2 Mart 2024 Cumartesi

'Kolektif yaşamı hedef alan S ve Y tipi hapishaneler kapatılsın'

S ve Y tipi hapishanelerde tecridin daha da yoğun yaşandığını dile getiren Av. Seda Şaraldı, bu tip hapishanelerle tutsakların kolektif yaşamının hedef alındığını söyledi.

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, "İnfazda eşitlik ve umut hakkı" başlığı ile Şişli'de bulunan Nazım Hikmet Ran Kültür ve Sanat Evi'nde sempozyum düzenledi. "İnfaz rejiminde ayrımcılık" başlığıyla yapılan ilk oturumun ardından ikinci oturumda, "Hapishane tipleri ve infaz rejimi" başlığı ele alındı. Bu başlıkta Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Avukat Ahmet Baran Çelik, moderatörlüğü üstlenirken, avukatlar Seda Şaraldı, Rezan Gezer ve Ruken Altun söz aldı.

"Yeni hapishane modelleri" başlığında konuşan avukat Şaraldı, Y Tipi hapishanelerin mimarı yapısına değindi. Bu tipte hapishanelerin güneşe ters konumda yapıldığını, tutsakların tek başına tutulduğunu söyleyen Şaraldı, bu tiplerde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen tutsakların kalacağının ileri sürüldüğünü ancak başkaca cezalar alanların da burada kaldığını kaydetti. Şaraldı, bu hapishanelerde yoğun tecrit uygulandığına dikkat çekti.

'S VE Y TİPİ HAPİSHANELER KAPATILSIN'
"Tecrit bir saldırı aracıdır" diyen Şaraldı, bu haliyle siyasi tutsakların moralinin alt üst edilmeye çalışıldığını kaydetti. Şaraldı, "Bu bir politikadır. S ve Y tipleri tecridin geldiği son noktadır" diye ekledi. Tutsakların bu tip hapishanelerde hücreleri "kuyu" olarak değerlendirdiğini ifade eden Şaraldı, bir tutsağın tutulduğu Antalya Y Tipi Hapishanesinin dizaynının da yer aldığı mektubunu gösterdi. Tutsakların kaldığı hücrelerin kapılarının otomotik ve uzaktan açılabildiğini söyleyen Şaraldı, tutsaklar arasında gelişen kolektif yaşamı sona erdirmeyi amaçlayan bu hapishanelerin kapatılması gerektiğini vurguladı. Şaraldı şöyle konuştu: "Yeni Y ve S Tipleri açılmaya devam ediliyor. Tutuklulara yönelik tecrit sistemi gün geçtikçe ağırlaşıyor. Türkiye, ABD hapishanesi sistemine geçmeye çalışıyor. Bu tiplerin özellikle ABD'deki cezaevleri ile benzerliği var. Tutuklular kabul edilmez koşullarda tutuluyor ve bu tiplerin kapatılması gerekiyor" diye konuştu.

TEDAVİ HAKKI
"Açık hapishaneler ve denetimli serbestlik" başlığında konuşan avukat Ruken Altun, açık hapishanelerde tutukluların ucuz iş gücü olarak kullanıldığını söyledi. Altun, siyasi tutukluların açık hapishanelere götürülmesinin engellediğini kaydetti.

"R Tipi hapishaneler ve sağlık hakkı" başlığında söz alan Av. Rezan Gezer de, bu tiplerde kalan tutsakların hastane raporlarına rağmen tedavi edilmediğini ve ayrımcılığa maruz kaldıklarını söyledi.

'SEVK SIRASINDA İŞKENCE' 
Sempozyumun son oturumu ise, "İnfazda: cinsiyet, etnik, kimlik ve suç tipine bağlı ayrımcılık ve deprem etkisi" başlığına ayrıldı.

Avukat Mehtap Sert, depremin ardından Hatay hapishanesindeki tutukluların yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Depremin ardından hapishaneyi aradıklarını "hiçbir sorun yok" şeklinde yanıt aldıklarını ancak daha sonra cezaevleri ile bağlantının koptuğunu aktaran Sert, daha sonra tutukluların sevk edildiğini öğrendiklerini söyledi. Sevk edilen 22 tutuklunun Kuzey ve Doğu Suriyeli olduğunu paylaşan Sert, sevk sırasında işkenceye maruz kaldıkları bilgisini paylaştı. Sert, "Adalet Bakanlığı hala nakil edilenlerin sayısını açıklamadı. Oysa bizim bilgi edinme hakkımız var. İskenderun'da iki cezaevi vardı. Buradaki tutukluların avukat ve aile hakları kısıtlandı. Bu noktada İmralı'daki sistemi deneyimlemiş olduk" diye konuştu.

KADINLARA YÖNELİK ŞİDDET
Kadınların toplumda kapatılmaya maruz kaldığını bunun üstüne hapishaneye konularak kapatılmanın hat safhaya çıktığına dikkat çeken avukat Jiyan Kaya da, kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesine ilişkin bir düzenleme olmadığını söyledi. Kadınların hapishanelerde yaşadıkları şiddetin çok fazla olduğu kaydeden Kaya, "Türkiye cezaevlerinin yüzde 90'nında çıplak arama yapılmaktadır. Kadınların ihtiyaçları erkek gardiyanlar tarafından yapılıyor. Özel alanları ihlal ediliyor. Bu da psikolojik bir şiddettir. Ayrıca koğuş aramaları da erkek gardiyanlar tarafından yapılmaktadır. Kadınlar vücut çukurlarına kadar aranıyor. Bu da çok ciddi travmalara yol açıyor" dedi.

'LGBTİ+'LAR CİNSEL İSTİSMAR SALDIRISINA MARUZ KALIYOR'
Hapishanelerdeki atölyelerin erkeklere göre dizayn edildiğini, bu nedenle kadınların yeterli düzeyde faydalanamadığını belirten Kaya, görüştüğünü söylediği bir LGBTİ+ ve Roman tutukluya dair gözlemlerini aktardı. LGBTİ+'ların de erkek gardiyanlar tarafından arandığını dile getiren Kaya, cinsel istismara varan saldırılar yaşandığını vurguladı. Kaya, "Gardiyanlar cinsel içerikli notlarla tacizde bulunuyor. Kadın bedeninde olmasına rağmen erkek cezaevinde tutuluyor" ifadelerini kullandı.