İHD'li kadınlar Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü önündeydi: İstanbul Sözleşmesi yaşatır
İHD Kadın Komisyonu, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü önünde yaptığı eylemle kadınların kazanılmış yasal haklarına saldırıların şiddetin önünü açtığını belirterek, "Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddet politiktir. Biz kadınlar yaşamdan yanayız" dedi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkezi Kadın Komisyonu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında "Erkek egemen aile kadınları öldürüyor" şiarıyla "Aile Yılı" politikalarına karşı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.
Basın metnini okuyan İHD İstanbul Şube Başkanı Jiyan Tosun erkek egemen sistemin sonucu olarak kadına yönelik şiddetin sistematik bir hal aldığını ifade etti. Her gün bir kadın cinayeti haberiyle karşı karşıya kalındığını belirten Tosun, "Buna karşın Türkiye Cumhuriyeti'ni yöneten siyasal irade toplumsal cinsiyet eşitliği konusunu tamamen gündemden çıkarmış durumdadır. Kadına yönelik şiddet, çeşitli uygulamalarla adeta meşrulaştırılmaktadır. Biz kadınlar güvende değiliz. Yaşam güvencemiz yoktur" dedi.
'SÖZLEŞME KADINLARIN MÜCADELE ALANINI GENİŞLETMİŞTİR'
İstanbul Sözleşmesi'nin kadınların mücadelesi sonucunda hazırlandığı hatırlatan Tosun, şunları söyledi: "Sözleşme, imzacı devletlere kadına yönelik şiddetin; erkeklerin kadınlar üzerinde tahakküm kurmasına, ayrımcılığa ve tarihsel eşitsiz güç ilişkilerine dayandığını kabul etme ve buna karşı kapsamlı politikalar geliştirme yükümlülüğü getirmiştir. Ancak sözleşme yürürlükte olduğu dönemde dahi yeterince uygulanmamıştır. Buna ilişkin eleştirilerimizi kadınlar olarak her zaman dile getirdik. Buna rağmen sözleşme, kadınlara hem hukuki hem de moral güç sağlamış, mücadele alanımızı genişletmiştir."
'SÖZLEŞMENİN KALDIRILMASIYLA KADIN CİNAYETLERİ ARTTI'
"Ne yazık ki 20 Mart 2021 tarihinde tek bir imzayla sözleşmeden çekilme kararı alınmıştır. Bu çekilme kararı, kadına yönelik şiddet konusunda tehlikeli bir 'meşruiyet algısı' yaratmış; bu durum kadın cinayetlerindeki artışla somut biçimde kendini göstermiştir. Veriler açıkça ortadadır:
- 2021 yılında 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 217 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.
- 2022 yılında 334 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 245 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.
- 2023 yılında 315 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 248 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.
- 2024 yılında 394 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 259 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi.
- 2025 yılında 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın şüpheli biçimde yaşamını yitirdi."
'KADINLAR EN ÇOK EVLİ OLDUKLARI ERKEKLER TARAFINDAN KATLEDİLDİ'
Kadın katillerinin en büyük oranını kadınların evli olduğu erkeklerin oluşturduğunu ifade eden Tosun, "Bu tablo açıkça göstermektedir ki erkek egemen ve feodal aile yapısı kadınları öldürmektedir. 2025 yılının 'aile yılı' ilan edilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarının adeta yasaklanması, kadınların en çok şiddete maruz kaldığı alanın aile içi olduğunu görmezden gelmektir" diye konuştu.
Tosun, şöyle devam etti: "Biz insan hakları savunucusu kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetin önlenmesinin birinci koşulunun İstanbul Sözleşmesi'ne geri dönmek olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Unutulmamalıdır ki kadına yönelik şiddet politiktir. Devlet dili ne kadar sert, ayrıştırıcı ve ötekileştirici olursa, şiddet de o ölçüde artar. Biz kadınlar yaşamdan yanayız."