8 Şubat 2026 Pazar

Maskat Görüşmeleri: Bir uzlaşma çabası mı yoksa savaşın başlangıcı mı?

Bu süreçte, İran'daki güç yapısında ciddi değişiklikler yaşanabilir. Hükümetin önde gelen figürleri, Amerika ile bir tür uzlaşmaya varma kapasitesine sahip güçlere yer açabilir. Diğer bir deyişle, sahadaki bir yenilgi, sistemin içindeki siyasi liderlikte zorunlu bir yeniden yapılanmaya yol açabilir.

7 Şubat Cuma Günü, İran İslam Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri temsilcileri, Umman'ın başkenti Maskat'ta yeni bir müzakere turu gerçekleştirdiler. Bu görüşmeler, tehdit, güvensizlik ve bölgesel kaygılarla dolu bir atmosferde yapıldı. Bu yazının yazıldığı ana kadar, Amerikalı taraf, görüşmelerin sonuçları hakkında herhangi bir değerlendirme yapmadı. İran İslam Cumhuriyeti yetkilileri ise yalnızca genel ve belirsiz ifadelerle yetinerek, ayrıntıları vermekten kaçındılar. Bu haber verme biçimi, bu sürecin karmaşıklığını ve hassasiyetini, İran ve bölge için geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilecek bir sürecin olduğunu gösteriyor.

İran Dışişleri Bakanı, görüşmeleri "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirip, devam eden görüşmeler için "karşılıklı anlayış" oluştuğunu ifade etti. Ayrıca, sadece nükleer mesele üzerinde müzakere ettiklerini, ABD ile diğer anlaşmazlık konularını bu sürece dahil etmeyeceklerini vurguladı. Bu tavır, İran hükümetinin müzakereleri dar bir çerçevede tutmayı ve bölgesel politikalar, füze programları veya iç meseleler gibi daha geniş konulardan kaçınmayı sürdürdüğünü gösteriyor.

Öte yandan, ABD Başkanı, eğer bir anlaşmaya varılamazsa, "kötü şeylerin" olma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti. Bu ifade, bölgedeki siyasi ve askeri atmosferde ciddi bir tehdit olarak algılanıyor. Aynı zamanda, küresel güçler ve bölgedeki ülkeler, gerilimin artma riski ve yeni bir askeri çatışmanın patlak verme olasılığı konusunda uyarılarda bulundular.

Görüşmelerin üzerinde savaş gölgesi var. Amerika, Ortadoğu'da daha önce görülmemiş bir askeri konsantrasyon yapmış durumda. İran İslam Cumhuriyeti ise, Amerika'nın tehditlerine karşılık olarak, herhangi bir askeri saldırı durumunda "ağır bir karşılık" vereceklerini ve ABD askeri üslerini barındıran Arap ülkelerini de böyle bir saldırıya katılmamaları konusunda uyardıklarını belirtti. Bu karşılıklı tehditler, Maskat görüşmelerinin sakin bir ortamda değil, bir çıkmaz noktasında yapıldığını gösteriyor. Her iki taraf da müzakereleri kendi pazarlık gücünü artırmak için baskı aracı olarak kullanmaya çalışıyor.

Bu ortamda, iki mantıklı senaryo öngörülebilir:
İlk senaryo, çatışmaya doğru bir ilerleme. Bu senaryoda, İran İslam Cumhuriyeti yönetimi, Amerika'nın taleplerini kabul etmeyi reddediyor ve müzakereler başarısız oluyor. Böyle bir durumda, siyasi ve ekonomik baskıların artması ve nihayetinde Amerika ve İsrail'in İran'a yönelik askeri saldırıları söz konusu olabilir. İran, muhtemelen füze saldırıları ve bölgesel hamlelerle karşılık verecektir, ancak güç dengesine bakıldığında uzun süreli bir savaş ihtimali düşük görünüyor. Bu tür bir çatışmanın sonucu, İran İslam Cumhuriyeti'nin pratikte yenilgisi ve zayıf bir pozisyondan bir anlaşmanın dayatılması olabilir.

Bu süreçte, İran'daki güç yapısında ciddi değişiklikler yaşanabilir. Hükümetin önde gelen figürleri, Amerika ile bir tür uzlaşmaya varma kapasitesine sahip güçlere yer açabilir. Diğer bir deyişle, sahadaki bir yenilgi, sistemin içindeki siyasi liderlikte zorunlu bir yeniden yapılanmaya yol açabilir.

İkinci senaryo, savaşın önlenmesi için uzlaşma. Bu senaryoda, İran İslam Cumhuriyeti, askeri karşılaşmayı engellemek için uzlaşmayı ve Amerika'nın ana taleplerini kabul eder. Ancak böyle bir geri adım atmak, yönetimdeki figürlerde ve güç yapısında değişiklikler olmadan zor olacaktır. Hükümet, uzlaşmanın iç ve dış sonuçlarını yönetebilmek için siyasi yapısını yeniden şekillendirecek ve anlaşmayı iç politikada bir miktar güç gösterisi ve uluslararası kabul ile desteklemeye çalışacaktır.
Bu durumda, eğer savaş olmasa bile, İran İslam Cumhuriyeti önemli geri adımlar atmak zorunda kalacaktır. Bu geri adımlar, gücün aşınması ve siyasi manevra yeteneğinin azalması anlamına gelir.

Her iki senaryo da İran İslam Cumhuriyeti'nin zayıflayacağı bir gerçeği ortaya koymaktadır. Ya askeri baskılar ve doğrudan bir çatışmada yaşanan başarısızlık sonucunda ya da önceki tutumlardan geri adım atmayı gösteren uzlaşmalarla. Her iki yol da yıllarca Batı'ya karşı direniş söylemleriyle meşruiyet kazanan bir hükümetin, politik ve stratejik kapasitesinin azalmasına işaret eder.

Böylesi bir ortamda, İran'ın geleceği her şeyden önce toplumsal iç gelişmelere bağlı olacaktır. Son yılların deneyimleri, toplumsal hareketlerin, işçi hareketlerinin, kadınların, gençlerin ve toplumun farklı kesimlerinin siyasi süreçlerin şekillendirilmesinde belirleyici bir rol oynadığını göstermiştir. Halkın özgürlük, adalet ve geçim taleplerine yanıt verebilecek bir alternatifin oluşabilmesi, bu hareketlerin örgütlenmesi ve birbirleriyle bağ kurmasına bağlıdır.

"Ekmek, iş, özgürlük" şeklindeki geniş ve kapsamlı anlam taşıyan bir slogan, toplumsal güçlerin birleşmesi için bir odak noktası olabilir; bu slogan hem ekonomik talepleri hem de siyasi ve medeni hakları kapsar. Özgür, örgütlü ve refah içinde bir toplumun geleceği, ne kapalı kapılar ardında yapılan anlaşmalarda ne de yıkıcı savaşlarda değil, halkın bağımsız kurumlar yaratma gücüne ve medeni ve toplumsal mücadeleleri ileriye taşıma yeteneğine dayanacaktır.

Maskat görüşmeleri, sadece sıradan bir diplomatik konuşma değil, iç ve uluslararası düzeyde karmaşık bir güç denklemine dahil olan bir süreçtir. Askeri tehditler, ekonomik baskılar ve iç bölünmeler, İran İslam Cumhuriyeti'ni zor bir seçim yapmak zorunda bırakmıştır. Hem çatışma hem de uzlaşma yolu, İran'daki güç yapısının zayıflamasının yeni bir aşamasını gösteriyor.

Sonuç olarak, İran'ın siyasi geleceği yalnızca müzakere masasında değil, toplumun içindeki güçlerin örgütlenme kapasitesine ve halkın özgürlük, eşitlik ve kamusal refah taleplerini karşılayacak demokratik, halkçı bir alternatif yaratma yeteneğine bağlı olarak şekillenecektir.

İran Komünist Partisi - Kürdistan Örgütü Komalah'ın  https://komalah.org/  web sitesinde yayınlanan bu yazı çeviri ekibimiz tarafından çevrilmiştir.