17 Nisan'da siyonist rejimin idam yasasına karşı eylem: Sürekli eylem sorumluluğumuz büyüyor
17 Nisan Filistinli Esirler Günü'nde işgal devletinin idam yasasına karşı gerçekleştirilen eylemde yasaya karşı sürekli eylem sorumluluğunun büyüdüğüne dikkat çekerek "Siyonist yönetimin merkezi bir ayağı olarak işlev gören hapishane sistemi, kitlesel tutuklama yoluyla kolektif yaşamı yok etmeyi ve örgütlü direnişi kırmayı amaçlıyor" denildi.
Filistin Eylem Komitesi, dün, 17 Nisan Filistinli Esirler Günü'nde, sistematik soykırım politikaları uygulayan siyonist rejime ve çıkardığı ırkçı idam yasasına karşı Filistinli esirlere destek vermek için Taksim Tünel'de eylem gerçekleştirdi.
Eylemde "Direnişin Sumudu Esirlerin Umudu", "İdama Geçit Yok İsrail'e Ambargo", "Filistinli Esirler Yalnız Değildir" sloganları atıldı.
Basın metnini okuyan Hazan İlik, 17 Nisan'ın Filistin'de ve bütün dünyada soykırımın, işgalin ve siyonist baskı mekanizmasının karşısında anıldığını ifade etti. İlik, "Bu anma, işgalin hapishane sistemini açıkça ilan edilmiş bir infaz rejimine doğru tırmandırmasıyla birlikte doğrudan bir politik acillik kazanıyor. Bugünün odağında, Filistinli esirleri hedef alan ölüm cezası yasası var. Bu gelişme, siyonist projeyi belirleyen yönelimin üzerindeki bütün örtüleri kaldırmaktadır" dedi.
'ÖRGÜTLÜ DİRENİŞ KIRILMAYA ÇALIŞILIYOR'
Bugün İsrail hapishanelerinde tutulan Filistinlilerin sayısının 10.000'in üstünde olduğuna dikkat çeken İlik, "Bunların arasında çocuklar, öğrenciler, işçiler, gazeteciler, sağlık çalışanları, seçilmiş temsilciler ve siyasi örgütleyiciler bulunuyor. Birçoğu idari tutukluluk kapsamında, herhangi bir suçlama veya yargılama olmaksızın hapiste tutuluyor. Birçoğu tıbbi tedaviden mahrum bırakılıyor. Birçoğu sistematik işkenceye, izolasyona, aç bırakmaya ve aşağılamaya maruz kalıyor. Siyonist yönetimin merkezi bir ayağı olarak işlev gören hapishane sistemi, kitlesel tutuklama yoluyla kolektif yaşamı yok etmeyi ve örgütlü direnişi kırmayı amaçlıyor" diye konuştu.
'İDAM YASASI KURUMSALLAŞMIŞ İMHA ADIMI'
Filistinli esirleri hedef alan ölüm cezası yasasının kurumsallaşmış bir imha yönünde atılmış ek bir adımı temsil ettiğini vurgulayan İlik, şunları söyledi: "Zaten sistematik işkence, yoksun bırakma ve süresiz tutukluluk koşulları altında tutulan Filistinli esirlerin, artık varlıklarının her alanını kontrol eden işgal gücü tarafından ölüm cezasına çarptırılabilmelerini mümkün kılıyor.
'SİYONİST REJİMİN MEŞRUİYETİ YOKTUR'
Mülksüzleştirme, kuşatma, etnik temizlik ve kitlesel tutuklama üzerine kurulu bir rejimin meşruiyeti yoktur. Ölüm cezası yasası bu yapının istisnası değil, en yoğun ifadesidir. Daha geniş bir işgal mimarisinin parçası olarak ele almamız gereken bu ölüm cezası yasası, siyonist oluşumun uluslararası dokunulmazlığının sona erdirilmesi ve hesap vermeye zorlanması için örgütlü politik basınç ve sürekli eylem sorumluluğumuzu büyütüyor."
TALEPLER
"Filistinli esirler bu karşılaşmanın merkezinde yer almaya devam etmektedir. Bireysel tutsaklar olarak değil, tüm yok etme mantığına karşı direnişi sürdüren kolektif bir güç olarak" diyen İlik, taleplerini ise şu şekilde sıraladı:
"-Türkiye'nin ilan ettiği ticaret ve transit kısıtlamaları şeffaf biçimde uygulansın!
-İşgal devleti bağlantılı yük rotaları ve enerji akışlarına ilişkin tüm bilgiler kamuoyuna açıklansın.
-İşgal altyapısına katkı sunan her türlü askeri, güvenlik veya çift kullanımlı işbirliğine son verilsin!"