Ankara'da hasta tutsak Hüseyin Bilecan'ın durumuna dikkat çekildi
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 593'üncü haftasında Sincan F Tipi Hapishanesinde tutulan hasta tutsak Hüseyin Bilecan'ın durumuna dikkat çekerek, Bilecan'ın serbest bırakılmasını istedi.
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 593'üncü haftasında Sakarya Meydanında bir araya geldi. "Tedavi haktır engellenemez, hasta mahpuslar serbest bırakılsın" pankartı açılan eylemde, "Hasta tutsaklar serbest bırakılsın" ve "Tecrit işkencedir tecride son" sloganları atıldı.
Sincan F Tipi Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde tutulan hasta tutsak Hüseyin Bilecan'ın durumunu kamuoyuyla paylaşan Ömer Faruk Yazmacı, İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla tahliyesi 2 buçuk yıl boyunca engellenen Bilecan'ın ağır ve çoklu hastalıklarının tedavisi için Kırşehir S Tipi'nden Ankara Etlik Şehir Hastanesi'ne sevk edildiğini, bu süreçte de Sincan F Tipi Hapishanesinde tutulmaya başlandığını aktardı.
Yazmacı, şöyle devam etti: "Uzun süredir devam eden baş dönmesi, başta belirgin basınç hissi ve denge bozukluğu nedeniyle yalnızca sağ tarafına yatabildiği, sırtüstü, düz yatamadığı aktarılmaktadır. Bu tablo, gerek ameliyat gerektiren girişimler gerekse görüntüleme ve diğer tedavilerin güvenli biçimde yürütülmesini fiilen güçleştirmektedir. Bilecan'ın her iki gözünde göz kanalı tıkanıklığı bulunduğu ve ameliyat gerektirdiği; safra kesesinde iltihap, taş, çamur nedeniyle şiddetli ağrı krizleri yaşadığı ve acilen safra kesesi ameliyatına ihtiyaç duyduğu, iki dizinde menisküs yırtığı saptandığı ve cerrahi değerlendirme ihtiyacı var; bel fıtığı ise ciddi tedavi gerekiyor. Yapılan son muayenelerde kalp ritim bozukluğu, akciğere pıhtı atması ve yüksek tansiyon saptandı."
'KELEPÇELİ MUAYENE UYGULAMASINA SON VERİLMELİ'
İdare ve Gözlem Kurulu kararlarının hukuksuz olduğunu belirten Yazmacı, Bilecan'ın tedavi sürecinde kelepçeli muayeneye zorlandığını aktardı. Hüseyin Bilecan'ın kardiyoloji–göğüs hastalıkları–genel cerrahi–KBB/nöroloji–göz–ortopedi–fizik tedavi branşlarının birlikte değerlendireceği kapsamlı bir hastane kuruluna derhal sevk edilmesi gerektiğini belirten Yazmacı, "Sevk ve muayene süreçlerinde kelepçeli/ayrımcı uygulamalara son verilmeli; hastane–hapishane koordinasyonu sağlık gerekleri temelinde yürütülmelidir. İGK'nin peş peşe verdiği infaz uzatma kararları somut, nesnel ve sağlık durumunu gözeten ölçütlerle yeniden gözden geçirilmeli; 5275/16 kapsamında bağımsız sağlık kurullarından güncel raporlar alınarak infazın geri bırakılması seçeneği derhal değerlendirilmelidir" çağrısında bulundu.