14 Şubat 2026 Cumartesi

Zürih'te eylem: Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın

Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Platformu'nun çağrısıyla Zürih'te yapılan eylemde, Türkiye'de rejimin inşa ettiği kuyu tipi hapishanelerin kapatılması, tecrit ve işkenceye son verilmesi istendi.

İsviçre’nin Zürih kentinde bulunan Stauffacher Meydanı'nda Devrimci Tutsaklarla Dayanışma Platformu'nun çağrısıyla bir araya gelen kitle, Türkiye'deki kuyu tipi hapishanelere ve ağır tecrit uygulamalarına karşı eylem gerçekleştirdi.

"Zindanlar yıkılsın, devrimci tutsaklara özgürlük" sloganının atıldığı eylemde, Türkiye hapishanelerindeki hak ihlallerine dikkat çekildi.

Platform adına yapılan açıklamada, egemen sınıfların muhalif kesimleri ideolojik olarak denetleyemediği koşullarda fiziki baskı mekanizmalarını devreye soktuğu vurgulandı. Hapishanelerin bu baskının en yoğun uygulandığı alanlar olduğu belirtilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti'nin hapishane tarihinin işkence, katliam ve ağır hak ihlalleriyle dolu olduğu ifade edildi.

Açıklamada, Diyarbakır 5 No'lu, Metris, Mamak, Sağmalcılar, Buca, Ümraniye ve Ulucanlar hapishanelerinde yaşanan saldırılar ile 19–22 Aralık 2000 tarihlerinde 20 hapishaneye eş zamanlı düzenlenen katliam saldırıları hatırlatıldı. Bu saldırılarda onlarca devrimcinin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin yaralandığı ya da sakat kaldığı belirtildi. Türkiye hapishanelerinde halen bin 412 hasta tutsağın bulunduğu, son 25 yılda ise 2 bin 670 kişinin hapishanelerde yaşamını yitirdiği ifade edildi.

Platform, son dönemde inşa edilen ve "kuyu tipi" olarak adlandırılan Y ve S tipi hapishanelerin ağırlaştırılmış tecrit koşullarını daha da derinleştirdiğini kaydetti. Bu hapishanelerin tekli hücre sistemine dayalı olduğu, havalandırmaların hücrelerle doğrudan bağlantısının bulunmadığı ve tutukluların günde yalnızca 1,5 saat havalandırma hakkı kullanabildiği aktarıldı. Hücrelerin güneş görmediği, 24 saat kamera gözetimi altında tutulduğu ve aile görüşlerinin dahi tecrit koşullarında gerçekleştirildiği vurgulandı.

Açıklamada, bu uygulamaların ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimini fiilen tüm tutsaklara yaydığı belirtilerek, kitap, dergi ve sosyal hakların gasp edildiğine dikkat çekildi. Tecrit politikalarının sistematik bir işkence biçimine dönüştüğü ifade edildi.

Devletin baskı politikalarına karşı devrimci tutsakların tarihsel olarak direniş geleneği oluşturduğu vurgulanan eylemde, dayanışmanın büyütülmesi çağrısı yapıldı.

"Kuyu tipi hapishaneler kapatılsın, tecrit ve işkence son bulsun" talebinin öne çıkarıldığı açıklama, devrimci tutsaklarla dayanışmanın büyütülmesi çağrısıyla sona erdi.