28 Şubat 2026 Cumartesi

Roboski Katliamı'nın 170'inci ayında bir kez daha adalet talebi yükseltildi 

Roboskî için Adalet Girişimi, Roboski Katliamı'nın 170'inci ayında adalet talebini yineleyerek, "Tüm katliamlar için adaleti sağlayacağımız güne kadar her ayın 28. günü Roboski katliamını hatırlatmaya devam edeceğiz" dedi.

Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Roboskî köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde Türk ordusuna ait savaş uçakların bombardımanı sonucu aralarında çocukların da olduğu 34 kişi katledilmişti. Katliamın aydınlatılması ve faillerin hesap vermesi için kurulan Roboskî İçin Adalet Girişimi, katliamın 170'inci ayında Sakarya Caddesi'nde bir araya gelerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Eylemde, "Katiller bulunsun, Roboski bir daha asla" pankartı açılırken, "Roboskî'yi unutma unutturma" slogaı atıldı. Basın açıklamasını Tanju Gündüzalp okudu. 
 
Gündüzalp, aradan geçen 5 bin 176 günlük sürecin "sistematik bir hukuki güvenlik krizi" olduğuna dikkat çekerek, "28 Aralık 2011 gecesi, devletin  kendi savaş uçaklarıyla, kendi sınırları içerisinde, kendi yurttaşlarını bombaladığı o karanlık andan bu yana geçen 14 yılı aşkın süre 'istisna halinin normalleşmesi'dir. Roboskî, sadece bir sınır köyünün acısı değil, Türkiye'nin demokrasi, hukuk ve insan hakları 170 aylık karanlık; Roboskî Katliamı ve sınavındaki en ağır 'içten çöküş' noktalarından biridir. Hukukun güvenlikçi paradigmaya kurban edildiği bu 170 ay, devlet mekanizmasının adaleti bir 'sis perdesi' arkasına nasıl gizlediğinin tarihsel belgesidir" dedi.
 
'DEVLET YAŞAM HAKKINI KORUMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ TERK ETTİ'
Gündüzalp, devletin yaralıları kendi kaderine terk ettiğini belirtirken, "TSK'nin bu rotayı bildiği ve kurbanların her gün aynı yolu kullandığı gerçeğine rağmen operasyon emri verilmiştir. Katliamın hemen ardından bölgeye sağlık ekiplerinin girişi engellenmiş, bombalamadan sağ kurtulabilecek yaralılar saatlerce yardımsız bırakılıp donarak ölüme terk edilmişlerdir. Medyanın 24 saat süren sessizliği ve cenazelerin aileler tarafından katır sırtında taşınması, devletin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü tamamen terk ettiğinin en somut kanıtlarıdır" diye konuştu.
 
'TÜM VERİLERE RAĞMEN KATLİAM ÖRTBAS EDİLDİ'
Roboski Katliamının örtbas edildiğine vurgu yapan Gündüzalp, sözlerine şöyle devam etti: "Askeri Savcılık; 2014'te 'kaçınılmaz hata' kılıfıyla takipsizlik kararı alarak yargısal süreci tıkamıştır. Anayasa Mahkemesi (AYM); 2015 yılında yaşam hakkı ihlalini incelemek yerine, vekaletnamelerde '2 günlük gecikme'  gibi şekilci bürokrasiyi bahane ederek başvuruyu reddetmiştir. AİHM; 2018'de 'iç hukuk yollarının tüketilmediği' gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı vererek, yerel cezasızlık rejimine uluslararası bir onay sunmuştur. Bugün ise, 9 Nisan 2021'de yapılan 'yeni delil' temelli başvurusu halen derdesttir ve 2023'te çalışmaya başlayan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi ise hükümetten savunma talep etmiştir."
 
'ROBOSKİ ÜZERİNE SİS PERDESİ ÇEKİLİYOR'
Gündüzalp, son olarak Roboski'nin cezasızlıkta merkez üs haline geldiğini belirterek, "1915'ten Zilan ve Dersim'e, 33 Kurşun'dan Madımak, Suruç ve Ankara Gar katliamlarına, faili saklı, suçu sabit bir zincirin halkasıdır. Talebimiz; toplumsal barışın ve asgari hukuk normlarının sağlanmasıdır. Bu; cezasızlığın bitirilmesi, hakikatle yüzleşme, hukuki iyileştirme ve baskıların son bulması olarak sıralanabilir. Devlet ve iktidar şiddetine karşı, tüm katliamlar için adaleti sağlayacağımız güne kadar her ayın 28. günü Roboski katliamını hatırlatmaya; adalet sağlanana, cezasızlığa son verilene, halklar özgür ve eşit bir yaşamı kuruncaya, yönetenler hakikatle yüzleşinceye kadar açıklamalarımıza  devam edeceğiz" dedi.

Eylem atılan sloganlarla son buldu.