13 Haziran 2024 Perşembe

Yüksekdağ'dan mahkemeye: İktidar sizinle seçim çalışması yürüttü

Kobanê davasının 25'inci oturumunda HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, mahkemeye heyetini seçim sonuçlarından dolayı tebrik etti. "İktidar sizinle birlikte bir seçim çalışması ve kampanya yürüttü. Bütün siyaset devletin zor ve yargı aygıtlarına dayanarak gayri ahlaki bir zafer ilan etti. Oy demokratik bir haktır. Bu zamana kadar muhalefete ve HDP seçmenlerinin oylarına saygı duyulmadı" diyen Yüksekdağ, kazanma yolundan ayrılmadıkları müddetçe kazanacaklarının altını çizdi.

DAİŞ'in Kobanê'ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014'te gerçekleşen eylemler gerekçe gösterilerek aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de bulunduğu 18'i tutsak 108 ismin yargılandığı Kobanê davasının 25'inci duruşmasının 2'nci oturumu, Sincan Hapishane Kampüsü duruşma salonunda görüldü. Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen davanın duruşmasına Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) milletvekilleri ile çok sayıda avukat katıldı.

Duruşma, mahkeme savcısının tutuk incelemesine dair mütalaayı okuması ile başladı. Daha sonra HDP eski Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Ali Ürküt söz aldı. Ürküt, AKP'li Cumhurbaşkanı'nın seçim propagandasını Kobanê Davası üzerinden yürüttüğünü ve bu yolla bir linç kültürü yarattığını belirtti. 

ALTINÖRS: BİLİNÇALTINDA ÖRGÜT ÜYELİĞİ Mİ OLUR
HDP eski MYK üyesi Alp Altınörs, AİHM'in Demirtaş ve Yüksekdağ kararına dikkat çekti. AİHM kararlarının mahkeme tarafından keyfi yorumlandığını söyleyen Altınörs, kararın bağlayıcılığını vurguladı. Kararda HDP'nin attığı tweetin tutuklama gerekçesi yapılamayacağına yer verildiğine işaret eden Altınörs, "Benim suçum, tweete destek vermişim. Nasıl vermişim: 'Sanığın bilinçaltında verilen MYK rolüyle kendisine verilen görevi yerine getirdiği'. Bilinçaltında örgüt üyeliği olur mu? Gördünüz mü böyle bir şey. Bilinçaltı rüyalarla ilgilidir. Ben rüyamda mı PKK'ye üye oldum? Bana kimse bir rol vermedi. Ben HDP'nin Türkiye'de oynayacağı role inandım ve kongrede üye oldum. Orada da MYK'ya girmek istiyorum dedim, seçildim" dedi.

Altınörs, şöyle devam etti: "Yanı başınızda bir soykırım uygulanırken buna sessiz kalmadınız diye terörist mi oluyorsunuz? Şengal'de yaşanan Êzidî soykırımından 1,5 ay sonra bu olayın tarihi. Dün Şengal'de olanlar yarın Kobanê'de de olacaktır. IŞİD'in lideri 'Kürtlerin karısı kızı sizlere helaldir' diye fetva vermedi mi? Siz bir soykırımı yargılıyorsunuz. AKP seçim zaferini Selo'ya idam sloganı ile kutluyor. Bir tweetten yürütülen linç sürecini dağıtmak için mücadelemiz sürecektir. Bu kumpas davaları, bu hukuksuzluklar, bizim demokrasi güçlerimiz içinde çok da etkili değil."

ATA: BU SALONDA NE HUKUK NE ADALET VAR
Ayla Akat Ata, müzakere sürecinin yürütücülerinin bakan olduğuna, kendilerinin ise 52 insanın katili olmakla suçlandığına işaret ederek, tutuklanmalarının hiçbir gerekçesi olmadığını vurguladı. "Bin yıllık kardeşliğimizi haksız hukuksuz yere yargılayamazsınız. İsyanın gerekçelerini ortadan kaldırmak varken, masa devrildikten sonra hiç yaşanmamış bir karanlığı Kürtlere yaşatmak doğru değildi" diyen Ata, Erdoğan'ın en büyük başarısızlığının Kürt sorununu çözememek olduğunu vurguladı.

Ata, "Bu dosya bir intikam dosyasına dönmüştür. Bu salonda ne hukuk ne adalet vardı. Daha önce 'Hukuk yoksa vicdanınız vardır' demiştim. Ne yazık ki bunun da karşılığını göremedim. Bugün neden İmralı'ya gidilemiyor. Bize gidin dendi. Oslo sürecinden devlet ile temaslarımız oldu. Bunları tek başımıza mı yaptık? Bunların hepsinin müsebbibi bir tweet ve tweeti paylaşan bir milletvekili" ifadelerini kullandı.

AŞAN: SIRTINIZI GÜÇLÜ YERE DAYAMIŞSINIZ 
Kürtçe savunma yapan Aynur Aşan, Kürtlerin statü, anadilde eğitim ve kültürel haklarını istediklerini belirterek, "Kürtlerin en meşru hakları bu seçimde de olduğu gibi manipüle edildi ve kriminalize edilmeye çalışıldı" dedi.

Yargı bağımsızlığının olmadığını kaydeden Aşan, "Sizin heyetiniz vicdani görevi yerine getirmedi. Bu görevi yerine getirmek de cesaret ister. Demek ki sırtınızı güçlü yere dayamışsınız. Ondan dolayı dosyayı virgülünden noktasına devam ettiriyorsunuz. Bütün tutuk devam gerekçelerimizde bir nokta bile değiştirilmedi" dedi.

Savcının mütalaasında çözüm sürecini yok saydığını belirten Aşan, şöyle devam etti: "Biz özgür bir iradeyle hareket ettiğimizden dolayı bugün burada yargılanıyoruz. Cumhurbaşkanı sözleriyle Anayasayı ayaklar altına aldı, suç işledi. Ben burada Cumhurbaşkanı hakkında suç duyurusunda bulunuyorum: Hepimiz burada 52 kişinin katili olarak lanse etti. Yandaş medyada yer alan yorumcular, Demirtaş'ın katil olduğunu söylemekte ve bunu topluma yüklemeye çalışmaktalar. Bu dosyada yargılanan bütün arkadaşlarım katil, terörist olarak lanse ettiler. Ben sizi de bu durumdan sorumlu görüyorum. Siz bağımsız karar veremezsiniz. Size bu şekilde dayatılıyor ama bir seçeneğiniz var. Kendi vicdanınız ile cübbenizin yeminine sadık kalarak bütün arkadaşlarımızı tahliye edebilirsiniz. Böyle bir karar vermenizi bekliyorum."

YÜKSEKDAĞ: MEMLEKETİN YARISI MAĞDUR
HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ise, mahkeme heyetine "Bir tebriği hak ediyorsunuz" diyerek konuşmasına başladı. Yüksekdağ, kurdaki artışa ve ekonomik krizin derinleşmesine dikkat çekerek, "İktidar sizinle birlikte bir seçim çalışması ve kampanya yürüttü. Bütün siyaset devletin zor ve yargı aygıtlarına dayanarak gayri ahlaki bir zafer ilan etti. Oy demokratik bir haktır. Bu zamana kadar muhalefete ve HDP seçmenlerinin oylarına saygı duyulmadı. Belediyelerine kayyum atandı. Siyasetçiler hala yargılanıyor. 2023 seçimlerinde Türkiye toplumu ortadan 2'ye ayrıldı. Bir tarafta hileyle hurdayla yalanla seçim kazananlar ve Türkiye'nin değişimden yana oy kullananlar. Hayat da, siyaset de, itibar da, bu düzende Türkiye'nin yarısına hakkaniyetli davranmadı, saygı duymadı. Bu memleketin yarısı mağdur, onlara küs, saygı görmemiş ve hakları ihlal edilmiş olarak yaşamaya zorlanıyor. Böyle bir tabloya uyandı Türkiye. İktidarın böbürlendiği zaferin gerçek karşılığı budur" ifadelerini kullandı.

'HUKUK DOLANDIRICILIĞI YAPTINIZ'
Doğruları ve gerçekleri söylemekten üşenmeyeceklerine dikkat çeken Yüksekdağ, bu gerçeklere kulaklarını tıkayanların, bu gerçekleri duymak zorunda kalacağını kaydetti. Yüksekdağ, "Bizim üzerimizden seçim çalışması yürütenler, AKP-MHP heyeti zaten kararı vermiş. Bu dava bu hüküm üzerinden sürdürülüyor. Siz karar vermeden Erdoğan hüküm kesti. Bunun üzerinden bir seçim daha yürüttü ve bir seçim daha kazandı. Sizin hakkınızı da yemiyoruz. Sizin sayenizde kazandı. Zafer konuşmasını yaparken, mutlu olmadı ve yine nefret saçmaya devam etti. 'Biz kaldığımız sürece Demirtaş'ı bırakmayız' diyerek balkon konuşması yaptı. Yeni yargı sistemi böyle ilerliyor. İnsan bile diyemeyeceğimiz varlıklar 'Selo'ya idam' sloganı attı. Demirtaş'a idam isteyen Yüksekdağ'a da Gülten Kışanak'a da idam istiyor. 'Sizi hapsetmek yetmedi, ölülerinizi istiyoruz' diyorlar. Bu konuşmaların yapacak siyaset sahası neden bu kadar muhafaza ediyorsunuz. Ben 7 yıl önce ne söylediysem, bugün arkasında duruyorum. Bizim için ölümden öte köy yok. Biz ne ile karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Bundan sonra da bildiğimizi yapacağız. O da direnmek. Biz bu zamana kadar direne direne geldik. Bundan sonra da devam edeceğiz. Zafer sarhoşluğu yaşayanlara soruyorum: Siz bundan sonra ne yapacaksınız? Seçim kampanyasını montajla yaptılar. Bu ülkenin yarısı montaj yapan siyasetçiyi savundu. Aynı şey yıllardır bizim davamızda da yapılıyor. Bu kumpas davasında da yapılıyor. Nasıl olsa iş yürür. Kaç tane AİHM kararı var ama kimin umurunda? 7 yıldır tutukluyuz. 7 yıldır hukuk dolandırıcılığı yapıldı. Uluslararası hukuk dolandırıldı. Kendi hukukunuzu dolandırdınız. Hukuk dolandırıcılığı yaptınız" şeklinde konuştu.

'ERDOĞAN BİR KEZ DAHA SİZE TALİMAT VERDİ'
Yüksekdağ, yargının siyasetin gölgesinde yürümeye devam ettiğini belirterek, "Siz bu dava aracılığı ile siyasi yargılama yaptınız, biz de siyasi savunma yaptık. Bu dava siyasetin merkeziydi. Hizbullah'ın sisteme dahil edilmesi için de bu davayı kullandılar. İktidarın ittifakından olan eski Susurlukçuların aklanıp paklanması sisteme dahil olması da yine yargı mekanizması üzerinden oldu. Bir taraftan Hizbullah'ı aklayıp diğer taraftan JİTEM davası onca görgü tanığına, delile rağmen beraatle sonuçlandı. Hem azmettirenler hem tetikçiler beraat edildi. Bütün suç örgütleri sizin, yargı üzerinden aklanıp sisteme dahil edildi. Bu dosyada sanık olması gerekenler bizim karşımıza müşteki sıfatı ile getirildi. Aynı çizgiyi sürdürmekte de ısrar ediyorsunuz. Erdoğan bir kez daha size talimat verdi. Göreviniz 'Suçlu çıkarmak' dedi. Gerçek suçluların açığa çıkmasının önünü kapatmak için bizi suçlu çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bunu 7 yıldır sistematik bir biçimde yapıyorsunuz. Siyaset de bunun üzerinden sürdürülüyor" dedi.

'7 YIL GEÇMİŞ SAVUNMA OLANAKLARINA YİNE ERİŞEMİYORUZ'
Tutukluluk süreci boyunca eşit ve adil şekilde savunma haklarının bile ellerinden alındığını kaydeden Yüksekdağ, şöyle konuştu: "2016 yılında 3 ay boyunca gözaltı muamelesi gördük. Avukatımızla bile görüşemedik. Tek kişilik hücrelerde tutulduk. Her bir avukat görüşmesi krize dönüşüyordu. Kimin talimatıyla, iktidarın talimatıyla. 3 ay bize sistematik şiddet uygulandı. Bugün güya hakkımızı kullanıyoruz. Biz savunma olanaklarına, savunma hakkına yine ulaşamıyoruz. Bizim kendimizi savunacak zamanımız bile yok. Aradan 7 yıl geçmiş. 7 yıl önceki koşullardan ne farkı var şu an içinde bulunduğum durumumuzun. Savunma olanaklarına yine erişemiyoruz. Sizin aldığınız ara kararlar bu gerçeği değiştirmez.

'KAZANMA YOLUNDAN AYRILMAYACAĞIZ'
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yüzyılı Kürt karşıtlığı ve halkaların birbirinden kopuşu üzerinden şekillenmişti. Türkiye Cumhuriyeti 100 boyunca beka sorunu yaşadı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti daima diken üstünde yaşadı. Bu elverişli zemin üzerinde de darbeler türedi ve Cumhuriyeti 2'nci yüzyıla getirdi. Tarih tekerrür etmez. Tarihten ders çıkarılmazsa aynı şeyler tekrar eder. Türkiye 2'nci yüzyılına bir Kürt düşmanlığı ile, farklılıklarla karşı tahammülsüzlük ile ve bir demokrasi krizi ile bıçak sırtında giriyor, çünkü Türkiye'deki siyaset zümresi bu krizden besleniyor. Bugün de aynı başarıyı kutladılar. Biz yeniden başlamayı bildik. Bizlerin üzerinde kurulmaya çalışılan karanlığa inat, direnmeyi  mücadele etmeyi, inanmayı sürdüreceğiz. Bu zamana kadar nasıl bir enerji ile yürüttüysek, bunu daha da büyütmek zorundayız. Eksikliklerimizden dersler çıkararak yaşamın her alanının mücadele ve direniş alanı olduğunu unutmadan yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Kazanma yolundan ayrılmadığımız müddetçe biz kazanacağız."

KIŞANAK: CAN ATALAY DA HALA CEZAEVİNDE
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Gültan Kışanak da, kumpaslar üzerinden halkın iradesini  cezaevinde tutanların halkın iradesine saygı duymaktan bahsedemeyeceğini belirterek, şunları kaydetti: "Halkın iradesini alanlar hala cezaevinde, Can Atalay da hala cezaevinde. Siyasi partilerin kapısının önünde dahi açıklama yapamadığı, sendikacıların sokağa çıkamadığı, kadınların sokakta sürüklendiği bir ülkede sandığın tek başına demokrasiyi temsil ettiği söylenemez. Onun için mücadeleye buradan başlayacağız. Haklarımızı kullanmaya, örgütlenmeye, özgür irademize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Demokrasi ancak böyle gelir. Yoksa manipüle edilen yöntemlerle yapılanlara tek başına halk iradesi açığa çıktı denilemez."

'KOBANÊ DAVASI SEÇİMLERİ KAZANMAK ÜZERE AÇILDI'
Kobanê Davasının seçimleri kazanmak üzere açıldığını belirten Kışanak, "Kobanê Kumpas Davası sandıktan böyle bir sonuç çıkmasının en önemli müsebbipleri den bir tanesidir. O nedenle kazanacaksak burada kazanacağız. Kobane Kumpas davasını Türkiye kamuoyuna anlatacağız.  Bunların yalan olduğunu anlatıp, teşhir edeceğiz. Biz kobane Kumpas Davasını anlatamazsak seçimlerde kazanamayız. Hakikat burada Kumpas dosyalarının arasına kilitlenmiş. Bu ülkeyi demokrasi düşmanlarına bırakmayacağız. Manipülasyon, kara propaganda faşizmin en önemli araçlarından bir tanesidir. Hakikat de demokrasi mücadelesi yürütenlerin en önemli aracıdır. Küçücük bir zorlanmada bile kendi kişisel bekasının kaygısına düşen Süleyman Soylu, 'Sayın Erdoğan beni çağırdı. Bu belediyelerden rahatsız olduğunu söyledi. Bende onları iki gün içinde görevden aldım' demek ki bizim görevden alınmamızın hukuki bir gerekçesi yok. Sarayı rahatsız etmişiz. Bizzat bu operasyonu yapan, hakkımızda sahte delil üretmek için işbirliği yapan, kumpas dosyalarını derdest eden, sizi de enstrüman haline getirenler döner sizi de satarlar. Bu kumpas dosyalarının nasıl yürütüldüğü tek tek ortaya dökülecek. Zulmün karşısında yılgınlığa kapılmamak lazım. Zulüm mücadele gerekçesidir" ifadelerini kullandı.

'MUHALEFET HIRSIZIN HİÇ Mİ SUÇU YOK DURUMUNA DÜŞMESİN'
Kışanak, "Onun için sabah akşam bu dava meydanlarda konuşuluyor. Halkın sofrasından çaldıkları ekmek konuşulmasın diye. Memleketin hakiki sorunlarını konuşmaktan uzak durarak seçim kazanılamaz. Mevcut iktidar kara propaganda üzerine yarattığı algılarla bu seçimi almaya ve muhalefeti de hakikatı konuşamaz haline getirdi. Bence özeleştiri verilecekse burada verilecek. Muhalefet muhasebe yapıyorum, eksiklerimi görüyorum adı altında oyalanmaya ve hırsızın hiç mi suçu yok durumuna düşmeye fırsat vermesin. Yaratılmak istenen toplumsal algı bütün suç muhalefetin hırsızın hiç suçu yok. Bu duruma izin vermemek gerekiyor. Bu halkın özgürlüklerini, sofrasındaki ekmeği, barış hakkımızı elimizden çalan bu iktidara karşı bir saniye bile durmadan mücadele etme zamanı gelmiştir. Demokratik mücadele böyle bir şeydir. Her zaman önüne bakar. Eksiğini görür yanlışını görür ama daha iyisini yapma iddiasını hiçbir zaman kaybetmez. Biz de daha iyisini yapma iddiasıyla bu davada kumpasa karşı mücadele edeceğiz. Umudumuzu emeğimizden, hakikatimizden alıyoruz. Umudumuz harekete geçmektir. Halklarımızın, ortak gelecek arzusunu kaybetmeden demokratik bir gelecek inşasına daha çok sahip çıkacağına inanıyorum" dedi.

Duruşmaya ara verildi.