1 Şubat 2026 Pazar

Suruç'tan seslendiler: Mürşitpınar Sınır Kapısı açılsın

Urfa Emek ve Demokrasi Platformu, Suruç'ta düzenlediği eylemle HTŞ çetelerinin kuşatması altındaki Rojava'ya insani yardımların ulaştırılabilmesi için Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılmasını istedi.

Urfa Emek ve Demokrasi Platformu, 18 Ocak'tan bu yana Kobanê'de devam eden kuşatmaya karşı Suruç'ta eylem yaparak, insani yardım geçişi için Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılmasını istedi.. "Kobanê'de siviller kuşatma altında. İnsani yardım koridoru açılsın" şiarıyla Cumhuriyet Meydanında yapılan açıklamaya Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Tabip Odası (TTB), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), İnsan Hakları Derneği (İHD), Bölge Baroları, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), 78'liler Derneği, Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ile birçok meslek ve demokratik kitle örgütü katıldı.

"Em li gel Rojava ne! Rojava berxwedana gelan e", "İnsani yaşam koridoru açılsın", "Yaşamı savunuyoruz" pankartlarının açıldığı eylemde, "Divê koridora jiyanê vebe", "Çeteler değil halklar kazanacak", "Barış hemen şimdi" dövizleri taşındı. Açıklamada, "Katil HTŞ Rojava'dan defol", "Bijî berxwedana Rojava", "Bijî berxwedana gelê Kurd", "Rojava rumete, rumeta gel ê Kurd e", "Her yer Rojava her yer serhildan", "Kürdistan gorîstan ji bo faşîstan" sloganları atıldı.

'JEOPOLİTİK HESAPLARIN MERKEZİNDE ROJAVA VAR'
Basın metnini okuyan Abdullah Öncel, Ortadoğu'da son yıllarda derinleşen savaş ve çatışmaların sınır hattında yaşayan halkları sürekli bir insani krizle karşı karşıya bıraktığını belirterek, "Rojava ve Kobanê, bu jeopolitik hesaplaşmaların merkezinde yer alan; yıllardır savaşın, kuşatmanın ve ablukanın ağır bedelini ödeyen bir bölge olmuştur. Bölgedeki askeri hareketlilik ve siyasi pazarlıklar değişirken, bu süreçten en ağır etkilenenler yine siviller olmaktadır" dedi.

Türkiye'nin Rojava'ya yönelik politikasının uzun süredir "güvenlik" bahanesiyle gerekçelendirildiğini ifade eden Öncel, "Ancak sahada bu politikanın insani sonuçları giderek daha görünür hale gelmiştir. Kobanê'ye yönelik tek insani geçişin fiilen kapatılması, artık yalnızca bir sınır yönetimi meselesi olmaktan çıkmış, açıkça siyasi bir tercihe dönüşmüştür. Bu tercih, insani yardımı baskı aracına dönüştüren ve Kobanê halkını zayıflatmayı hedefleyen sistematik bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Emek, demokrasi ve barış güçleri olarak, Kobanê'ye insani geçişin engellenmesini kabul etmiyoruz. Bu hukuksuz ve siyasi tercih, Kobanê halkını temel yaşam ihtiyaçlarından yoksun bırakmakta ve ağır bir insani krizi derinleştirmektedir" diye konuştu.

'ROJAVA'DA YAŞAM KOŞULLARI AĞIRLAŞIYOR'
Kobanê'de yaşanan saldırılar ve çatışmalar nedeniyle kentin büyük bir insani yıkımla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Öncel, "Elektrik, su, gıda, sağlık hizmetleri ve iletişim altyapısı büyük ölçüde işlevsizdir; halk günlerdir temiz suya erişememektedir. Özellikle çocuklar, yaşlılar, kadınlar ve kronik hastalar için yaşam koşulları her geçen gün ağırlaşmaktadır. Bu koşullarda insani yardımların engellenmesi, sivil halkın yaşam hakkının doğrudan ihlalidir. Kobanê'ye gönderilen yardım tırlarının engellenmesi tesadüfi değildir. Türkiye'nin Kobanê'ye insani erişimi fiilen kapatması, uzun süredir sürdürülen sistematik bir politikadır ve yalnızca 'güvenlik' gerekçesiyle açıklanamaz. Bu tutum, uluslararası insancıl hukuka, yaşam hakkına ve sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülüklere açıkça aykırıdır" ifadelerini kullandı.

'ROJAVA DAİŞ ZİHNİYETİ İLE MÜCADELE ETMEYE DEVAM EDİYOR'
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, "İnsanlığın ürettiği değerlere saldıran, insanlığa karşı suç örgütü olan IŞİD çetelerine karşı Rojava'da bir mücadele büyüdü. Rojava, İŞİD barbarlığına karşı mücadelenin sembolü oldu. Bugün yine Rojava ile dayanışmak için buradayız. Çünkü Rojava, bu zihniyetle mücadele etmeye devam ediyor. IŞİD ve IŞİD zihniyetini destekleyenlerin bugün yürüttüğü saldırı bir intikam saldırısıdır. Bizler de buna karşı Rojava halkının yanında olmaya devam ediyoruz" dedi.

'İNSAN HAKLARI İHLALLERİNİN SORUMLULARI YARGILANMALI'
İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın da, "Rojava'da yaşanan insanlık dramına ilişkin söylenecek söz kalmadı. Orada insanlığa karşı suç işlendi. Temel taleplerimiz sivillere yönelik insan hakları ihlalleri yasaklansın ve bunları kim yaptıysa bu kişiler uluslararası mahkemelerde yargılansın. Bunun için Birleşmiş Milletleri (BM) göreve çağırıyoruz" diye konuştu.

TTB Merkez Konseyi üyesi Ali Karakoç, "Ortadoğu halklarına kan, gözyaşı ve ölümler reva görülüyor. Bunlarda HTŞ gibi örgütler eliyle yapılıyor. Savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu her zaman söyledik. Bugün de Kuzey ve Doğu Suriye'de bu yaşanıyor. Orada yaşananlara ilişkin BM'nin ilgili kurumlarına bu konuya ilişkin mektup yazdık. Hemen Mürşitpınar Sınır Kapısının açılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

ÖHD Eş Genel Başkanı Ekin Yeter de "Ocak ayının başından beri Rojava saldırı ve katliam tehdidiyle karşı karşıya. Bugün hala Kobanê kuşatma altında. Çok ağır insan hakları ihlalleri işlendi. Hala bu katliam tehditleri sürüyor. Halk, katliam riskiyle yüz yüze yaşamanı sürdürmek zorunda kalıyor. Öncelikle Kobanê üzerindeki bu kuşatmanın kaldırılması gerekiyor. Halkın alt-üst yapı hizmetlerine ulaşması gerekiyor" dedi.