Marmara hapishaneleri raporu: 5 bin 283 hak ihlali tespit edildi
2025 yılı Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu'nu açıklayan İHD, bir yılda 194 başvuru aldıklarını, 5 bin 283 hak ihlalinin tespit edildiği açıkladı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, "2025 yılı Marmara Bölgesi Hapishaneleri Hak İhlalleri Raporu"nu dernek binasında düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Raporu, İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Semiray Yılmaz ve İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Gülseren Yoleri sundu.
Raporda, 2025 yılı içerisinde toplamda 194 başvuru alındığı, basından yapılan taramalarda ise 5 bin 283 hak ihlalinin tespit edildiği bilgisine yer verildi. Raporda, kapasitesi 305 bin286 olan 403 hapishanede, 402 bin 14 tutuklu ve hükümlü bulunduğu ifade edildi.
Rapora göre başvurulardan tespit edilen ihlallerin alanlara göre dağılımı şu şekilde: "İşkence ve kötü muamele yüzde 34, iletişim hakkı ihlali/tecrit, sağlık hakkı ihlalleri yüzde 17, beslenme ve temel ihtiyaçlara erişim yüzde 14, infazda eşitlik ilkesine aykırılık yüzde 6, adalete erişim yüzde 2, yaşam hakkı yüzde 1."
'TECRİDE İLİŞKİN BİN 134 BAŞVURU'
Raporda en az 1 yıl içerisinde 2'si Marmara bölgesi olmak üzere en az 18 tutuklunun yaşamını yitirdiği belirtilirken, bu sayıların gerçek durumun çok altında olduğu kaydedildi.
Raporda, "Yaşam hakkına yönelik 30, sağlık hakkına yönelik 766, beslenme ve temel ihtiyaçlara erişime yönelik 631, İşkence ve kötü muameleye ilişkin bin 502, adalete erişime yönelik 99, infazda eşitlik ilkesine yönelik 255, iletişimin engellenmesi/tecride ilişkin bin 134 ihlal ve bu ihlallerin önlenmesi için mahpusların son çare olarak başvurduğu açlık grevlerine ilişkin 10 ihlal tabloyu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır" denildi.
'HAPİSHANELERİ TOPLUMSALLAŞTIRMAK GEREKİYOR'
Raporun devamında şu ifadelere yer verildi: "Adli, politik, LBGT+, kadın ve çocuklardan başvuru alıyoruz. Bu topyekun saldırı hali topluma korku salarken, bir yandan dışarıda mağdur kaldığımız keyfiliğin içeride de mağduru oluyor. Dolayısıyla hukuksuzluk tehlikesini gösteren veriler var. Bu raporları sadece bilgi amaçlı paylaşmıyoruz. Biz mağdur durumda olan mahpusları ve mahpusların yakınlarının kendi haklarına sahip çıkmalarını ve toplumda duyarlılık oluşması için yapıyoruz. Bir süreç var ama cezaevine yansıması dünden daha kötü. Çünkü mahpuslara daha çok rencide edici fiiller uygulanıyor. Barış umutlarını kıran bir yaklaşım söz konusu. Talep olarak neyi toplumsallaştırmak gerekiyor sorusuna cezaevini de koymak oldukça önemlidir. Mahpuslara, hasta mahpuslara, ailelerine ses olmaya çalışıyoruz. Çünkü bütün bu hak ihlalleri dışarıda olduğu gibi o dört duvar arasında da yapılıyor."
İNFAZ YAKMALAR
Raporda İdare ve Gözlem Kurulu kararlarıyla birçok tutsağın tahliyesinin ertelendiği belirtilerek, "Din kursuna katılmadığı, bağımsız koğuşta kalmadığı, az ya da çok kitap okuduğu, kurslara katılmadığı ya da çıkınca ne yapacağı, kiminle oturacağı, evlenip evlenmeyeceği, hangi partiye oy vereceği sorularına verdiği cevaplar üzerinden ve yine; öz bakımını yeterince yapmıyor, spora çıkmıyor, dışarda yaşamını sürdürecek maddi durumu yok, harcamalarda tasarruflu davranmıyor, suyu tasarruflu kullanmıyor, psikologla görüşmedi gibi gerekçelerle onlarca mahpusun tahliyesi engellenmiştir. Halay çektiği, türkü söylediği, kutlama yaptığı, slogan attığı, haksız bir uygulamaya itiraz ettiği vb. gerekçelerle mahpuslar hakkında disiplin soruşturmaları açılmış, hücre cezaları, iletişim cezaları verilmiş, bu cezalar iyi hal puanını düşürdüğü için mahpusların tahliyelerinin engellenmesine gerekçe yapılmıştır" denildi.