Sezgin Zevkibol yazdı / 6 Mayıs'ta Deniz'lerin açtığı yolda...
Deniz'lerin idamından 54 yıl sonra, gençlik başta olmak üzere, anti-emperyalistler, ezilenler; '71 devrimci önderlerinden aldığı güçle, NATO'nun Temmuz'da Ankara'da yapacağı ve yeni savaş kararları alacağı toplantıya barikat olmaya hazırlanıyor. Şimdi Deniz'lerin yolundan, onların cesaretini kuşanarak, emperyalistlere ve işbirlikçilerine sokakları dar etme, meydanları zapt etme günüdür.
6 Mayıs 1972… Bu coğrafyada sosyalistler açısından bir dönüm noktası, bir kırılma eşiğidir diyebiliriz. Bunu böyle tanımlamak abartı olmaz. Ancak 6 Mayıs'ı anlamak için ona giden süreci de ele almak gerekiyor. Çünkü 6 Mayıs'tan sonrası kadar öncesi de başlı başına bir tarihtir.
1968 gençlik hareketi, dünya genelinde anti-emperyalist bir damarla ortaya çıktı. ABD'nin Vietnam'a karşı başlattığı emperyalist savaşa tepki olarak gençlik dünya çapında ayağa kalktı. Anti-emperyalist ve devrimci mücadele, her ülkede kendi özgün koşulları içinde şekillenerek gelişti. Vietnam'a yönelik emperyalist saldırganlığa karşı yükselen öfke, Latin Amerika'dan Avrupa'ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılmıştı.
Avrupa ve Türkiye özelinde bakarsak, öğrenci gençliği içinde gelişen bu hareket mücadeleyi yeni bir seviyeye taşıdı. Türkiye'de '68 hareketi, üniversitelerde boykotlar ve işgallerle kendini göstererek bu alanların önemli bir mücadele zemini olduğunu ortaya koydu. Öğrenci gençlik arasında yükselen bu hareket, kısa sürede üniversite sınırlarını aşarak toplumun geneline yayıldı. Talepler yalnızca üniversitelerin demokratikleşmesiyle sınırlı kalmadı; ülkenin demokratikleşmesi ve emperyalizme bağımlılığa karşı mücadele temel eksen hâline geldi.
Tabii ki '68 gençliğinin toplumda yarattığı etki büyüdükçe, bu durum dönemin iktidarı açısından ciddi bir tehdit hâline geldi. Özellikle ABD'nin savaş gemisi 6. Filo'nun İstanbul Dolmabahçe'ye demirlemesiyle birlikte, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının öncülüğünde gerçekleştirilen eylemlerin ciddi bir etkisi oldu. Dolmabahçe'de Amerikan askerlerinin denize dökülmesi, emperyalizme açık bir meydan okumaydı ve “Bu topraklarda emperyalistlere rahat hareket etme imkânı yok” mesajını tüm dünyaya duyurma açısından önemliydi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları, militan bir çizgi benimseyerek her sokağı ve meydanı eylem alanına dönüştürdü; böylece dönemin Türkiye İşçi Partisi'nden (TİP) de ayrıştıklarını gösterdiler. Parlamenter ve reformist çizginin ötesine geçen gençlik, farklı bir mücadele hattı benimsedi. Bu hat, 1970'te Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu'nun (THKO) kurulmasıyla somutlaştı. Aynı dönemde Mahir Çayan önderliğinde THKP-C ve İbrahim Kaypakkaya önderliğinde kurulan TKP/ML de aynı devrimci kopuşun ifadesiydi. Bu süreci, “71 kopuşu” biçiminde anılan tarihsel çıkışın tohumlarının atıldığı dönem olarak da tarif edilebiliriz. Bu yeni mücadele hattı, gençlik mücadelesini militan ve eylemli bir düzeye taşıdı. Artık anti-emperyalist mücadele yalnızca sözle değil, doğrudan eylemlerle sürdürülüyordu. Filistin'de devrimci gençliğin aldığı eğitimler ve orada Siyonizme karşı Filistin halkının verdiği mücadele, bu hattın pratikte de şekillenmesini sağladı. THKO'nun ABD askerlerini kaçırma eylemleri, emperyalist üslerin ve temsilcilerinin devrimci gençliğin doğrudan hedefinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunun göstergesidir.
Mücadelenin büyümesi, devletin baskısını da artırdı. 12 Mart askerî darbesiyle birlikte devrimcilere yönelik geniş çaplı bir saldırı başlatıldı. “Balyoz Harekâtı” olarak adlandırılan ve çok sayıda devrimcinin tutuklandığı bu operasyon, faşist askerî darbeyle hayata geçirildi. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan da bu süreçte hapsedilerek idamla yargılanmaya başladı.
İdamların engellenmesi için pek çok eylem ve eylem girişimi oldu. Bunların en bilinenlerinden biri, Mahir Çayan ve arkadaşlarının NATO üssünü basarak yabancı teknisyenleri kaçırmasıdır. THKO'luların Kürecik Radar Üssü'ne yönelik eylem girişimlerinin pusuya düşürülerek engellenmesi de bu sürecin bir parçasıdır. Bu eylemler, devrimci dayanışmanın ve siper yoldaşlığının en çarpıcı örnekleri olarak tarihimizde yerini aldı.
6 Mayıs 1972'de üç devrimci gençlik önderi idam edildi. Ancak bu idamlarla hedef alınan yalnızca üç kişi değil, yükselen bir mücadeleydi. Devletin amacı; büyüyen anti-emperyalist hareketi bastırmak, gençliğin kendi yolunu çizen mücadelesine gözdağı vermek ve korku yaratarak benzer bir çıkışın yeniden yaşanmasını engellemekti.
Ve Deniz'lerin idamından 54 yıl sonra, gençlik başta olmak üzere, anti-emperyalistler, ezilenler; '71 devrimci önderlerinden aldığı güçle, NATO'nun Temmuz'da Ankara'da yapacağı ve yeni savaş kararları alacağı toplantıya barikat olmaya hazırlanıyor.
Şimdi Deniz'lerin yolundan, onların cesaretini kuşanarak, emperyalistlere ve işbirlikçilerine sokakları dar etme, meydanları zapt etme günüdür.