AVEG-KON: Emperyalist sömürgeci saldırılara son, Kürdistan'a statü
AVEG-KON, ABD emperyalizminin Venezuela'ya, Türk devleti ve HTŞ çetesinin Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'ye dönük saldırılarına ilişkin açıklama yaptı. Kürt ulusunun kolektif demokratik haklarını karşılamaktan uzak "faşist şeflik rejiminden demokratikleşme beklentisinin hayal" olduğu vurgulanan açıklamada, Türk halkına, Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerine, Avrupa'da yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmen işçi ve emekçilere, "Kürt halkının kolektif demokratik haklarının tanınması ve anayasal güvenceye alınması mücadelesinin içerisinde" yer alma çağrısı yapıldı.
Avrupa Ezilen Göçmenler Konfederasyonu (AVEG-KON), ABD emperyalizminin Venezuela'ya, işgalci Türk devleti ve HTŞ çetesinin Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'ye yönelik saldırılara ilişkin yazılı açıklama yaptı.
'EMPERYALİST SAVAŞ HAZIRLIKLARI MİLİTARİSTLEŞMEYLE SÜRÜYOR'
"Emperyalist sömürgeci saldırılara son, Kürdistan'a statü" başlıklı açıklamada, emperyalist rekabetteki pozisyonunu kaybetmek istemeyen ABD'nin, hem Güney Amerika'da hem Ortadoğu ve İran'da askeri emperyalist müdahalelerle dünya jandarmalığına yeniden soyunma hamlesine giriştiği belirtildi, Venezuela'ya dönük saldırının amacının petrol ve doğal kaynakları ele geçirmek olduğu kaydedildi. Açıklamada, "Halkların iradesi ve kendi kaderini tayin etme hakkı, sömürgeci saldırılarla bertaraf edilerek emperyalist savaş hazırlıkları militaristleşmeyle sürüyor" denildi.
'KÜRT HALKININ İSTEĞİ ULUSAL DEMOKRATİK TALEPLERİNİN GÜVENCELENMESİ'
"Halkların iradesi ve kendi kaderini tayin etme hakkı, sömürgeci saldırılarla bertaraf edilerek emperyalist savaş hazırlıkları militaristleşmeyle sürüyor. Bu konjonktürün bir parçası olarak Erdoğan şefliğindeki faşist sömürgecilik, Kürt sorununu faşist devlet sistemi içinde yönetilebilir kılmak ve bireysel haklar temelinde kısmi tavizlerle 'çözmek' istiyor" ifadesine yer verilen açıklamada, Kürt halkının özlemi ve isteğinin ulusal demokratik talepleri için yasal mücadele alanının güvencelenmesi, Kürt ulusunun inkarına son verilmesi; anadilde eğitim hakkı ve tüm demokratik siyasal hakların tanınması olduğu vurgulandı.
Türk burjuva devleti ve AKP-MHP iktidarının Kürt ulusal demokratik hareketiyle zoraki kurduğu muhataplık masasındaki tekliflerinde Kürtleri bir ulus olarak kabul etmediği, idari özerklik ve anadilde eğitim haklarını tanımak istemediği, tüm siyasal tutsakların serbest bırakılmasını sağlamayacağı Türk Ceza Kanunu'nun kaldırılması gibi kimi kolektif hakları kapsayan bir gündemi bulunmadığı vurgulanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Devletin sunduğu 'çözüm' önerisinde; Kürt ulusal demokratik hareketinin Kürdistan'ın dört parçasında öz savunmasız bırakılması, Kürt halkının ulusal statü talebinin karşılanmaması, Kürt ulusal demokratik taleplerinin içeriksiz ve belirsiz bir zamanın vaadi olarak ötelenmesi vardır. İnkar ve sömürgecilikte deneyim kazanmış Türk burjuva devleti, devam eden bu 'süreci' kaçırmak istemiyor ve Kürt halkının kolektif ulusal demokratik haklarını inkara dayanan devlet geleneğini sürdürüyor. Güncel durumda işçi sınıfı sendikalaşma, grev ve toplu sözleşme hakkını kullanamıyor."
'FAŞİST ŞEFLİK REJİMİNDEN DEMOKRATİKLEŞME BEKLENTİSİ HAYAL'
Demokratik hak ve özgürlüklerin baskı ve zorla ortadan kaldırıldığı, gerici ve erkek egemen kuşatma altında kadın katliamlarının sistematik biçimde sürdüğü, LGBTİ+'lara yönelik baskı ve katliam politikasının devlet politikasına dönüştüğü kaydedilen açıklamada, "Toplumsal ve siyasal mücadeleler gözaltı ve hapishane tehdidiyle bastırılmak isteniyor. Bu faşist şeflik rejiminden demokratikleşme beklentisi bir hayaldir" diye vurgulandı.
'ROJAVA KADIN DEVRİMİNİN KAZANIMLARI ORTADAN KALDIRILMAK İSTENİYOR'
AKP-MHP blokunun Kürt ulusuna hiçbir hak tanımadığı, sunulan tek seçeneğin, "kolektif haklardan ve ulusal kimlikten vazgeçmek" olduğu kaydedilen açıklamada, "Kürtlerin bireyleştirilerek sömürgeci egemenliğin dayattığı kadere razı olması isteniyor. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde sömürgeci Türk devletinin desteği ile katil HTŞ çetelerinin Kürtlere yeni bir soykırım saldırısı başlattığı bugünlerde Rojava kadın devriminin kazanımları ortadan kaldırılmak isteniyor" denildi.
TÜRKİYE İŞÇİ SINIFINA KÜRT HALKIYLA AYNI SAFTA OLMA ÇAĞRISI
Adil ve demokratik bir barışın anadilde eğitim ve idari özerklik gibi ulusal demokratik hakların tanınması, savaş esirlerinin koşulsuz serbest bırakılması, savaş suçlularının yargılanması, ön şartsız tüm güçlerin ve politik sürgünlerin Kuzey Kürdistan'a dönüşünün hukuksal güvenceye alınmasıyla sağlanmasıyla mümkün olacağı belirtilen açıklamada, Türk halkı, Türkiye işçi sınıfı ve ezilenlerine, "özgürlük ve adalet taleplerini kanla boğan Türk egemen sınıflarının karşısında, ezilen, yok sayılan, ulusal demokratik haklarını talep ettiği için katliamlardan geçirilen Kürt halkıyla aynı safta olma", "Türk halk onurunu yüksekte tutma" çağrısı yapıldı. Açıklamada, özgürlüğe, insani ve onurlu bir yaşama ulaşmanın biricik yolunun bu olduğu vurgulandı.
YENİ BİR ÇÜRÜTME KORİDORU
Politik tutsakların serbest bırakılması ve politik sürgünlerin ülkeye dönüşü konusunun "terör" tartışmasıyla "sürec"in belirsizliğe itildiği kaydedilen açıklamada, bunun yeni bir çürütme koridoru olduğu belirtildi.
'KÜRT HALKININ KOLEKTİF DEMOKRATİK HAKLARINI SAHİPLENELİM'
Avrupa'da yaşayan Kürdistanlı ve Türkiyeli göçmen işçi ve emekçilere, "Kürt halkının kolektif demokratik haklarının tanınması ve anayasal güvenceye alınması mücadelesinin içerisinde" yer alma görevinin hatırlatıldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Kürt halkının uzun yıllardır büyük bedellerle elde ettiği kolektif haklar sahiplenilmelidir. Anayasal bir zemine kavuşturma özleminin yanında durmak ve Kürt ulusal kimliğinin kabul edilmesi ve anadilde eğitim için mücadeleyi sürdürmek; sömürgeci Türk devletinin koşulsuz ateşkes ilan ederek Rojava, Suriye ve Güney Kürdistan'daki işgal saldırılarına sessiz kalmamak; tüm PKK'li savaş esirleri ile devrimci, antifaşist tutsaklar serbest bırakılması talebini sahiplenmek; Terörle Mücadele Yasasının yürürlükten kaldırılması; koruculuk teşkilatı gibi özel savaş örgütleri dağıtılması talepleri sahiplenilmelidir.
"Özyönetim direnişlerinin ve faşist Türk devletinin Kuzey Kürdistan'daki katliamcı işgal saldırısının 10. yılında toprağa düşenleri anıyoruz. Biliyoruz ki, bedeli ne olursa olsun, Kürt halkının ulusal demokratik haklarının sağlanması mücadele yoluyla başarılacaktır. Bu amaçla Kürdistanlı ve Türkiyeli işçi ve emekçileri, enternasyonalist devrimcileri Kürt halkının ve mücadelesinin yanında olmaya çağırıyoruz.
"Emperyalist savaş ve işgallere son! Kürt halkının ulusal demokratik hakları tanınsın!"