21 Mayıs 2024 Salı

TMMOB İliç altın madeni işletmesine karşı mücadeleyi sürdürüyor

İliç'te Anagold Madenciliğin yapmak istediği "2. Kapasite Artışı ve Flatasyon Tesisi Projesi"nin durdurulması için TMMOB'nin açtığı dava kazanıldı. TMMOB ve çeşitli kuruluşların hukuki mücadelesinin yeterli olmayacağının altı çizilerek, mücadele çağrısı yaptı.

Erzincan İliç'te Anagold Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan "2. Kapasite Artışı ve Flatasyon Tesisi Projesi" için Erzincan İdare Mahkemesinin vermiş olduğu karar Danıştay tarafından bozuldu. TMMOB tarafından, İliç'teki altın madeni işletmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 2021 yılında verilen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle dava açılmıştı. Erzincan İdare Mahkemesi de hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermişti.

'SÖZ KONUSU KARAR ÜLKEMİZ İÇİN SON DERECE ÖNEMLİDİR'
Erzincan İdare Mahkemesi kararına karşı Danıştay'a temyiz isteminde bulunan TMMOB'nin temyiz istemi kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı bozuldu. HDP PM üyesi İbrahim Kasun, Peri Belediye Eşbaşkanı Orhan Çelebi, Pirsultan Dersim Şube Başkanı Ekber Kaya, Yeşil Sol Parti yöneticileri ile oda yöneticilerinin de katılımıyla konuya ilişkin basın açıklaması düzenleyen TMMOB Tunceli İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Uğur Bayrak, "Danıştay bizim de temyiz dilekçesinde ifade ettiğimiz şekilde Bilirkişi Raporunun hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmadığı sonucuna varmıştır. Söz konusu karar Erzincan, bölgemiz ve ülkemiz için son derece önemlidir. Uluslararası bir sermaye grubunun yürüttüğü sömürge madenciliği faaliyetinin yarattığı çevresel tehdidin dahi uydurma raporlar ile görünmez kılınmaya çalışılmasına karşı bir set çekilmiştir" dedi.

'HUKUKA AYKIRILIK GEREKÇESİYLE MAHKEMENİN KARARI BOZMASI TALEP EDİLMİŞTİ'
Temyiz dilekçesinde İdare Mahkemesinin TMMOB'nin iddialarına yönelik hiçbir inceleme ve değerlendirmede bulunmadığı, yalnızca bilirkişi raporundan alıntılarla davanın reddine karar verildiğini aktaran Bayrak, ayrıca, mahkemece re'sen belirlenen bilirkişi heyetinin meslek alanları ve uzmanlıkları itibarıyla uyuşmazlığı teknik yönden aydınlığa kavuşturabilmelerinin olanaklı olmadığı da ifade edildiğini söyledi. Bayrak, "Yine temyiz dilekçemizde uyuşmazlığın teknik yönden açıklığa kavuşturulabilmesi bakımından jeodezi ve fotogrametri, geomatik uzmanlık alanında harita ve kadastro mühendisi, meteoroloji mühendisi, biyolog, sosyolog, jeoloji mühendisi, şehir ve bölge plancısı bilirkişilerin de bilirkişi heyeti içerisinde yer alması gerektiği, mahkemenin projenin yer seçiminin değerlendirilmesini talep ettiği ancak bilirkişi raporunda bu hususta değerlendirme yapılmadığı, bilirkişi raporunun genelgeçer bilgiler ile ÇED raporunda yer alan ifadelerin tekrarından ibaret olduğu, teknik ve teorik açıdan hatalı ifade ve tespitler içeren bir nitelik taşıdığı, uyuşmazlığın teknik yönden aydınlatılabilmesi için yeterli olmadığı, uyuşmazlığın esasına ilişkin pek çok hususu değerlendirme dışı bıraktığı, tarafsızlıktan uzak, yanlı ifadeler içerdiği, dava konusu proje kapsamında yürütülecek faaliyetin kamu yararı taşımadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulması talep edilmişti" ifadelerini kullandı.

'KAPASİTE ARTIRMA ÇALIŞMALARININ DURDURULMASI GEREK'
"Danıştay kararı gereği yeni bir bilirkişi heyetinin belirlenmesi ve keşfin yapılması gerekmektedir. Ayrıca, şirketin yürütmekte olduğu kapasite artırımına yönelik çalışmaların durdurulması gerekmektedir" diye Bayrak, altın madeni işletmesinin mevcut halinin yarattığı tehdidin daha önce çok defa kendisini göstermişken bir de kapasitenin artırılmaya çalışılmasının asla kabul edilemeyeceğinin altını çizdi. Bayrak, şöyle devam etti: "2018 yılında yaşanan asit tankeri kazası ve 21 Haziran 2022 tarihinde meydana gelen siyanür sızıntısı gelecekte yaşanacak ve sonuçları ölçülemeyecek düzeyde olacak olan faciaların habercileridir. Şubat ayında yaşadığımız ve yıkıcı sonuçları hala devam etmekte olan depremlerin Erzincan İliç altın madenini ne düzeyde etkilediği de belirsizdir. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi İliç altın madeni, büyük depremler üretme potansiyeline sahip bir fay hattının hemen yakınında bulunmakta hatta işletme sınırları içerisinde de fay bulunmaktadır. Onlarca şehri dolanan Fırat Nehrinin hemen yanı başındaki tehdit sadece faaliyet bölgesi ve çevresini etkilemeyecektir" dedi.

'DOĞAMIZIN VE YAŞAM ALANLARIMIZIN TALAN EDİLMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ'
TMMOB ve çeşitli kurum ve kuruluşlarca yürütülen hukuksal mücadelenin tek başına yeterli olmayacağını söyleyen Bayrak, şu çağrıyı yaptı: "Erzincan ve çevresindeki iller başta olmak üzere, Fırat Nehrinin geçtiği şehirlerin ve tüm ülkemizin Erzincan İliç'teki sömürge madenciliğine ve bu faaliyetin yarattığı yaşamsal tehdide dur demesi gerekmektedir. Daha önce de söylediğimiz gibi ortaya çıkan somut çevresel etkiler ve riskler göz önünde bulundurularak, bilimsel ve hukuksal açıdan birçok sorun barındıran ÇED Olumlu kararının ve telafisi imkansız zararlara neden olacağı açık olan kapasite artırımı işleminin acilen iptal edilmesi, durdurulması ve işletmenin kapatılması hayati öneme sahiptir. Çok geç olmadan Erzincan İliç altın madeni işletmesi kapatılmalıdır. Sömürge madenciliğine hayır, doğamızın ve yaşam alanlarımızın talan edilmesine izin vermeyeceğiz."