradan Rojava'da mücadele yürüten başta kadınlar olmak üzere Kürt halkına selam olsun."

Sürece işaret eden Hatimoğulları, "Bu komisyonda yer alan bütün siyasi partilere gösterdikleri sorumluluktan dolayı bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ancak şunu da belirtmeliyiz ki iyi niyet mesajlarıyla ve hele 'şu gün de geçsin yarın bakacağız, yarın yapacağız' yaklaşımıyla ipe un seriliyorsa bunu kabul etmek mümkün değildir" dedi.

Komisyonun gerekli yasal düzenlemeleri yapması, infazda eşitlik, kayyum ve demokratik yerel yönetimler gibi gündemlere ilişkin adım atması, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, komisyonun Kürt halk önderi Abdullah Öcalan'la da bir an önce görüşmesi gerektiğini dile getirdi.

ÖCALAN: ÇAĞRIMIZ STRATEJİK BİR ADIM VE TARİHSEL DÖNÜM NOKTASIDIR'
Mitingde Kürt halk önderi Abdullah Öcalan'ın mesajı okundu. Öcalan'ın mesajını, DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit okudu. Öcalan'ın mesajında şu ifadeler yer aldı:

"Barış ve demokrasi için mücadele edenlere…

"Barış ve demokratik çözüm çağrımız, sıradan bir siyasi hamle değil; stratejik bir adım ve tarihsel bir dönüm noktasıdır. Bu çağrıyla birlikte hem Türkiye'de hem de Ortadoğu genelinde, savaşların ve yıkımların yerini barışa dayalı demokratik bir yaşamın alacağı yeni bir dönemin kapıları ardına kadar açılmıştır.

"Bu, yalnızca bir temenni değil; güçlü bir imkan ve ciddi pratik adımlarla inşa edilmesi gereken somut bir gerçekliktir. Çünkü gerçek barış, yalnızca silahların susması ya da çatışmaların sona ermesi değildir. Gerçek barış; özgürlüğün, demokrasinin ve toplumsal adaletin yaşamın bütün alanlarında vücut bulmasıyla mümkündür. Bu toplumsal dönüşüm, halklarımız için sadece bir hak değil; aynı zamanda önümüzdeki yeni dönemin temel görevidir.

'HALKLARIMIZIN MÜCADELESİYLE BARIŞ MUTLAKA KARŞILIK BULACAK' 
"Halklarımızın mücadelesiyle barış, demokrasi ve özgürlük değerleri mutlaka kökleşecek, toplumsal yaşamda karşılığını bulacaktır. Artık bu ülke, barışı ve demokratik yaşamı hem hakkı hem de görevi olarak görenlerin yurdu olacaktır.

"1 Eylül vesilesiyle halklarımızı bu tarihi göreve sahip çıkmaya, barış ve özgürlük yürüyüşünü daha da büyütmeye çağırıyorum. Herkesin bu dönemin ciddiyetini kavrayarak kendini gözden geçireceğine ve barışın ruhuna uygun hareket edeceğine olan inancımla hepinizi bitmeyen sevgi ve saygılarımla selamlıyorum."

BARIŞ ANNELERİ: ONURLU BARIŞ İSTİYORUZ
Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Bedia Gökyüz, "Yıllardır savaş oldu ama iki taraf da bu savaşı kazanamadı. Bugün barış günüdür. Çocuklarımızın ölmesini istemiyoruz. Onurlu bir barış istiyoruz. Barış Anneleri olarak kanımızın son damlasına kadar barışı bekleyeceğiz. Buradan şunu belirtmek istiyorum: Dilimiz de yasaktır biz kendi dilimizi de istiyoruz. Barış Anneleri olarak bütün bu yasakların ve acıların son bulmasını istiyoruz" diye konuştu.

'FİLİSTİN DİRENİŞİ HALKLARIN DAYANIŞMASIYLA KAZANACAK'
BDS aktivisti Enes Erdem ise, "Filistin'de 2 yıla yakın süredir devam eden İsrail'in soykırım saldırılarına karşı Filistin halkı ve dostlarının direnmeye devam ettiğini belirtti. Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerini sürdürdüğüne işaret eden Erdem, Filistin direnişinin ezilen halkların dayanışmasıyla zafere ulaşacağını vurguladı. Tutsak edilen Filistin dostu İsmail Çelik'e de dikkat çeken Erdem, herkesi 5 Ekim'de İsrail'e tam ambargo" şiarıyla Taksim'den Dolmabahçe'ye yapılacak yürüyüşe çağırdı.

ALEVİ KURUMLARININ ORTAK MESAJI OKUNDU 
Alevi kurumlarının ortak mesajı da mitingde okundu. Mesajda şu ifadeler yer aldı: "Dünyanın dört bir yanında ezilenlerin, hak arayanların, özgürlük isteyenlerin ortak çığlığını Kadıköy meydanından haykırıyoruz. Savaşlara karşı, basıklara karşı özgürlük, asimilasyona karşı eşit yurttaşlık. Biz Aleviler, tarih boyunca zulmün, ayrımcılığın ve inkarın ne olduğunu ağır bedeller ödeyerek yaşamış bir topluluğuz. Maraş'ı, Çorum'u, Sivas'ı, Gazi'yi unutmuyoruz. Bu katliamların gölgesinde bile barış demekten, eşitlik demekten, kardeşlik demekten geri durmadık. Çünkü biliyoruz ki sadece barış sadece silahların susması değil aynı zamanda eşitliğin, adaleti, özgürlüğün ve rızanın hakim olmasıdır. Bugün buradan bir kez daha söylüyoruz, barışın turnusol kağıdı Alevilerdir. Eğer bir ülkede barıştan söz ediliyorsa Alevilerin inancı, kimliği, kültürü ve talepleri gözardı ediliyorsa o barış sahici değildir. Bu topraklarda çözüm  sürecinin turnusolu da Aleviler olmuştur. Olmaya devam edecektir. Çünkü Aleviler yok sayıldığında kimsenin eşitliğinden ve kardeşliğinden bahsedilemez" denildi. 

Miting, Babetna ve Özlem Bağlayan konseriyle son buldu.