Mektup / Adil Can bir direniş abidesiydi - Ali Gerçek
Adil Can, kendisini tanıyan herkeste derin izler bırakmıştı. Bir yoldaşı, "Biz ne öğrendiysek ondan öğrendik. Yoldaşlığı, yoldaş devrimciliği ondan öğrendik" diye anlatır O'nu.
Adil'in fiziki olarak aramızdan ayrılışının 41. yıl dönümü. Acımız da öfkemiz de ilk günkü tazeliğini korumaya devam ediyor. 15 Nisan'da her yıl olduğu gibi yoldaşın mezarının başında olacağız. Sevdiği şiirlerle ve türkülerle mezarına karanfiller koyarak anmamızı gerçekleştireceğiz.
Adil yoldaş İstanbul'a Mart 1980'de gelmişti, grev ve direnişlerin yoğun olduğu bir dönemdi. On binlerce işçi özellikle metal iş kolunda grevdeydi. Yoğunluk noktası Haliç havzasıydı. Demirdöküm, Sungurlar, Elektro Metal gibi binlerce işçinin çalıştığı fabrikaların hepsi grevde ve yanı sıra birçok iş yerinde örgütlenmeden kaynaklı işçilerin işten atılmasından dolayı direnişler devam ediyordu. Adil yoldaş böyle bir dönemde İstanbul'a gelmişti. Metal iş kolunda yeni sendika kurma çalışmalarımız vardı. Yoldaş grev ve direnişlerin hepsine ulaşmak için yoğun bir çalışma içindeydi.
Adil yoldaş grev ve direniş yerlerinin simgesi haline gelmişti. İşçiler grev ve direniş yerlerindeki konuşma ve sohbetlerinde Adil yoldaşa “Bizim Temo (Tamer)” diye hitap ederlerdi. Yani onlardan biri olmuştu artık. Bu durum semt çalışmalarımızda da çok yardımcı oluyordu.
Adil yoldaş İstanbul'a gelmeden önce 1970'lerde Elâzığ, Dersim, Kayseri ve Denizli'de 4 kez gözaltı süreci yaşamıştı. İstanbul'a geldikten 7 ay sonra faşist askeri cunta yönetime el koymuştu. Baskı ve saldırılar şiddetini iyice arttırmıştı. Ev ve işyeri baskınları, yoğun gözaltılar, işkenceler, tutuklamalar her gün daha da artmaya başlamıştı. Özellikle işçi sınıfı ve devrimci öncüler üzerinde yoğunlaşmışlardı. Saldırılar üst düzeydeydi. Bu süreçte duraksama ve teslimiyetler artmıştı. Adil yoldaşın sorumluluğu daha da artmıştı. Daha çok enerji ve daha disiplinli çalışma gerektiren bir sürece girilmişti. 4 yıl boyunca bu çalışmaları başarı ile sürdürdü. Yoldaşlarını motive etmeyi başardı. O her zaman olduğu gibi güçlü bir önder, komünist partiliydi.
Cunta döneminde tutsak düşmeden 4 yıl çalışmalarını aksatmadan sürdürdü. 1984 başında Kayseri'de bir çalışmada tutsak düştü. Kayseri sorgulamada sonuç alamayınca Gayrettepe'deki İstanbul TEM'e sevk edildi. Burada 45 günlük yoğun işkencelere rağmen sonuç alamayınca mahkemeye çıkarıldı ve serbest bırakıldı. Uzun süre tedavi gördü. Daha yeni yeni toparlanmışken bir kamulaştırma sırasında yeniden tutsak düştü. Bu tutsaklıkta da çok ağır işkenceler gördü. Defalarca komaya girmiş şekilde hastaneye sevk edildi, kendine geldikten sonra tekrar sorguya alınıyordu. Her zaman olduğu gibi işkencede destansı bir direnişle işkencecileri mahkum etmişti. 45 günlük ağır işkencelerin sonunda çok bitkin halde tutuklanarak Metris Askeri Hapishanesine gönderildi. Gidişte dili parçalanmış, ayakları tutmaz haldeydi. O süreçte Metris'te tek tip dayatmasından dolayı açlık grevleri ve ölüm oruçları sürüyordu. Yoldaş yaşadığı bu sağlık sorunlarına rağmen hiç ara vermeden direnişe katıldı. Sürdürülen bu mücadelede can kayıpları yaşandı. 4 devrimci hayatını kaybetti ama tek tip dayatmasını püskürtmüşlerdi. Bu süreçten sonra Adil yoldaşın sağlık sorunları iyice artmıştı. Önce konuşma, sonra hareket yeteneğini kaybetti. Bir süre sonra komaya girdi. Bu durum uzun süre devam etti. Bazı tutsaklar çıktıkları mahkemelerde Adil Can yoldaşın komada olduğunu, bir an önce müdahale edilmesini istediler. Cevap olarak mahkemeden atıldılar.
O günlerde cuntacıların iki yıldır işkencelere, baskı ve cezalandırmalara rağmen giydiremediği tek tip kıyafet dayatmasında gedikler açılmıştı. Adil Can'ın yaşamını yitirmesi bu gedikleri iyice büyüttü, bir süre sonra da bu onursuz dayatma tümden ortadan kaldırıldı. Tek tip kıyafetin kaldırılmasında Adil Can'ın katkısı çok büyük oldu.
Adil Can, kendisini tanıyan herkeste derin izler bırakmıştı. Bir yoldaşı, "Biz ne öğrendiysek ondan öğrendik. Yoldaşlığı, yoldaş devrimciliği ondan öğrendik" diye anlatır O'nu.
Adil yoldaş saygın bir liderdi. Bu saygınlığın birçok sebebi var ama en çok direngenliği öne çıkar. Adil Can bu direngenliğini Metris Askeri Hapishaneden sevgilisine gönderdiği bir mektupta şöyle dile getiriyor. "İşkence izleri bir gün silinir ama onursuz bir davranış ömür boyu silinmez."
Yoldaşı sevgi ve özlemle anıyorum.
Dersim'den Ali Gerçek