Dilek Tataş yazdı | Saçımızda örülen kavgamızdır
Devrimimizin boğulmak istenmesine karşı duran, isyan eden, savaş siperlerinde korkusuzca çarpışan kadınlar, şimdi de "buradayız" diyor. Rojava topraklarında bir direniş destanının devamını yazıyor. Kadınların iradesini saçlarını keserek kırmaya çalışanlar dün olduğu gibi bugün de yenilecek.
Hon Dat bölgesinde bir mağarada aralarında üç kadının da olduğu 19 halk milisi, Amerikalı ve işbirlikçi Güney Vietnamlı birliklere karşı günlerce direnir. Su, bu üç kadından biridir. Mağaradaki yoldaşlarının susuzluğunu gidermek için yakındaki dereye inmek zorunda kalır bir grup milis. Aralarında Su da vardır, yine. Su, düşmana esir düşer. Düşman, Su'nun esaretini, mağaradakilerin iradesini kırmanın ve teslim almanın aracı yapmaya çalışır. Esir düştüğü andan itibaren Su, irade savaşını büyütür, teslim olmaz. Düşman Su'ya yoldaşlarına teslim olmalarını söylemesi karşılığında hayatının bağışlanacağını vaat eder.
Su'nun yanıtı ise nettir. "Asla teslim olmayacağım, silahlarınızı bırakmayın" diye seslenir yoldaşlarına. Kılıçla kafasını kesmek için Su'ya yaklaşır cellat. Ancak kılıcın boynuna gelmesine saçları engel olur. Parlak, sık ve ipeksi saçları boyun eğmeyen milis Su'yu kurtarır o an için. Düşman askeri Su'nun saçını toplar ve boynu savunmasız kalan Su, aldığı kılıç darbesiyle ağır yaralanır. Yoldaşlarına "intikamımı alın" diye seslenir son nefesinde.
Yar yayınlarından çıkan Şafakta Kazandık Zaferi kitabının etkileyici ve çok şey anlatan bölümlerinden biridir Su'nun direnişi. Mücadeleyi, iradeyi kadın bedeni üzerinde vahşileşen düşman işgaline karşı destansı bir direnişi anlatır.
Bin yıllardır erkek egemen sistem ve özellikle İslamiyet kadının saçını kapatmanın, zapt etmenin aracı yapmıştır. Kadınların saçı birçok toplumda; kültürde, inanışta farklı anlamlar taşımıştır. Ortadoğu'da ise geçmişten günümüze kadar kadının direnişinin de sembolü olmuştur. Bazen erkeğe benzemesinin dayatılmasına itiraz, bazen gerici mollalara karşı direniş, bazen de geleneksel rolleri reddetmenin ve direnişi seçmenin anlatımına dönüşmüştür.
İran topraklarında da yıllardır dinmeyen kitle hareketi kadın ayaklanmasının 21. yüzyıl örneklerinden birini oluşturuyor. İran tarihinde saçların kesilmesiyle ilgili mitolojik anlatılar vardır. Örneğin, Moğollarla savaşta (aslında orta Asyalılarda) savaşçı kadınların sancaklarını kendi saçlarını keserek yaptıkları rivayet edilir. Bir başka anlatıda ise Körfez'deki kadınların köle olarak bir gemiyle kaçırılması, kadınların gemide isyan çıkardıkları ve geminin batmasıyla birlikte kadınlardan geriye kalan şeyin sadece kıyıya vuran saçları olduğu söylenir. Keza saç kesme ritüeli Pers krallarının destanı olan Şehname'de de vardır. İsyan, direniş, hayatımız pahasına saçlarımızda özgürleşir tüm mitolojilerde. Savaş meydanlarında kadın savaşçıları temsil eden saçları gökyüzünde yükselir. Yine DAİŞ'in 2014'te Şengal'e saldırısı sonrası Êzidî kadınları dinci, gerici barbarlığa karşı kaybettikleri yakınlarının mezarlarına saçlarını bıraktı. Savaş siperlerinde yer aldılar, hesap sordular. Êzidî Kadın Birliğine katılan genç Êzidî kadınlar saç örgütlerini zulme karşı direnişte bayraklaştırdı. 2022'de katledilen Jîna Mahsa Amini, İranlı kadınların molla rejimine, baskıcı yönetimine, kadınları yok sayan dinci-gerici uygulamalarına itirazın işaret fişeği oldu. Onbinlerce kadın Jîna şahsında sokaklara aktı, varlık hakkını tarihe tekrar hatırlattı. Başta İranlı kadınlar olmak üzere dünyanın dört bir yanında saçını kesen kadınlar ve saçları Jîna'nın direnişine ortak oldu.
Tüm bu direniş mirası Rojava'da kadın düşmanı HTŞ tarafından yeniden hedef alındı. Rojava'da katledilen kadın savaşçının örgülü saçını kesen cani, Rojava devrimini yaratan kadınları aşağılamak için onu başka bir HTŞ'liye veriyor. Kadın bedeninin aşağılandığı, savaş suçu işleyerek kadınlara cinsiyetçi saldırılarla intikam alınan bu video sosyal medyada çokça tepkiye neden oldu. Ve bir kez daha dünyanın pek çok yerinde kadınlar saçlarını örerek hem kadın düşmanlığına tepki gösterdi hem de direnen kadınları selamladı, onlara sahip çıktı. Bu saldırı, kadın düşmanı dinci, gerici DAİŞ'i yenen, Rojava kadın devrimini yaratan kadınlara duyulan öfkenin yansımasıdır elbette. Çünkü DAİŞ ve devamcısı HTŞ 2011'den bu yana 7'den 70'e sayısız kahraman Kadın Savunma Birliği (YPJ) savaşçısı tarafından yenilgiye uğratılmıştı.
Ortadoğu ve ülke toprakları da kadın özgürlük mücadelesine, nice direnişe, kadın ayaklanmasına tanıklık etti. Rojava aynı zamanda kadın devrimimizin adıdır, sembolüdür. Rojava'da YPJ savaşçısının örgülü saçına yapılan alçakça saldırı özel olarak Rojava devrimi öncüsü kadın savaşçılara, genelde ise dünyanın dört bir yanında kadın özgürlük ve kurtuluşu mücadelesi yürüten kadınlara mesajdır.
Devrimimizin boğulmak istenmesine karşı duran, isyan eden, savaş siperlerinde korkusuzca çarpışan kadınlar, şimdi de "buradayız" diyor. Rojava topraklarında bir direniş destanının devamını yazıyor. Kadınların iradesini saçlarını keserek kırmaya çalışanlar dün olduğu gibi bugün de yenilecek.
İşçiler, kadınlar, gençler, Kürtler, sosyalistler tarihi sorumluluklarının farkında olarak her yeri direniş alanına çeviriyor. Biz kadınlar bu direnişi büyütme göreviyle karşı karşıyayız. Bir kez daha "Jin, jiyan, azadî" diyerek sokakları zapt etmeliyiz.