9 Mart 2026 Pazartesi

Siyasi kırım, ESP ve devrimci dayanışma 

ESP'yi sahiplenme ve birleşik mücadele yürütme bilinci, iradesi ve eyleminin büyümesi, coğrafyamızdaki devrimci hareketin geleceği, yönelimi ve gelişimi bakımında büyük önem taşır. Bu dayanışma aynı zamanda İran'da, Rojava'da ve Gazze de yürütülen savaşa karşı mücadelenin toplumsal ve siyasal zeminidir.

Sömürgeci faşist rejim, 3 Şubat'ta ESP'ye yönelik yeni bir siyasi kırım saldırısı gerçekleştirdi. Bu sıradan, süregelen periyodik saldırılardan farklıydı. Stratejik ve tasfiyeci bir saldırıydı. Siyasi, ideolojik, örgütsel ve psikolojik boyutları bulunuyordu. ESP'nin çalışmalarına, derlenip toparlanmasına, hareketlenmesine, örgütlenmesine ve eylemine yönelikti.

Bu saldırı, TC devleti istihbarat örgütlerinin gözlemleri, raporları, gizli tanık ve itirafçı anlatımına dayanıyor.

Komünistler, bilhassa son birkaç yıldır dünyada, Türkiye'de ve Kürdistan'da devrimci harekete yönelik yürütülen karşıdevrimci bu tasfiye saldırısına işaret ediyor, buna karşı siyasi ve ideolojik mücadele yürütüyorlardı.

Bir buçuk yıldır sürdürülen "süreci"n de tasfiyeci bir karakter taşıdığını, sömürgeci faşist rejimin "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" hedefine bağlandığını; "iç cephe"yi güçlendirmenin faşizmin tahkimi, yayılmacılığı ve işgalciliği anlamına geldiğini açıkladı. Ve bu stratejik saldırı karşısında devrimci çizgide yürüme ısrarı ve iradesini gösterdi. ESP'li yoldaşların tasfiyeci saldırılara karşı devrimci direnişi; mahkeme salonlarında "devrim ve sosyalizm" propaganda ve sloganlarıyla devam etti!

PEKİ NEDEN ESP?
Türkiye ve Kürdistan'da ESP'nin bir mücadele tarihi, geleneği ve birikimi vardır. Faşist saldırılara karşı her seferinde ayağa kalktı ve kendisini yeniden üretti. Siyasal çizgi kırılmasına uğramadı. Politik mücadele tarzının özgün ana çizgilerine bağlı kaldı. Örgütsel ve çalışma tarzına ilişkin sorun ve sıkıntılarını bu politik mücadeleler içerisinde çözmeyi esas aldı. Fiili meşru mücadele çizgisinde yürüdü. Mücadele tarihinde giderek belirginleşen politik mücadelesinin ana çizgilerini terk etmedi.  Politik mücadelede çeşitli mücadele araç ve biçimlerini değerlendirdi. Birleşik mücadele, birleşik önderlik ve birleşik devrim görüş açısıyla yürüdü.

ESP geleneği ML teori ve programını, strateji ve taktiğini siyasal ve toplumsal gelişmelere bağlı olarak geliştirdi. Politik mücadele tarihinde çeşitli dönemlerde yürüttüğü siyasal kampanyalarla, propaganda ve ajitasyon faaliyetiyle, örgütlenme ve devrimci eylemiyle dikkat çekti. Çeşitli kesimsel alanlarda gerçekleştirdiği kurumsal yapılarla sınıf mücadelesini büyütmeye, ilerletmeye çalıştı.

İşçi sınıfı çalışması, gençlik ve kadın çalışması, kültür ve sanat alanında, ekolojik mücadele alanlarında deneyimler biriktirdi.

ESP geleneği, "Kürt ulusal sorunu"na iki ulustan proletarya görüş açısıyla yaklaştı. Kürt ulusal özgürlük mücadelesinin de etkin ve önemli bir bileşenidir. Rojava Devrimi'ni ve demokratik yönetimini sahiplendi. Kürt ulusal demokratik hareketiyle yürütülen "sürece" itirazlar yükseltti, uyarılar yaptı. Tabii ki, sömürgeci faşist rejim, bu itirazlardan ve uyarılardan rahatsız oldu.

Devrimci siyaset çizgisinde taviz vermeyen, tarihsel bir mücadele geleneği ve birikimine sahip devrimci sosyalistlerin gelinen yerde ve durumda da devrimci önderlik iddiasını korumaya devam ettikleri ortadadır. Türkiye'de iktisadi ve toplumsal yıkımın sonuçlarına karşı giderek gelişen ve büyüyen toplumsal öfke, birikim ve patlayıcı öğelerin varlığı; gençliğin ve halkın 19 Mart isyanı, işçi sınıfının grev ve direnişlerindeki yükseliş, toplumsal ve siyasal patlamanın işaretlerini veriyor. Faşist şeflik rejiminin korkusu, bu olası patlamanın devrimci siyasal öznenin müdahalesi ve önderliğiyle buluşmasıdır. "İç cephenin güçlendirilmesi, devletin bekası ve güvenlik" söylemi, zaten bunu fazlasıyla gösteriyor.  Türkiye, yakın dönemde ayaklanmaların yaşandığı Bolivya, Nepal, Bangladeş, Sri Lanka, İran gibi ülkelere de benzemez. Bütün tasfiyeci saldırı ve siyasi kırımlara karşı devrimci hareket direnmeye devam ediyor. Devrimci varoluşun özgür temellerini korumak ve fiili meşru mücadele çizgisinde ısrar etmek hem tasfiyeci karşıdevrimci saldırıya direnmek hem de devrim için güç toplamak, biriktirmek ve örgütlenmek için çok daha gerekli ve zorunludur.

ESP İLE DAYANIŞMA BÜYÜMELİDİR
ESP'yi sahiplenme ve birleşik mücadele yürütme bilinci, iradesi ve eyleminin büyümesi, coğrafyamızdaki devrimci hareketin geleceği, yönelimi ve gelişimi bakımında büyük önem taşır. Bu dayanışma aynı zamanda İran'da, Rojava'da ve Gazze de yürütülen savaşa karşı mücadelenin toplumsal ve siyasal zeminidir.

Sömürgeci TC faşist rejiminin, "demokratik siyaset alanı" söylemi, tam bir hile, yalan ve manipülasyondur. Öncesi bir yana son 40 yıldır, nasıl bir "demokratik siyaset" alanın bulunduğu burjuva liberal parti CHP'den DEM'e, ESP'den emekçi sol gruplara karşı gerçekleşen siyasi kırım saldırıyla ortaya çıkmıştır: Her gün siyasi kırımlarla, hapishanelerle, mahkeme ve yasaklarla, grev yasaklarıyla, demokratik kitle örgütleri baskılanmalarıyla, toplantı ve gösteri yasaklarıyla bunu görüyor ve yaşıyoruz.

Yakın tarihin siyasal mücadelesinde, kesimsel ve kitlesel eylemlerinde haykırılan "susma, sustukça sıra sana gelecek!" ve yine "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!" sloganları sadece halklarımızın değil, devrimci hareket bileşenlerinin de bir isteği ve çağrısı olmalıdır. Bir fark var: o da siyasal öznelerin bu yolu açacakları ve buna güç verecekleridir.

ESP'yi sahiplenme ve desteklemek, belki de bu çağrının somutlanması ya da pratikleşmesinin ilk adımıdır. Bu yolda yürümek, tarihin ve devrimci siyasetin bize çağrısı oluyor. Karşıdevrimin tasfiyeci saldırı koşullarında ya kendimize bir yol açacak ve devrimci bir iradeyle direneceğiz, ya da devrime ve devrimciliğe yabancılaşacağız. Tasfiyeci saldırılara karşı devrimci bir hareketlenme, derlenme, toparlanma, ayağa kalkma ve yürüme zamanıdır.

Dayanışma ağı ve hareketi, devrimci ve emekçi sol içindeki "yabancılaşma"nın da panzehiri olacaktır.

Gerçek ilişkilerde ve pratikte birbirimize dokunma ve temas, birleşik mücadele iradesi, yönelimi, eylemi ve örgütlülüğünü güçlendirecektir!