14 Şubat 2026 Cumartesi

Üç kentte kayıplar için adalet istendi

İHD ve kayıp yakınları üç kentte gözaltında kaybedilenlerin akıbetini sorarak adalet talebinde bulundular.

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve kayıp yakınları, Diyarbakır'da Mehmet Mehdi Akdeniz, Batman'da Metin Can ile Hasan Kaya'nın, Hakkari'de ise Cüneyt Aydınlar'ın akıbetini sorarak adalet taleplerini dile getirdiler.

DİYARBAKIR
İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" şiarıyla düzenledikleri eylemlerinin 888'inci haftasında Bağlar ilçesi İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. Eyleme çok sayıda kişi katılırken, gözaltında kaybedilen ve katledilenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankart açıldı. Bu haftaki eylemde Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde 20 Şubat 1994'te gözaltına alınan ve kendisinden haber alınamayan Mehmet Mehdi Akdeniz'in hikayesi aktarıldı.

Açıklamayı okuyan İHD Diyarbakır Kayıp Komisyonu üyesi Berfin Elçi şunları söyledi: "Kayıp Mehmet Mehdi Akdeniz'in annesi Mevlüde Akdeniz'in anlatım ve beyanlarına göre; 20 Şubat 1994 tarihinde saat 14.30 sıralarında Kulp İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerler tarafından, Akdeniz ailesinin ikamet ettiği Diyarbakır'ın Kulp ilçesi Kerra köyüne tahminen 200 civarında asker tarafından baskın düzenlenir. Askerlerin bir kısmı köyün çevresinde beklerken, diğer bir kısmı da köyün içerisinde girer. Askerler, kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmaksızın tüm köylüleri köy meydanında toplar. Evler askerlerce ateşe verilir. Bir asker, elindeki kağıttan 6 kişinin ismini okur. İsimleri okunan 18 yaşındaki İrfan Akdeniz, 22 yaşındaki Mehmet Mehdi Akdeniz, 22 yaşındaki Ziya Çiçek, 35 yaşındaki Faik Akdeniz, 35 yaşındaki Mehmet Şirin Allahverdi, 40 yaşındaki Halit Akdeniz tüm köylülerin gözlerin önünde askerler tarafından şiddete maruz kalır. Daha sonra köydeki evlerinden birinin arkasına götürülerek kalabalıktan uzaklaştırılırlar. Köy baskınından iki saat sonra askerler 6 kişiye de yanlarına alarak bir buçuk kilometre mesafede olan komşu bir mezra da bulunan araçlara binerek ilçeye gider."

'AİHM İHLAL KARARI VERDİ'
Gözaltına alınan 6 kişiden Halit, İrfan, Mehmet Şirin ve Ziya'nın 18 gün sonra serbest bırakıldığını belirten Elçi, "Gözaltında bulundukları sırada aileleri başka köylere göç ettikleri için, serbest bırakılan 4 kişi ailelerinin göç ettikleri köylere gider. Ancak Ziya Çiçek, serbest bırakıldığında askere gönderilir.Gözaltına çıkan kişiler, 5 gün boyunca Mehmet Mehdi Akdeniz ile Kulp İlçe Jandarma Komutanlığı'nda birlikte tutulduklarını ve kendilerine yoğun bir şekilde işkence ve kötü muamelede bulunulduğunu anlatırlar ve 5 gün sonra Silvan İlçe Jandarma Komuntanlığı'na götürülen Mehmet Mehdi Akdeniz'i bir daha görmediklerini belirtirler. Ailesi, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne çeşitli zamanlarda başvurularda bulunur. Verilen dilekçelere genellikle yazılı yanıt verilmez. Ancak 11 Mayıs 1994 tarihinde dilekçelerinden birine verilen yazılı yanıtta ‘Gözetim kayıtlarımızın tetkikinde ismine rastlanılmamıştır' denir. Onlarca insanın gözü önünde gözaltına alınmasına rağmen gözaltına alındığı reddedilir. Akdeniz ailesinin bundan sonraki tüm başvuruları sonuçsuz kalır. İç hukukta bir sonuca varamayan Akdeniz ailesi AİHM'e başvurur ve ihlal kararı alır” dedi.

Açıklama oturma eylemi ile son buldu.

HAKKARİ
Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki eylem 214'üncü haftasında devam etti. Sanat Sokağı'ndaki eylemde gözaltında kaybedilenlerin fotoğrafları taşındı. Bu haftaki eylemde 20 Şubat 1994'te kaybedilen Cüneyt Aydınlar'ın akıbeti soruldu. Açıklamayı İHD Hakkari Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş okudu.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi olan Cüneyt Aydınlar'ın, 20 Şubat 1994 tarihinde saat 13.00 sıralarında Bakırköy'de gözaltına alındığını hatırlatan Akbaş, "Burada polisler tarafından gözaltına alınarak Gayrettepe Siyasi Şube'ye götürüldü. Burada yedi gün kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra, 27 Şubat 1994 tarihinde gözaltı kaydı yapıldı. Ancak aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi mahkemeye sevk edildiklerinde, aralarında Cüneyt yoktu. İstanbul Emniyeti, Cüneyt'i soran ailesine ve İnsan Hakları Derneği avukatlarına, ‘28 Şubat 1994 tarihinde yer göstermeye götürdük, elimizden kaçıp kayıplara karıştı' cevabını verdi. Cüneyt'ten bir daha haber alınamadı. Ailenin ve İHD'nin başvurduğu yetkili merciler, Cüneyt Aydınlar'ın gözaltında kaybedilmesi ile ilgili hemen, etkin ve tarafsız bir soruşturma süreci başlatmadı. Cüneyt'in kaybedilmesini önlemek ve sonrasında onu kaybedenleri cezalandırılmak için, kendi yetkileri dahilindeki gerekli önlemleri almadı” dedi.

BATMAN
Batman'da ise İHD ve kayıp yakınlarının eylemi, 724'üncü haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde sürdürüldü.  Bu haftaki eylemde, 32 yıl önce gece evlerinden kaçırılarak katledilen İHD Elazığ Şube Başkanı Av. Metin Can ve kurucu üye Dr. Hasan Kaya'nın akıbeti soruldu. Can ve Kaya'nın kaybedilme hikayesini İHD yöneticisi Hüseyin Elçi okudu.

Elçi, "21 Şubat 1993 tarihinde JİTEM tarafından Av. Metin Can ile Dr. Hasan Kaya Elazığ il merkezindeki evinden kaçırıldı. Kaçırılışlarından bir gün sonra araçları Elazığ Yazıkonak beldesinde bir besici ahırı yakınlarında bulundu. Sonradan bu ahır içinde Metin Can ve Hasan Kaya'ya vahşice işkenceler yapıldığı anlaşıldı. Arabanın bulunmasıyla, en başta yakın akrabaları ve dostları olmak üzere, halk tarafından SHP Elazığ il binasında açlık ve ölüm orucu eylemi başlattılar. Ayrıca, bazı siyasi partiler, sendikalar, İHD ile birçok demokratik sivil toplum kuruluşları da bu ölüm ve açlık orucu eylemlerine gerekli desteği vermek için yoğun katılım sağladı. Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'le görüşmek üzere, Metin Can'ın eşi Fatma Can, İHD tarafından oluşturulan bir heyet ile birlikte Ankara'ya gitti. Bakan heyet temsilcilerini kabul ederek, heyette bulunan Fatma Can'a ‘Siz hiç endişe etmeyiniz aldığımız duyuma göre eşiniz bir-iki gün içinde evine dönecektir' sözleriyle güvence verdi. Bu sözler üzerine heyet Elazığ'a geri döndü. JİTEM heyetle ve halkla alay edercesine, eylemin yapıldığı ve halkın kitlesel olarak bulunduğu SHP il binasının önündeki elektrik direğine bir poşet içinde Metin Can'ın ayakkabılarını astı. JİTEM bununla da yetinmeyerek, Metin Can ve Hasan Kaya'nın evlerine telefon açarak ailelerine işkence seslerini dinletti" dedi.
 
Demokratik sivil toplum kuruluşlarının ve halkın tüm çabalarına rağmen, 26 Şubat 1993 tarihinde Dersim yakınlarında ve jandarma karakoluna çok yakın bir mesafede olan Dinar köprüsünün altında Can ve Kaya'nın cenazelerinin bulunduğunu ifade eden Elçi, "Olayın yaşandığı tarihte Elazığ'dan Dersim yakınlarındaki Dinar köprüsüne kadar en az beş kontrol noktası bulunmaktaydı. Metin'in o zaman anne karnında olan bebeği babasını hiç göremedi. JİTEM'in eski sorumlusu Ahmet Cem Ersever olaydan birkaç ay sonra Aydınlık gazetesine yaptığı itirafta, Metin Can ve Hasan Kaya'nın öldürülmesine karışan iki kişinin ismini ve adresini vermesine rağmen failler hakkında hiçbir soruşturma yapılmadı" diye konuştu.

Açıklama, oturma eylemiyle son buldu.