ÖHD: 6 kadının katledilmesi devletin yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterir
ÖHD İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu, erkeklerin bir günde 6 kadını katletmesine tepki gösterdi, "Bu durum devletin yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterir" dedi.
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu, geçtiğimiz hafta 1 günde 6 kadının katledilmesine karşı basın toplantısı gerçekleştirdi.
Dernek binasındaki basın toplantısında açıklamayı okuyan Şeyma Aladağ, bir günde 6 kadının katledilmesinin cins kırımının hangi boyuta geldiğini gözler önüne serdiğini, kadınları koruma konusunda devletin yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirtti.
Katledilen kadınlar hakkında bilgi veren Aladağ, "Kadınların bir kısmının boşanma sürecinde veya sonrasında öldürülmesi, erkek şiddetinin kadınların kendi yaşamları üzerinde karar verme hakkına yöneldiğini açıkça ortaya koymuştur. Fail hakkında uzaklaştırma kararı bulunmasına rağmen cinayetlerin işlenebilmiş olması ise devletin koruma yükümlülüğünün fiilen yerine getirilmediğini göstermektedir" dedi.
'KADINLARIN YAPTIĞI ŞİKAYETLER CİDDİYE ALINMIYOR'
Kadına yönelik şiddetle mücadelenin yasal dayanaklarından olan İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden uygulanmasını isteyen Aladağ, şunları söyledi: "Kadınların kolluk birimlerine yaptıkları başvuruların çoğu zaman ciddiyetle ele alınmadığı, şiddetin 'ile içi mesele' olarak görülerek tarafların uzlaştırılmaya çalışıldığı ve kadınların çeşitli yollarla yeniden şiddet ortamına dönmeye zorlandığı görülmektedir. Şiddetin niteliği ve tehlike düzeyi, kolluk tarafından öznel yargılara göre belirlenmekte; koruyucu ve önleyici tedbirler alınmamakta veya gecikmeli, sınırlı ya da yetersiz biçimde uygulanmaktadır. Ayrıca sığınma olanaklarının yetersizliği, ekonomik desteklerin sınırlılığı ve psikososyal hizmetlerin erişilebilir olmaması, şiddet mağduru kadınların güvenli bir yaşam kurmasını güçleştirmekte ve onları fiilen korunmasız bırakmaktadır."
'FAİLLER İÇİN ÖRTÜK ONAY ANLAMINA GELİR'
Şeyma Aladağ, son olarak kadınların katledilmemesi için taleplerini şu sözlerle dile getirdi: "Uzaklaştırma kararlarının etkin biçimde izlenmemesi, karar ihlallerinin yaptırımsız kalması, faillerin ateşli silahlara erişiminin engellenmemesi ve elektronik izleme gibi koruyucu araçların yeterince kullanılmaması da hukuki tedbirlerin caydırıcılığını ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, verilen kararların kağıt üzerinde kalmasına ve risk altındaki kadınların gerçek anlamda korunamamasına yol açmaktadır. Savcılık ve aile mahkemelerinin koruyucu tedbir kararlarını gecikmeli veya dar kapsamlı vermesi, kurumlar arası koordinasyon eksikliği, sistematik risk değerlendirmesi yapılmaması ve kamu görevlilerinin ihmalleri karşısında etkili soruşturma yürütülmemesi, kadın cinayetlerinin önlenememesine neden olan yapısal sorunları derinleştirmektedir. Faillerin yargılamalarında sıkça karşılaştığımız cezasızlık ve gerekçesiz ceza indirimleri, infaz usullerindeki eksikler nedeniyle kadına yönelik şiddet yaptırımsız kalmakta ve adalet sağlanamamaktadır. Bu durum aynı zamanda yeni failler için cesaretlendirici ve hatta 'örtük onay' anlamına gelmektedir."