20 Ocak 2026 Salı

Onbinler Qamişlo'ya yürüdü: Rojava umuttur 

Nusaybin'de buluşan onbinler Qamişlo sınırına yürüdü. Polisin saldırılarına ve engelleme girişimlerine rağmen sloganlar ve marşlarla yürüyüş sürdü. Qamişlo sınırında grup toplantısını yapan DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan, Rojava'nın yalnızca bir toprak parçasından ibaret olmadığını, halkların birlikte yaşama umudu olduğunu kaydetti. 

Rojava'ya yönelik cihatçı HTŞ ve Türk devleti destekli DAİŞ çetelerinin saldırılarına karşı Mardin'in Nusaybin ilçesinde onbinler yürüdü. Yürüyüş için esnaf kepenk açmazken halk Demiryolu Kavşağında toplantı. Aralarında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, ile Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır'ın da olduğu onbinler Kışla Caddesi üzerinde yürüyüşe geçerek Qamişlo sınırına doğru yürümeye başladı. Onbinler hep bir ağızdan "Bijî berxwedana Rojava", "Bijî berxwedana QSD", "Rojava, Rojhilat, Kürdistan yek welat" ve Rojava şarkıları eşliğinde yürüyüşlerini sürdürdü. 

QAMİŞLO SINIRINDA AÇIKLAMA 
Kitle yürüyüş boyunca sloganlarını sürdürürken, bir an olsun durmayan kitle her adımda daha da kalabalıklaştı. Yürüyüş sırasında havai fişekler de atan onbinler, sınırların kaldırılmasını isterken sık sık polisin engelleme girişimiyle karşılaştı. Polisin engelleme girişimlerine rağmen devam eden yürüyüş sonunda Qamişlo sınırına ulaşan kitle burada direniş şarkıları ve sloganlar eşliğinde bekleyişini sürdürdü.

'ROJAVA TOPRAKLARINA BİR İŞGAL HAREKATI'
Qamişlo sınırına ulaşılmasının ardından DEM Parti Grup toplantısı yapıldı. Söz alan Hatimoğulları, "Bizler DEM Parti olarak, normal şartlarda grubumuzu TBMM'de yapmalıydık. Ancak, şu anda olağanüstü koşullardan geçiyoruz. Şu an Nusaybin'de sınırın sıfır noktasındayız. Sınırın birkaç adım ötesinde Qamişlo'da Kürt kardeşlerimiz şiddetli bir savaş tehlikesi altında. Rojava'da şiddetli bir savaş ve çatışma devam ediyor. 10 Mart Mutabakatı ile ilgili görüşmeler devam ederken Suriye'de Geçici Şam Yönetimi ve SGD arasında görüşmeler devam ederken birden masayı devirip savaş ve çatışmanın önü açıldı. Halep'te öncelikle Şexmaqsud, Eşrefiyê mahallelerinde Kürt halkına yönelik amansız bir katliam başlatıldı. Bu katliamı başlatan HTŞ güçlerini kınıyoruz. Savaşa hayır, barış hemen şimdi diyoruz. Onunla da yetinmediler. Önce Fırat'ın batısı, şimdi de Fırat'ın doğusuna yani Rojava topraklarına bir işgal harekatı başlatılmış durumda. Bunu kabul etmek mümkün değil. Yalan yanlış bilgileri başta Türkiye'de yandaş medya, havuz medya AKP-MHP iktidarının sözcüleri Suriye'deki gelişmeler hakkında Türkiye ve dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışıyorlar. Ve diyorlar ki Rojava'daki yönetim 10 Mart Mutabakatına uymadı. Külliyen yalan. 10 Mart Mutabakatına uymayan HTŞ'nin kendisidir, Şara yönetimidir: Bugün orada sivil halkımız başta olmak üzere katliama maruz kalan herkesin sorumluluğunu Şara yönetimindedir, HTŞ'dedir, IŞİD'dedir ve onları destekleyen uluslararası güçlerdedir" dedi. 

'ROJAVA HALKI YALNIZ DEĞİLDİR'
Saray medyasının kalemşörlerinin Bakırhan ve Gülistan Kılıç Koçyiğit'i hedefleştirmeye çalıştığını söyleyen Hatimoğulları, buna müsaade etmeyeceklerini belirtti. Hatimoğulları, "Suriye'de Şam yönetimi başa geldiği günden beri Alevi canlarımız Lazkiye'de, Hama'da, Humus'ta, Şam merkezlerinde katledildiler. Ardından Dürzi kardeşlerimiz katledildi. Onbinlerce katliama sebep oldular bunlar. Onbinlerce insanı katlettiler. Ve oradan şimdi bu katliamı ve soykırımı Rojava topraklarına kaydırdılar. Buradan hep beraber alkış ve zılgıtlarımızla Rojava'da soykırıma hayır diyelim hep beraber. Ortada çok büyük bir uluslararası komplo olduğunun bizler farkındayız. Paris Antlaşması'ndan sonra Rojava ve Kürtlere dönük bir soykırım startının verildiğinin hepimiz farkındayız. Türkiye'de hükümet adına konuşan bakanlar, sözcüler her fırsatta diyorlar ki 'SDG ya da Suriye'nin özyönetimi başka devletlerle iş tutuyor.' Biz başından beri ısrarla şunu söyledik. Suriye'deki Kürt halkıyla, onların siyasi iradesiyle Türkiye görüşmeler gerçekleştirsin dedik. Türkiye'nin iç barışı konuşurken Suriye'nin iç barışını da konuşalım, destekleyelim dedik. Ama bundan siz imtina ettiniz. Ve şimdi bahsini ettiğiniz devletler komplo geliştirenlerle beraber  aynı yerde saf tutup sözüm ona islam kardeşim dediğin Kürdü katlediyorsun. Buna asla izin vermeyeceğiz. Rojava halkı yalnız değildir. Bunu herkes böyle bilmeli ve böyle bilecek" ifadelerini kullandı.

'ROJAVA DEMEK KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE IŞİD KARŞITLIĞI DEMEKTİR'
Uluslararası demokrasi güçleri ve insan hakları savunucularına, soykırım karşıtlarına, göç dayanışmacılarına, göçmenlerle dayanışanlara Suriye'deki Kürt soykırımını durdurma çağrısı yapan Hatimoğulları, şunları söyledi: "Türkiye'deki bütün muhalif kesimleri, demokratları, devrimcileri, aydınları, yazarları, gazetecileri, ezcümle herkesi ve başta siz değerli halklarımızı bütün demokratik haklarımızı kullanarak bu savaşa hep beraber dur diyelim, dur diyelim. Bizim için Rojava demek kadın özgürlüğü demektir. Rojava demek, IŞİD karşıtlığı demektir. Rojava demek farklı halkların ve inançların demokratik bir zeminde mücadele yürütmesi demektir. Selam olsun Rojava'ya. Selam olsun Rojava'da direnen kadınlara. Selam olsun oradaki bütün kadınlara."

BAKIRHAN: ROJAVA UMUTTUR
Tuncer Bakırhan da Rojava'nın sadece bir toprak parçası olmadığının altını çizdi. "Rojava umuttur. Rojava direniştir" vurgusu yapan Bakırhan, "Rojava o çölde halkların kardeşçe, eşitçe bir arada yaşadığı bir umuttur. O umudu öldürtmeyiz. O umudu yok ettirmeyiz. Oradaki yaşam umuduyla bugün burada olduğu gibi her daim Türkiye'nin, Kürt illerinin her yerinde dayanışma içerisinde olacağımızı bir kez daha haykırmak istiyoruz. Kimliğimizden, kazanımlarımızdan vazgeçin diyorlar. Kürt, dilini konuşmasın diyorlar. Kürt gençleri Kobanê'de, üniversitede kendi ana diliyle eğitim görmesin istiyorlar. Kürtler teslim olsun istiyorlar. Peki biz oradaki soydaşlarımızın onursuz bir yaşamı seçmelerini istiyor muyuz? Kürtleri yalnızlaştırmak isteyen, yok etmek isteyen, kimliksiz bırakanlara diyoruz ki bu akıl dışı yaklaşımlarınızdan vazgeçin. Kürtler o toprakların asli unsurlarından birisidir. Yüzyıllardır oradadır ve olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

'ALÇAKÇA BİR PUSU KURULDU'
Rejimin Halep'te alçakça bir pusu kurduğunu kaydeden Bakırhan, "Kürtler anlaşmaya uyarak geri çekildiklerini belirtmesine rağmen rejim ve destekçileri orada Kürt kadınlarını, Kürt gençlerini katletmiştir. Mahallelerini bombalamıştır. Toplarla, tüfeklerle birlikte Kürtleri sürmeye çalışmıştır. 10 Mart Mutabakatına uymayan El Şara'dır. Suriye rejimidir. Onun arkasındaki o sahtekar o iki yüzlü güçlerdir. Emin olan, tek bir Kürt yaşayıncaya kadar ne bu saldırıları ne o saldırıların arkasındaki güçleri unutmayacaktır. Bu Kürt karşıtlarını, bu Kürt düşmanlarını unutursak kalbimiz kurusun. Unutacak mıyız? İktidar medyası algı oluşturuyor. İktidar medyası orada Kürtlerin dilini, kimliğini tehdit olarak göstermek istiyor. Asıl tehdit olan Şara iktidarıdır. Bunu Türkiye kamuoyu çok iyi bilmelidir. Bir de utanmadan sabah akşam çıkıp kürsülerde Türk Kürt kader birliği yaptı diyorlar. Sınırın ötesinde düşmanlık yaptığın Kürtle nasıl bir kader birliği yapmışsın? Bunu söyler misin? Bir taraftan buradan barış elini uzatacaksın. Diğer tarafta Rojava'da yaşayan halkımızın katledilmesine çanak tutacaksın ve Kürt-Türk kader ortaklığı yaptı diyeceksin. Bu riyakarlıktır. Bu sahtekarlıktır. Bu riyakarlıktan bir an önce herkes vazgeçmelidir" dedi. 

'KÜRTLER BİN YILDIR TESLİM OLMADI, OLMAZ'
Bakırhan, şöyle devam etti: "Bakın Devlet Bahçeli diyor ki böyle kader birliği mi olur? Kader birliği diyor Devlet Bahçeli. Biz de kendisine diyoruz ki böyle kader birliği mi olur? Kürdü düşman gören, Kürdü toprağından sökmeye çalışan, Kürdü katletmeye çalışanlara çanak tutan bir yaklaşım mı kader birliğidir? Kürdün kaderi neden kimliksiz olsun sayın Bahçeli, Kürdün kaderine niye statüsüzlük, kimliksizlik, dilsizlik düşsün? Recep Tayyip Erdoğan da kavimiyetçilik bizim kadim kadim kültürümüzün reddettiği bir hastalıktır diyor. Soruyorum Erdoğan'a Kavimiyetçilik bir hastalıksa niye senin bakanın çıkıp Suriye Arap Cumhuriyeti diyor? Bundan iyi kavmiyetçilik olur mu? Önce kendi içerisi içindeki bu hastalığı ortadan kaldırmaya çalış. Numan Kurtulmuş, Kürtlerin onuru, Türklerin gururu diyordu. Hadi oradan hadi! Kürt'ün onurunu Rojava'daki insanları katliamla karşı karşıya getirerek mi sağlayacaksın? Madem Kürt'ün onuru diyorsun, 10 gündür Rojava'da insanlar katlediliyor. O Selefiler, o cihatçılar Kürt kadınlarının başlarını kesiyor. Niye sesini çıkarmıyorsun? Niye itiraz etmiyorsun? Niye bir şey demiyorsun Sayın Kurtulmuş? Ancak Kürtlere teslimiyet dayatıyorlar. Kusura bakmayın bin yıldır Kürtler teslim olmadı. Şimdi asla olmaz.

'NAHÇIVAN'DAKİ AZERİLERE ÖZERKLİK, KÜRTLER KİMLİKSİZLİK DİYECEKSİNİZ'
"Nahçıvan'daki Azerilere özerklik, Kuzey Kıbrıs'taki Türklere devlet, Kürtlere statüsüzlük, kimliksiz diyen herkes riyakardır. Kürt düşmanıdır. Bu tarihe böyle geçecektir. Kürtler kimliksiz, statüsüz yaşasın diyeceksiniz. Bir de kardeşiz diyeceksiniz. Hamaset de değil. Yeter. Kürde karşı yaptığınız hamaset yeter. Ferasetle, akılla başları hocama olmak üzere Türkiye başta olmak üzere barışı, demokrasiyi, insanların eşit yurttaş olduğu bir zemin için çalışın, çabalayın. Değerli halkımız, barış herkese kazandırır. Şu anda Rojava'daki düşmanlık kimseye kazandırmaz. Türkiye'de 25 milyon Kürt var. Bu düşmanlığı kabul etmiyor. Bunu unutmayacak. Grup Toplantımızı yaptığımız bu saatlerde gençlere saldırıyorlar. Böyle bir şey olabilir mi? Demokratik hakkımızı kullanıyoruz. Yetkilileri dikkatli davranmaya çağırıyorum. Saygılı olun biraz. Türkiye'nin 3. Büyük Partisi grup toplantısı yapıyor. Siz gençleri dövüyorsunuz, yerde sürüklüyorsunuz. Bunu kabul etmiyoruz. Sayın Öcalan en son dedi ki 'Rojava'da Kürt kıyımından vazgeçin. Diyalogla, müzakereyle çözün.' Ama onlar tam tersini yapıyorlar. Sayın Devlet Bahçeli PKK'nin kurucu önderi diyor. Ama onun dediğini yapmıyor. Onun dediğini söylemiyor. Her karışı temizlenmeli, kurutulmalı diyor. Sen kuru temizleyici misin? O toprakların kadim halklarını hiç kimse ama hiç kimse ne kurutabilir ne temizleyebilir.

'GÜN ROJAVA'DAKİ KÜRTLERLE DAYANIŞMA GÜNÜDÜR'
"Dünyada yaşayan 50 milyon Kürde sesleniyorum. Gün birbiriyle kavga etme günü değil. Gün bu Kürt karşıtı karşısında bir olma, birlik olma, omuz omuza mücadele etme günüdür. Eksiklerimizi, yetmezliklerimizi konuşabiliriz. Ama gün katliamla karşı karşıya kalan Rojava'daki Kürtlerle dayanışma günüdür. Dayanışmayla bu katliamı önleyebiliriz. Dayanışmayla bu Selefileri durdurabiliriz. Kan döken, barış karşıtı olan bu güçleri dayanışmayla, mücadeleyle ancak yola getirebiliriz. Öfkenizi kendi içinize değil, Kürtlere düşmanlık yapanlara karşı kusun. Öfkenizi kendinize değil, Kürtleri statüsüz, kimliksiz, bırakanlara karşı harekete geçirin. Bakın bugün Bahçeli diyor ki: 'SDG Kürtleri temsil etmiyor. Ya beyefendiler kimin kimi temsil ettiğine de karar veriyorlar. Dilinizi konuşmayın, statüsünüz olmasın diyorlar. Şu şunu temsil etmez, bu bunu temsil etmez' diyor. Sana mı soracağız kimin kimi temsil ettiğini?

'KİM KİMİ TEMSİL EDİYOR HÜKMÜNÜ SİZ VEREMEZSİNİZ'
"SDG, bal gibi Kürtleri temsil ediyor. Alevileri, Türkmenleri, Ezidileri, seküler yaşamdan yalanı olan Arap halkını temsil ediyor. Özerk yönetim oradaki bütün halkları temsil ediyor. Kim kimi temsil ediyor hükümlerine kimse size izin vermez. Bu hükmü siz veremezsiniz. Biz diyor muyuz siz kimi temsil ediyorsunuz? Sandığı koysanız bu toplumdan rıza alabilir misiniz? Alamazsınız. Asıl siz temsil etmiyorsunuz. Vazgeçin lütfen. Kimin kimi temsil ettiği değil sorunumuz. Rojava'da bir katliam var, bir kıyım var. Onu önlemektir bizim sorunumuz. Gelin birlikte Kürt katliamı karşısında duralım. 25 milyon Kürt'ün soydaşlarıyla dayanışalım. Kürtler insanca yaşamak istiyor. Katledilmeden, güvenlik içerisinde yaşamak istiyorlar. Size tehdit olan Kürtler değil. Bu selefi güçlerdir. Şu andaki yönetimdir. Sizi ne zaman satacakları belli olmayan bu güçlerdir. Kürtler satmaz, ihanet etmez, çelme takmaz. Değerli halkımız, bir kez daha Nusaybin'den sesleniyoruz. Kürtler size muhatap beğendirmek zorunda değil. Her yerin bir muhatabı var, açıktır, ortada der. O muhatapları dikkate alın. Temizleme, kurutma işlerinden vazgeçin. Bu dil, tehlikeli bir dildir. Kobanê, Qamişlo Kürt kentidir. Kürt kentleri olarak kalmaya devam edecektir. 

'QAMİŞLO'YA SESLENİYORUZ; BİRİZ, BİRLİKTEYİZ'
Bir çağrım da gerçek anlamda ümmet kardeşliğini savunan müslüman kardeşlerimedir. Yani onları bu konuşmanın dışında bırakıyorum. Ya Kürt ümmet değil mi? Kürtle de Kabe'de yan yana omuz omuza değil misiniz? Selahattin Eyübi Kürtlerin atası değil mi? Bu dini korumak için, kurtarmak için kahramanca, fedekarca savaşan Selahattin Eyyubi'yi unuttunuz mu? Bugün onun İslamiyeti savunduğu topraklarda onun torunları katlediliyor. Kimliksizliğe, statüssüzlüğe terk ediliyor ve siz susuyorsunuz. Evet, gerçek Müslüman kardeşlerim. Bu katlama, bu kırıma sizlerin de ses çıkarmanızı istiyoruz. Kürdü katledenlerin partisinde, gazetesinde, iş yerinde, televizyonunda çalışmayın. Bu yaşananlar bir güven testidir. Ümmet kardeşliği zulme karşı durmaktır. Kürt katledilirken susmak değil. Kürt'ün dili haramdır diyenlerin yanında durmak değil. Dolayısıyla bir bütüne bu onursuzluğa, kimliksizliğe karşı gerçek Müslüman kardeşlerimizle Türkiye'nin devrimci demokratik kesimleriyle, Kürtlerle, emekçilerle, ezilenlerle birlikte duracağımızın sözünü bir kez daha buradan Nusaybin sınırından veriyoruz. Qamışlo'ya sesleniyoruz. Biriz, birlikteyiz. Binê xetê serê xetê tune. Em yekin, em ê yekbin, em ê yek bimînin. Günlerce sokaklarda dinlenen halkımıza bin kez şükranlar olsun. Size layık olmak için gece gündüz durmadan dilinizi, kimliğinizi, onurlu eşit bir yaşamınızı sağlayıncaya kadar arkadaşlarımızla birlikte kararlıca mücadele edeceğimizin sözünü veriyorum. Anneler merak etmeyin. Biz güçlüyüz, biz inançlıyız, biz haklıyız, biz kararlıyız, biz kazanacağız."