19 Haziran 2024 Çarşamba

İtalya'da halkçı-demokratik bir parti doğdu

İtalya'da 4 Mart'ta yapılan genel seçimlerde sağcı ve ırkçı hareketler sandıktan çıktı. Sağın yükselişini tescilleyen seçimler, yeni bir radikal hareketin de politikası sahnesine çıkışına vesile oldu. "Potere al Popolo! (İktidar Halka)" partisinden Giuliano Granato, seçim sonuçlarını değerlendirirken, halkçı-demokratik bir yapıya sahip partilerinin amaçlarını anlattı. Granato, "Farklı geleneklerden, farklı arka planlardan geliyoruz. Marx, Lenin, Gramsci ve Mao ortak olanlardır. Bunun zor bir mücadele olacağını biliyorduk ve sıfır noktasından başladığımızın da ayırdındaydık. Sol enkaz halindeydi. Seçim kampanyasına katılmaktaki amacımız, halkla bir mesajı paylaşmaktı: iktidarı halka vermek" diye konuştu.
İtalyan seçimlerinin sonuçları, çoğu insan için şaşırtıcı oldu. Partizanların ülkesinde, Gramsci ve Togliatti'nin yurdunda, bir zamanlar Batı Avrupa'nın en kitlesel komünist partisinin bulunduğu yerde, sol adeta buharlaşmış, faşizme meyleden ırkçı sağ hareketler ülkenin kuzeyinden güneyine çoğunluğu elde etmişlerdi. Göçmen düşmanı 5 Yıldız Hareketi, zengin ırkçısı Kuzey Ligi ve sağ popülist Berlusconi, seçimlerin galibi oldular. Ancak gerçekte yenilen sol değil, sosyalizmin mirasına ihanet ederek onu liberal bir potaya sokmaya çalışan "Demokratik Parti" idi. İtalyan Komünist Partisi'nin tasfiyesi temelinde, neoliberallerle ittifak yapılarak kurulan bu parti, işçi sınıfı oylarını ırkçı sağa kaptırmıştı.
 
Diğer yandan, İtalyan seçimleri, henüz küçük olmakla birlikte, yeni bir radikal sol partinin de beklenmedik biçimde politika sahnesine çıkışına vesile oldu. Napoli'de bir sosyal merkez etrafında mücadele yürüten Ex Opg Je so’ Pazzo grubu, eski solun klişelerini reddederek, halkın içinden yükselttikleri bir çalışmayla, yeni bir siyasi parti kurarak ülke genelinde örgütlenmeyi başardılar. Amaçlarını partinin adıyla da ifade eden "Potere al Popolo! (İktidar Halka)" partisinden Giuliano Granato ile bu süreci konuştuk.
 
İTALYA SAĞA KAYIYOR, SEÇMEN DEĞİŞİM VAAT EDENE OY VERDİ
 
İtalyan seçimlerinin 'beklenmedik' sonuçlarını, özellikle de sermaye eksenli iki sağcı partinin (5 Yıldız Hareketi ve Kuzey Ligi) yükselişini nasıl yorumluyorsunuz? İtalyan halkı bir kez daha faşizme mi yöneliyor?
 
Katıldığımız bütün etkinliklerde ve yazdığımız bütün belgelerde, İtalya'da sağa doğru bir kayış yaşandığını belirttik. Kuzey Ligi, Kuzey İtalya'nın bağımsızlığını/özerkliğini savunmaktadır, Fransız neo-faşist partisi "Ulusal Cephe" veya Fratelli d'Italia (İtalya'nın Kardeşleri) gibi faşist hareketlerden esin almaktadırlar, işçi sınıfını bölmeyi hedeflemektedirler. Ancak sağa kayış bu partiden ibaret değildir.
 
Aynı zamanda merkez-sağ ve merkez-sol partiler de, aşırı sağ ile aynı ırkçı dili kullanarak sağa kaymaktadır. Belli bir noktada, 5 Yıldız Hareketi de aynı silahları kullanarak, iş adamlarını ve bankacıları güvenilir bir hükümet partisi olacaklarına ikna etmeye çalıştı.
 
Ne var ki, gerek yüzde 32 oy alan 5 Yıldız Hareketi'ne, gerekse yüzde 17 oy alan Kuzey Ligi'ne oy verenlerin büyük çoğunluğunun bu partilerin programına oy vermediklerini, aksine çürümüş ve işlevsiz olarak gördükleri mevcut siyasi sistemi değiştirmek motivasyonuyla hareket ettiğini düşünüyoruz. Her şeyi değiştireceğini vaat eden bu partilere bu yüzden oy verdiler. Özellikle 5 Yıldız Hareketi sürekli "casta"yı (kast) suçluyor, politikacıların krizden sorumlu olduğunu söylüyor. İnsanlar mevcut durumdan yoruldular. Mutsuzlar. Bu mutsuzluk kitlesel boykota veya kitle mücadelelerine dönüşmedi. Aksine, bu iki partiye akan protesto oyuna dönüştü. Bu partiler işçi ve yoksul halk arasında kabul gördü, geleneksel ve yeni sol partiler ise kabul görmedi.
 
SAĞIN YÜKSELİŞİ SOLUN HALKTAN KOPMASININ SONUCUDUR
 
Kuzey Ligi'nin sanayileşmiş Kuzey'den, 5 Yıldız Hareketi'nin ise tarımsal Güney'den destek alıyor olması gerçeği, tersinden, bize Antonio Gramsci'nin "Güney Sorunu" analizini ve Kuzey'in proletaryası ile Güney'in köylülüğünün ittifakı formülünü anımsatıyor. Bu iki sağ partinin yükselişi, İtalyan komünizminin büyük yenilgisinin sonucu mudur?
 
Daha önce de belirttiğim gibi, bu iki parti, solun başarısız olduğu yerlerde başarı kazandı. İtalyan komünizminin başarısızlığının tarihi çok uzundur ve burada kısaca ele alabileceğimiz bir konu değildir. Ancak en özet biçimde söyleyebileceğimiz; İtalyan komünistlerinin halkı anlayamadığıdır. Komünistler Mao'nun öğretilerini dikkate almadılar, özellikle de halkın içine gitmek, onlarla birlikte yaşamak, onların dilini konuşmak, ihtiyaçlarını anlamak noktasındaki öngörülerini hayata geçirmediler. İtalyan solu bu görevi gerçekleştirmeyi başaramadı ve sonuç ortada: işçi sınıfı ve yoksul halk karşı tarafa geçti.
 
Ve evet, 5 Yıldız ve Liga arasındaki ayrım, ülkenin Kuzeyi ve Güneyi arasındaki ayrımı temsil etmektedir. Tarihsel şartlar hayli değişmiş olsa da, halen Gramsci'nin bahsettiği "Güney Sorunu" (Questione Meriodionale) mevcuttur. Halen bir ekonomik bölünme vardır. Güney, Kuzey'den daha yoksuldur ve pek çok genç insan Güney'deki şehirlerden Kuzey'e veya Avrupa'nın ya da dünyanın başkaca ülkelerine göç etmektedir.
 
Mao'ya yaptığınız güçlü vurgu dikkatimi çekti, Maoist bir kökenden mi geliyorsunuz?
 
Farklı geleneklerden, farklı arka planlardan geliyoruz. Marx, Lenin, Gramsci ve Mao ortak olanlardır. Ardından Kara Panterler Partisi, Latin Amerika deneyimleri vd. gelir.
 
Sosyal bir harekete dayanarak yeni bir parti kurdunuz ve partinize "İktidar Halka" ismini koydunuz. Seçim sürecinde ne gibi başarılar elde ettiniz?
 
Biz seçim mücadelesine girmeye, seçimlere birkaç ay kala karar verdik. Kasım ayıydı ve hayatımızın en berbat seçim kampanyasıyla karşı karşıya olabileceğimizin ayırdındaydık. Sağ, gelişiminin doruğundaydı ve hiçkimse ezilenler ve yoksullar adına konuşamazdı. Biz, bir sosyal merkezden ve bir kolektifler ağından yola çıkarak bu projeyi başlattık, adını da "İktidar Halka" koyduk. Daha baştan sendikaların kimi kesimlerini toparladık.
 
Bunun zor bir mücadele olacağını biliyorduk ve sıfır noktasından başladığımızın da ayırdındaydık. Sol enkaz halindeydi. Sol yoktu bile. Seçim kampanyasına katılmaktaki amacımız, halkla bir mesajı paylaşmaktı: iktidarı halka vermek. İsmimiz bir mesajdı, herkes tarafından anlaşılabilirdi. 400 bin insan Potere al Popolo için oy verdi, bu ülke genelinde yüzde 1,1'e denk geliyordu. Napoli'de yüzde 3, Livorno'da yüzde 4,5 oy aldık. Kazanmak için doğduğumuz için, bununla mutlu olamayız. Ne var ki, sadece 3 ayda, ana akım medyada hiç görünmeden ve ülkedeki topluca sağa kayış koşullarında daha iyisini de yapmamız pek mümkün değildi.
 
Bu üç ayı İtalya'yı gezmek için değerlendirdik, büyük ve küçük şehirlerde, köylerde, adalarda ve dağlarda insanlarla buluştuk. Üç aylık bu kampanya sonucunda şimdilerde pek çok yeni irtibatımız var, yeni iletişim araçları kurmayı başardık ve artık milyonlarca insan varlığımızdan haberdar. Kendine has bir politik örgüt kurmak için gerekli temelleri hazırladık.
 
 
DEMOKRATİK PARTİ NEOLİBERALDİR, SEÇİMLERDEN AĞIR BİR YENİLGİYLE ÇIKTI
 
Diğer iki sol partiyi, Demokratik Parti (PD) ile Eşit ve Özgür'ü (LeU) nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Demokratik Parti ancak Orwell'ci bir dünyada "solcu" olarak nitelenebilir, sözcüklerin hiçbir şey ifade etmediği bir dünyada. Komünist Parti'nin ve Hıristiyan Demokratik Parti'nin devamcıları arasında bir birleşme sonucu kurulan Demokratik Parti, neoliberal bir partidir. Sosyal demokrat bir partiden ziyade Tony Blair'in "Üçüncü Yol" çizgisine denk gelir. 2013'ten bu yana ülkeyi yönettiler, Forza Italia'nın (Silvio Berlusconi'nin partisi) eski üyeleriyle ittifak yaptılar, işçilere, öğrencilere, yoksullara ve göçmenlere karşı yasalar çıkarttılar. Halen de bir PD hükümeti mevcuttur, ancak seçim sonuçları uyarınca yerini başka bir hükümete bırakacaktır. Dahası, özel şirketlere ve bankalara milyarlarca Euro hediye ettiler. Son 3 yılda özel şirketlerin İtalyan hükümetinden 40 milyar Euro aldığı tahmin edilmektedir. Aynı dönemde yoksul halk hükümetten hiçbir şey alamadı ve bahane hep "para yok" oldu. "Hepimiz aynı gemideyiz", "Hepimiz fedakarlık yapmalıyız" dediler. 4 Mart seçimleri, PD için ağır bir yenilgiydi. Tarihinde ilk kez yüzde 20'den az oy aldı. Tanık olduğumuz olgu, "Pasoklaşma" tabir edilen, neoliberal yolda ısrar eden eski sosyal demokrat partilerin ölmesinin İtalyan versiyonuydu.
 
Liberi e Uguali (Eşit ve Özgür) üzerinde duracak olursak; onları "ikinci PD" olarak tanımlıyoruz. Birkaç ay öncesine kadar üyelerinin büyük kısmı PD üyesiydi. Çoğu, PD milletvekilleriyle birlikte, son yıllarda geçirilen gerici yasalara oy verdi. Örneğin emeklilik yaşını yükselten Fornero yasası, ya da hükümetlerin yeni politikalar için borç almasını önleyen (böylece onları kaynak yaratmak için sosyal hakları kısmaya zorlayan) anayasal düzenleme. Buna ek olarak, onlar eski partileriyle bağlarını da koparmadılar. Tersine, yeni oluşacak parlamentoda PD ile yeni bir ittifak kurmaya çalışacaklarını ilan ettiler. Özetle LeU, PD'den rahatsız olan insanları geri kazanmaya yönelik bir aklama operasyonuydu. PD ile yeniden pazarlık yapmayı amaçlıyorlardı ama PD'den bile kötü bir seçim sonucu aldılar: Yüzde 3,3. Bununla ancak çok az sayıda milletvekili çıkartabilirler.
 
Silvio Berlusconi'nin aktif siyasete 'dönüşünü' nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
O her zaman aktifti. Mahkum edilip kamu görevlerinden uzaklaştırıldığında dahi. 2011'den sonra, hükümeti düştüğünde, siyaseten ölmüş gibi görünüyordu. Ne var ki tekrar dirildi ve 7 yıl sonra tekrar sahnede. Bunun anlamı nedir? Belli türde politikaları destekleyen bir sosyal bloğun varlığını göstermektedir. Kuzey Ligi'ne karşı ılımlı sağı oynayarak, AB içindeki eski düşmanlarının da desteğini kazandı. Ne var ki, onun seçimlerde Kuzey Ligi'nin gerisinde kalarak aldığı yenilgi, İtalyan sağında yeni bir dönemin başlangıcıdır. Daha aşırı pozisyonlar zemin kazandı ve aşırı sağ partiler liderliği ele geçirdi.
 
BU DAHA BAŞLANGIÇ, MÜCADELEYE DEVAM
 
"İktidar Halka" partisinin geleceği ne olacak? Siyasi bir parti olarak yola devam edecek misiniz?
 
18 Mart'ta Roma'da ulusal toplantımızı yaptık. Bu üçüncü ulusal toplantımızdı. Kasım'da 800 kişi katılmıştı; Aralık'ta 1000; Mart'ta ise, yüzde 1,1 gibi zafer diyemeyeceğimiz bir sonucun ardından, 1500 kişi katıldı. Bunun anlamı mesajımızın halka ulaştığıdır; baştan beri seçimlerin kendi başına bir amaç değil, politik özneyi inşa etmenin bir aracı olduğunu söylemiştik. Şimdi İtalya çapında binlerce militanımız var. Potere al Popolo içinde hala pek çok fark var ve hala bir "cephe" durumundayız. Ne var ki, Napoli'den Ex Opg Je So Pazzo ve Clash City Workers grupları olarak, önümüzdeki aylarda politik bir örgüt kurmak yönünde ilerlemek gerektiğini düşünüyoruz. Bu örgüt, eski şanlı örgütlerin bir kopyası olamaz.
 
İlk etapta iki görev belirledik: Potere al Popolo'nun yeni şubelerini açmak. Tıpkı eski İtalyan Komünist Partisi gibi, her şehirde bir şube açmak istiyoruz. İkinci görevimiz ise, bu şubeleri eski partilerin şubelerinden farklı bir görevle açmaktır. Bu şubelerin insanların sosyal etkinlikler ve dayanışma ağları örgütleyeceği yerler olmasını istiyoruz. Kendi arzularımızdan değil, halkın gerçek ihtiyaçlarından hareket etmek istiyoruz. Daha az laf kalabalığı, daha çok "praksis" (pratik). Sonra deneyimimizden öğrenme, teori ve sonra tekrar praksis.
 
Fikrimiz, yaz aylarında bir kamp düzenlemek ve sonbaharda da kongreyi toplamak. Bu arada, mücadeleler arasında bağlar kurmak, yeni gruplar oluşturmak, yeni araçlar inşa etmek. Örgütsel araçlar da dahil tabii buna. Mesela katılımı teşvik edecek bir web platormu üzerinde çalışıyoruz. Kapitalizmden yeni bir topluma geçişi başarmak için "Katılımcı ve halkın başrolde olduğu" bir demokrasi istiyoruz.
 
Seçimlerden nasıl dersler çıkarttınız? Partinizi ilk kez kamusal alanda gören insanların izlenimleri, yorumları nasıl oldu?
 
Çok şey öğrendik. İlk kez seçimlere katıldık. Şimdiye kadar çoğumuz, referandumlar dışında oy dahi kullanmamıştık. Sahip olmadığımız birçok yeteneği geliştirmemiz gerekti. Önceki deneyimimiz gerçekten çok değerliydi. Kasım'a kadar kullandığımız dili aynen seçimlere taşıyabildik. Dahası, biz insanlara yeni sözler vaat etmedik. Mesajımız basitti: Bizi tanıyorsunuz, işyerinizde, mahallenizde, okulunuzda birlikte mücadele ettik; dün de buradaydık, yarın da burada olacağız. Size bir şeyler vaat etmeyeceğiz. Şunu ya da bunu yapacağız demiyoruz. Hali hazırda zaten yaptıklarımızı anlatıyoruz. Bize katılmak ve birlikte mücadele etmek istemez misiniz?
 
Bazı insanlar bize güvensiz yaklaştı. Geleneksel sol zehirli tohumlar ekti ve bunun bedelini hala ödüyoruz. Ne var ki, bir kez bizi dinledikleri zaman, birebir sohbetlerde veya çıktığımız az sayıda televizyon programında bizi duyduklarında, mesajımız onları ikna edebildi. Geçmişte hayal kırıklığına uğramış birçok insan Potere al Popolo ile yeniden mücadele enerjisi kazandıklarını söyledi. Potere al Popolo, özellikle uyuyan insanları uyandırmanın ve yeni genç enerjileri aktifleştirmenin bir yoluydu. Bu daha başlangıç, bunlar ilk adımlarımız. İlerlemeliyiz, geleceği kazanmalıyız.