İstanbul Emek ve Demokrasi Güçleri Rojava için harekete geçme çağrısı yaptı
İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri Rojava'ya dönük saldırılara karşı yaptığı eylemde "Yüz yıllardır emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesiyle kazanılmış temel insani değerler de hedef alınmaktadır" dedi.
Cihatçı HTŞ çetelerinin proje Rojava'ya dönük saldırılarını protesto etmek ve uluslararası kurumları sorumluluk almaya çağırmak amacıyla İstanbul Emek Barış ve Demokrasi güçleri Kadıköy iskelesinde bir araya geldi. "Ortadoğu'da emperyalizme Suriye'de karanlığa dur de" pankartının açıldığı eylemde "Biji berxwedana Rojava", "Kürdistan faşizme mezar olacak" sloganları atıldı. Basın metnini KESK Sözcüsü Hüseyin Özev okudu.
Ateşkese rağmen çetelerin saldırılarını sürdürdüğü ve savaş suçu işlediğini belirten Özev, "Şehirlerin kuşatma altına alınması nedeniyle halk; suya, elektriğe, gıdaya ve sağlık hizmetlerine erişimden sistematik biçimde yoksun bırakılmaktadır. Bölge halklarının toplu biçimde soykırıma uğratılma tehdidi, yalnızca bir çatışma hali değil; uluslararası insancıl hukukun ve temel insan haklarının ağır ve süreklilik arz eden ihlalidir. IŞİD türevi örgütlerin bileşiminden oluşan HTŞ güçlerinin kuşatması altında şimdiye kadar en az altı çocuk donarak yaşamını yitirdi. Halen yüz binlerce çocuk ve sivil açlık ve donma tehlikesiyle karşı karşıya. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan ciddi sorunlar nedeniyle, tedavi edilebilir durumda olan binlerce insanın dahi yaşamını yitirme riski bulunmaktadır" dedi.
'İNSANİ YARDIM KORİDORU AÇILSIN'
HTŞ çetelerinin uluslararası sözleşmelerde yer alan insan haklarını ihlal ettiği; su, elektrik, sağlık gibi temel ihtiyaçlara erişimi engellediğini ifade eden Özev, "Bir topluluğun yaşam koşullarının bilinçli ve sistematik biçimde yok oluşa sürüklenmesi, uluslararası bir suçtur. Çok açıktır ki; sürdürülen kuşatma, zorla yerinden etme politikaları ve sivil yaşamın sürdürülemez hale getirilmesi, Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamında değerlendirilmelidir. Uluslararası hukuk metinleri insan yaşamını korumak için vardır ve ilgili uluslararası kurumlar, bu sözleşmelerin gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu nedenle; Rojava'ya yönelik kuşatmanın derhal sonlandırılması, su, elektrik, gıda ve sağlık altyapısına yönelik saldırıların durdurulması, kuşatma altındaki şehirler için acil ve kesintisiz insani yardım koridorlarının açılması ve sivillere yönelik saldırılarda sorumluluğu bulunan tüm güçler hakkında bağımsız ve uluslararası soruşturma mekanizmalarının işletilmesi için başta Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Çalışma Örgütü olmak üzere tüm uluslararası emek ve demokrasi güçlerini göreve ve sorumluluk almaya çağırıyoruz" diye konuştu.
DAYANIŞMA VE EYLEM ÇAĞRISI
Özev, sözlerine şöyle devam etti: "Rojava'da kuşatma altında olan yalnızca siviller değildir. Yüz yıllardır emekçilerin ve ezilenlerin mücadelesiyle kazanılmış temel insani değerler de hedef alınmaktadır. Laiklik, bir arada yaşam iradesi, temel hak ve özgürlükler ile kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesi kuşatma altındadır. 6 Ocak 2026 tarihinden bu yana uluslararası emperyalist güçlerin ve bazı bölge ülkelerinin göz yumması ve dolaylı desteğiyle hapishanelerde tutulan binlerce eski IŞİD militanının serbest bırakılması, dünyayı yeni ve ciddi bir tehdit ile karşı karşıya bırakmıştır. Kuşatma altında olanlar; emeğiyle geçinen işçiler, tarım emekçileri, sağlık çalışanları, kadın kooperatifleri ve toplumsal yaşamı ayakta tutan tüm emekçilerdir. Uluslararası emek örgütlerini; Suriye/Rojava'da yaşam ve çalışma hakkı ihlallerine karşı açık tutum almaya, üye sendika ve konfederasyonlarını acil dayanışmaya çağırmaya ve insani yardımın önündeki engellerin kaldırılması için uluslararası baskı mekanizmalarını harekete geçirmeye davet ediyoruz."