Deniz Aktaş hapishaneden yazdı / Rojava: Ortadoğu'da bir vaha
En başından beri Rojava devrimini boğma hedefinden vazgeçmeyen saray iktidarı, Halep'te ve bölgedeki saldırıları sevinçle karşıladı. İktidar ortağının tehdit ettiği gibi, sömürgecilik cephesinden 'süreç' adıyla kalkan eller yumrukla yer değiştirdi. Tek hedefin Kürt halkını savunmasız, statüsüz bırakmak ve tüm kazanımlarını ortadan kaldırmak olduğu tüm çıplaklığı ile ortaya serildi. Rejim, şovenizmi körükleyerek halkların, birleşik mücadele yolundan Kürt halkının yanında demokratik talepler etrafında kenetlenmesini engellemeye çalışıyor. Süreç söylemleriyle beklentiyi ve belirsizliği sürdürmek istiyor.
Tarih sayfaları 2012'yi gösterdiğinde Rojava'da Baas rejimine karşı Kürt halkı kendi kaderini eline aldı. Emperyalistler ve bölge gerici güçlerinin desteklediği çeteler karşısında bir devrim gerçekleştirildi. Kürt özgürlük hareketi 3. cephe hattından ilerleyerek orada yaşayan Arap, Süryani, Ermeni, Türkmen halkları ve çeşitli inançlardan toplulukların katılımıyla demokratik bir halk yönetimi inşa edildi.
Kadınlar devrim sürecinin en önünde savaşarak, her alanda eşit temsiliyet, eşbaşkanlık gibi hukuki düzenlemelerini hayata geçirerek kadın devrimini yarattı.
Rojava devrimi sadece Kürtlere değil eşit, adil, kadın özgürlükçü demokratik bir yaşam özlemi duyan herkes için bir simgeye dönüştü.
O günden bugüne emperyalistlerin oyunları, gerici devletlerin ve işbirlikçilerin tehditleri, kuşatmaları hiç bitmedi.
İlk yıllarda Baas rejiminin saldırıları, devletin tehditleri, Barzani yönetiminin tecridi ile siyasal, ekonomik ablukaya girişilse de bu saldırılar can feda direnişle boşa çıkarıldı.
Rojava devriminde kabul edilen toplumsal sözleşmelerle halkların yönetime katılımı ve örgütlenmesi güçlenirken 2014'te Musul'u ele geçiren DAİŞ çeteleri Şengal'de Êzidîlere dönük katliam gerçekleştirdi. Ardından Kobanê'ye saldırı başlatıldı. Bu saldırı karşısında gelişen tarihi direnişle yenilmez denilen DAİŞ çeteleri unutulmaz bir yenilgi aldı.
Son bir yılda yeniden dizayn edilen Suriye'de Esad rejimi devrilerek yerine ABD güdümünde hareket edebilecek olan eskinin DAİŞ komutanı yeninin HTŞ lideri Colani, Şam yönetimine getirildi. Böylece Suriye'de yeni bir dönem başlamış oldu.
HTŞ çetesi ve Golani kılık değiştirerek ılımlı söylemlerle uluslararası kamuoyunun gözünü boyamaya çalışsa da yönetime geldiği ilk günden itibaren Alevilere, kadınlara, Êzidîlere, Dürzilere uyguladığı katliamlarla devraldığı mirası devam ettireceğini göstermiş oldu.
ABD, "SDG ile işimiz bitti, DAİŞ ile mücadeleyi HTŞ ile yapacağız" diyerek ikiyüzlü politikasını açıklarken, HTŞ çetesinin heykel yıkma, kadın bedenini aşağılama, kafa kesme, katliam görüntülerini tüm dünya izledi. Tüm bunlar yaşanırken ve DAİŞ ile mücadele kapsamında kurulan uluslararası koordinasyon üç maymunu oynarken burjuva devletlerin hukukunun Kürtler için işlemediği bir kez daha görüldü.
6 Ocak'ta ABD öncülüğünde yapılan İsrail-Şam görüşmesinde ortaklaşılan yeni saldırı planı Katar, Türk devleti, Suudi Arabistan, İsrail işbirliği ile hayata geçirildi. QSD'nin Şam yönetimine entegrasyonunu öngören 10 Mart mutabakatı bahane edilerek Halep, Reqa ve Dêrizor'u kapsayan saldırılar geliştirildi, bazı DAİŞ kampları boşaltıldı. Kürt halkına dönük katliamlar gerçekleştirildi. Kobanê kuşatma altına alındı.
İktidar ortağı savunma birliklerine silah bırakma çağrısı yaparken Kürtlere doğrultulan silahlar karşısında "Savunma birlikleri zora ve silaha dayalı olarak defedilmiştir" sözleriyle HTŞ'yi kutladı. İktidar ise "Suriye'ye Türkiye'nin çok yakın dostu olan bir hükümet geldi" diyerek demokratik bir Kürt yönetimi yerine cihatçı çetelerle komşu olma arzusunu bir kez daha yineledi.
En başından beri Rojava devrimini boğma hedefinden vazgeçmeyen saray iktidarı, Halep'te ve bölgedeki saldırıları sevinçle karşıladı. İktidar ortağının tehdit ettiği gibi süreç adıyla kalkan eller yumrukla yer değiştirdi. Tek hedefin Kürt halkını savunmasız, statüsüz bırakmak ve tüm kazanımlarını ortadan kaldırmak olduğu tüm çıplaklığı ile ortaya serildi.
Rejim, şovenizmi körükleyerek halkların birleşik mücadelesi ile Kürt halkının yanında demokratik talepler etrafında kenetlenmesini engellemeye çalışıyor. Süreç söylemleriyle beklentiyi ve belirsizliği sürdürmek istiyor.
Sömürgeci faşist rejim HTŞ eliyle Rojava devrimine saldırarak çürüyen emperyalist kapitalist düzen karşısında Ortadoğu'da eşit, adil, özgür bir yaşam umudunu yeşerten vahayı kurutmayı hedefliyor. Saldırı ile yoksulluk, işsizlik, geleceksizlik, kadına yönelik şiddet karşısında öfkesi sokağa taşan milyonların mücadelesi de ezilmek isteniyor. Kürt düşmanlığıyla savaş ve sömürü politikalarıyla halkları birbirine kırdırarak egemenliğini koruyan rejimin karşısında güçlerimizi birleştirmekten, Kürt halkının talepleri etrafında kenetlenmekten başka çıkar yol yoktur. Birleşik mücadelenin gücü ve kararlılığı karşısında ayakta kalacak güç yoktur.
2012'den bugüne saldırı altında olan devrim toprakları üzerine yapılan tüm planlar birleşik mücadelenin, direnişin gücüyle, devrimci demokratik hareketin, emekçi halkların sahiplenme düzeyi ile boşa çıkarıldı.
21. yüzyılın Stalingrad'ı olan Kobanê'de vücut bulan birleşik mücadele ruhu ile emperyalistleri, bölge gericilerini arkalarına alan DAİŞ çetelerine karşı tarihi bir direniş sergilendi. Türkiye halkları ayağa kalktı. Dünyanın dört bir yanında kitlesel dayanışma eylemleri yapıldı. Kürt halkı Kürdistan'da serhildana geçti. Aydınlar bildiriler yayınladı, Türk işçi ve emekçileri grevlerle destek verdi. Devrimci demokratik güçler, enternasyonal savaşçılar direnişin en ön saflarında yer aldı. Kobanê halkı sokak sokak, ev ev direndi. Direnişte yer almak isteyenler sınırları aştı. Gezi'den Kobanê'ye birleşik mücadele perspektifiyle yola çıkan ve katledilen 33'ler özgürlük düşünü büyüttü.
Uluslararası dayanışma eylemlerinin baskısı ve direnişin gücü karşısında emperyalistler, sömürgeci devlet geri adım attı. Kobanê'ye dönük tecridi kaldırmak ve yardım koridoru açmak zorunda kaldı.
Kobanê direnişi bugün de bize yol göstermeye devam ediyor. Sınırları aşan öfke alanları dolduruyor, eylemler büyüyor.
Birleşik mücadelenin gücüyle inşa edilen devrim gene aynı yerden beslenmeyi bekliyor. Bir ayı geçkindir devam eden Kobanê etrafındaki kuşatmanın yarılması da ancak ilk kuşatma karşısındaki sahiplenme düzeyi ile başarılacaktır. Bu tarihi sorumluluk başta Türk işçi ve emekçilerini, ezilenleri, eşit, özgür bir dünyanın düşünü kuran herkesi bulunduğumuz her yerde topyekun direnişe çağırıyor.
Saç örgüleriyle kadın devrimini ilmek ilmek dokuyan kadınlar karşısında çetelerin acizliği ekranlara yansıyor. Jîna Mahsa Amini'den kadın birliği savaşçıları saçımızın teline kast edenlere karşı büyüyen direnişin sesleri Bakırköy Hapishanesine ulaşıyor. Kadın, yaşam, özgürlük sloganı sokaklarda yankılanmaya devam ediyor.
*Hatice Aktaş, ESP Eş Genel Başkanı ve Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi'nde tutuluyor