ICOR Ortadoğu: Direniş kültürü halklarımız arasında kökleşmiştir
Devrimci Partiler ve Örgütlerin Uluslararası Koordinasyonu (ICOR) tarafından düzenlenen "Bölgedeki Son Emperyalist ve Siyonist Saldırılar" başlıklı webinar Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan çok sayıda devrimci parti ve örgütü bir araya getirdi.
Devrimci Partiler ve Örgütlerin Uluslararası Koordinasyonu (ICOR) tarafından düzenlenen "Bölgedeki Son Emperyalist ve Siyonist Saldırılar" başlıklı webinar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki son gelişmeleri ele aldı. Etkinliğe bölgedeki devrimci hareketlerin temsilcileri katıldı.
Webinarın açılış konuşmasını yapan Tunus'tan Yurtsever Demokratik Sosyalist Parti (PPDS) Temsilcisi Hatem Laouini, emperyalist ve siyonist saldırıların tırmanışına dikkat çekti. Laouini, Gazze'deki savaş, Sudan'daki iç savaş, Venezuela'daki siyasi kriz ve İran'a yönelik tehditler gibi güncel gelişmeleri hatırlattı, "Bu saldırılara karşı halklar örgütlenerek ve direnişi büyüterek yanıt veriyor. Biz devrimciler olarak başka seçeneğimiz yok, örgütlenmek zorundayız" dedi. Ayrıca ICOR'un, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki devrimci güçlerle dayanışma içinde hareket ettiğini belirtti, "Bu tür buluşmalar devrimci halkların birbirleriyle dayanışma kurması ve daha güçlü bir direniş hattı oluşturması için çok önemlidir" diye vurguladı.
'EMPERYALİZM DERİN BİR KRİZ İÇİNDE AMA DAHA SALDIRGAN'
Ürdün Halk Birliği Partisi Genel Sekreteri İssam Havağa, günümüzdeki emperyalist ve Siyonist saldırıların tırmanışını "soykırımcı saldırı evresi" olarak tanımladı. Havağa, emperyalizmin derin bir kriz içerisinde olduğunu ancak daha da saldırgan bir hal aldığını belirtti, "Buna paralel olarak, özellikle küresel Güney'in güçlenmesi ve emperyalizmin ekonomik olarak geri çekilmesi, dünya genelindeki güç dinamiklerini değiştirdi" diye konuştu. Havağa, "Bu süreçte, direniş kültürü halklarımız arasında kök salmış durumda. Direnişe vurulan darbeler yok edilemez" dedi ve bölgedeki sol ve ulusal güçlerin direnişi büyütmeye devam edeceğini vurguladı.
Havağa, Amerikan emperyalizminin İran'a yönelik tehditlerinin sonuçsuz kaldığını belirterek, bu durumun emperyalizmin çöküşünü hızlandırabileceği yorumunu yaptı. Son olarak, bir Arap-küresel cephesi kurulması gerektiğini savundu ve Ortadoğu'daki gelişmeleri analiz etmek için bir strateji belgesinin hazırlanması gerektiğini söyledi.
'SOL GÜÇ DENGESİNİ GERÇEKÇİ OKUMALI'
Suriye Komünist Partisi (Siyasi Büro) Genel Sekreteri Muhammed Said El Rasas, günümüzdeki durumu, "Trump dönemi emperyalizminin tırmanışı" olarak tanımladı. El Rasas, özellikle Ukrayna savaşının ardından Çin, Rusya ve İran ittifaklarının güçlenmesinin, emperyalist güçlerin küresel dengeyi kırma potansiyelini fark etmelerine yol açtığını belirtti. "ABD'nin Ortadoğu'yu küresel dengeyi değiştirmek amacıyla yeniden kontrol altına alma çabaları, Eisenhower Projesi'nin izlerini taşıyor" diye konuştu. El Rasas, "Bu noktada, güç dengelerini doğru okumalıyız" dedi ve 1990'larda Sovyetler Birliği'nin çöküşü sonrası yaşananların bir benzerinin tekrar yaşanmaması gerektiğini belirtti. Emperyalizme karşı yeni direniş biçimlerinin arayışı içinde olunması gerektiğini ifade etti.
'KAPSAMLI SALDIRIYA KARŞI ÇOK YÖNLÜ DİRENİŞ'
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) Temsilcisi Abid Zerieri, emperyalist ve Siyonist saldırıların tarihsel bir sürekliliğe sahip olduğunu vurguladı. Zerieri, özellikle Aksa Tufanı Savaşı üzerinden Filistin'in Siyonist varlığı karşısındaki direncini anlattı. Bu saldırıların, bölgesel ve uluslararası etkileşimlerin kesişiminde gerçekleştiğini belirtti. Zerieri, ABD'nin bölgedeki desteğinin Trump yönetimiyle birlikte artarak farklı mekanizmalarla şekillendiğini ifade etti. "ABD'nin Ortadoğu'da tek hakim gücün Siyonist varlık olması için attığı adımlar, bölgedeki güç dengesini değiştirme amacını taşıyor" diyen Zerieri, bu saldırıya karşı bir karşı hamle yapılması gerektiğini vurgulayarak, askeri açıdan kitlesel bir seferberlik ve sosyal güçlerin en geniş kesimini kapsayacak bir cephe kurulmasının önemini dile getirdi.
'FİLİSTİN DAVASI EN TEHLİKELİ AŞAMASINDA'
Filistin Halk Mücadele Cephesi Temsilcisi Muhammed Aluş, Filistin halkının karşı karşıya olduğu en büyük zorluklardan birinin, emperyalist ve Siyonist projelere karşı koyacak mekanizmaları oluşturmak olduğunu belirtti. Aluş, bu saldırıların sadece Ortadoğu'yu şekillendirmekle kalmadığını, aynı zamanda Venezuela gibi başka bölgelerde de etkin olmaya başladığını söyledi. Aluş, Filistin halkının işgale karşı büyük bedeller ödediğini belirtirken, dünya halklarının desteğini seferber etme gerekliliğine işaret etti. Aluş, Filistin davasının en tehlikeli aşamalarına girdiğini ve Batı Şeria ile Gazze'deki soykırımın devam ettiğini vurguladı. Filistin'in, İsrail'in tehditlerine karşı her zaman bir diken gibi varlığını sürdüreceğini belirterek, bölgedeki halkların bu saldırılara karşı birleşik bir direniş sergilemesi gerektiğini söyledi.
'MARKSİST SOLUN TEORİK KRİZİNİ YENİDEN DEĞERLENDİRMELİYİZ'
Irak Komünist Partisi (Genel Komuta) Genel Sekreteri Ali Abbas Hafif, Marksist solun küresel durumu üzerindeki etkisini ve teorik krizini değerlendirdi. Hafif, 1950'ler, 60'lar ve 70'lerde emperyalizmin bir yenilgiye uğrayacağına dair umutların yaygın olduğunu, aynı dönemde siyonizmin de devrimci karşı duruşlardan korktuğunu belirtti. O dönemde, devrimci güçlerin baskısı altında, silahlı mücadeleyi meşru kılan yasaların kabul edildiğini söyledi. Ancak bugün, devrimci hareketin yalnızca geri çekilmediğini, aynı zamanda ciddi bir parçalanma ve yenilgiye uğradığını ifade etti. Sovyetler Birliği'nin çöküşünden önce, sol hareketlerin Sovyetler Birliği'nden büyük bir destek aldığını ancak bu etkinin zamanla zayıfladığını hatırlattı. Hafif, solun geçmişin devrimci deneyimlerinden ders alması gerektiğinin altını çizerek, “Geçmişteki devrimci on yılları gözden geçirip eleştirel bir şekilde incelemeli miyiz?” diye sordu. Ayrıca, Latin Amerika'daki kurtuluş hareketlerinin geçmişte dini güçleri bile kendi saflarına çekebildiğini, ancak bugün benzer bir direnişin görülmediğini ifade etti. Hafif, devrimci sınıf mücadelesinin genişletilmesinin önemini vurgulayarak, uluslararası bir bölgesel cephe kurma gerektiğini söyledi ve yeni yöntemler yaratmanın şart olduğunu belirtti.
'ORTADOĞU'DA SALDIRILARA KARŞI DİRENİŞ GELİŞTİRİLMELİDİR'
TKP-ML Temsilcisi, son yıllarda yaşanan savaşların ve krizlerin tesadüfi olmadığını, bunun aksine emperyalist kapitalist sistemin çözülmemiş krizine ve küresel hegemonya mücadelesine dayandığını belirtti. 2008 küresel ekonomik krizinin ardından, emperyalist sistemin istikrar sağlamakta başarısız olduğunu, bunun yerine pazarlar, enerji kaynakları ve stratejik koridorlar üzerindeki rekabetin militarize bir biçimde arttığını vurguladı. Bölgedeki iki büyük emperyalist blokun karşı karşıya olduğunu, bunlardan birinin ABD-İngiltere öncülüğündeki Batı ittifakı, diğerinin ise Rusya ve Çin olduğunu söyledi. Ortadoğu'nun, bu hegemonya mücadelesinin merkezi haline geldiğini belirtti. Emperyalist liderlerin barış ve diplomasi hakkında söylediklerinin, yalnızca taktiksel manevralar olduğunu, kalıcı barışın emperyalizmle uyumsuz olduğunu vurguladı. İsrail'in, bölgedeki emperyalist egemenliğin korunmasında önemli bir rol oynadığını belirterek, Filistin halkına yönelik saldırıların yalnızca bir ulusal çatışma değil, halkın toplumsal ve politik temellerini yok etmeyi amaçladığını ifade etti. Suriye'nin emperyalist ve bölgesel müdahalelerin yoğun olduğu bir diğer önemli alan olduğunu belirten temsilci, Suriye'nin zayıflamasının, İsrail'in stratejilerine hizmet ettiğini söyledi. Rojava'daki özerklik girişimini ise önemli bir siyasi gelişim olarak öne çıkardı ve bunun, ataerkil normlara ve katı milliyetçi devlet modellerine karşı büyük bir meydan okuma olduğunu belirtti. Ancak, Türkiye'nin askeri saldırıları, desteklediği cihatçı milislerin saldırıları ve Suriye rejiminin merkeziyetçi hırsları ile Kürt özerkliğine yönelik saldırıların, bölgedeki emperyalist güvenlik yapısının bir parçası haline geldiğini ifade etti. Türkiye'nin bölgedeki bu stratejisini, Kürt siyasi özerkliğini engelleme amacı güden bir yaklaşım olarak değerlendirdi.
'HALKLARIMIZIN KURTULUŞU İÇİN BİRLEŞMELİYİZ'
Lübnan Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi ve Gençlik ve Öğrenciler Sorumlusu Muhammed Kanj, Ortadoğu'nun karşı karşıya olduğu emperyalist saldırıları değerlendirerek, bölgedeki halkların kurtuluşu için birleşik bir mücadelenin gerekliliğini vurguladı. Kanj, son yıllarda yaşanan şiddetli emperyalist saldırıların, bölgenin en zor dönemlerinden birine işaret ettiğini belirtti. Siyasi gelişmelerin, ekonomik krizlerin ve sömürgeci devletlerin bölgedeki saldırılarının halkları her geçen gün daha fazla zorladığını ifade etti. Lübnan'ın, ekonomik ve siyasi krizler ile sürekli olarak saldırılara uğradığını ve bu durumun Filistin ve çevre ülkelerinde de benzer şekilde devam ettiğini söyledi. Kanj, sol, özgürlükçü ve ilerici güçlerin birleşerek bu saldırılara karşı ortak bir mücadele vermesinin şart olduğunu belirtti. Tüm devrimci güçlerin halkları özgürlüğe ve hak ettikleri demokratik hayata yönlendirebilmek için birlikte hareket etmeleri gerektiğini vurguladı.
'BÖLGEDEKİ KRİZLER BİRBİRİNE BAĞLIDIR'
Tunus Yurtsever Demokratik Sosyalist Parti (PPDS) Temsilcisi Nazmi Bugamura, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki krizlerin birbirine bağlı olduğunu ve bu bölgenin küresel enerji rezervlerinin yanı sıra stratejik konumu, deniz yolları ve kapitalizmin geniş pazarları için hedef alındığını belirtti. Siyonizmin, sadece Filistin halkına yönelik değil, aynı zamanda bölgeyi sürekli olarak parçalamak için kullanılan stratejik bir araç olarak da kullanıldığını ifade etti. Bugamura, neoliberal yeniden yapılandırmaların toplumsal sistemleri yok ettiğini ve sosyal eşitsizliği derinleştirdiğini vurguladı. Ayrıca, emperyalizmin krizlerinin, kaos ve şiddet kullanmaya yönelmesine sebep olduğunu belirtti. Ancak bu durumun, halkların mücadelesinin zaferiyle değişebileceğini söyledi. Filistin'deki duruma da değinen Bugamura, saldırıların devam ettiğini ve can kaybının 71 bini, yaralı sayısının ise 170 bini aştığını belirtti. Batı Şeria'daki işgallerin, tutuklamaların ve toprak ilhakının sürdüğünü ifade etti. Lübnan, Suriye, Sudan ve İran'a yönelik saldırıların da aynı emperyalist projeye hizmet ettiğini belirterek, “Bunların hepsi, Siyonist varlığın güvenliğini sağlamak ve Arap birliğini engellemek amacıyla bölgenin yeniden şekillendirilmesi projesinin bir parçasıdır” dedi.
'SOSYALİST VE MARKSİST PARTİLER FARLILIKLARI NASIL AŞABİLİR'
Suriye Komünist Partisi (Siyasi Büro) temsilcisi Mustafa Saad, bölgedeki emperyalist egemenliğe karşı direnmenin gerekliliğine vurgu yaptı. Saad, Ortadoğu'daki birçok ülkede, kitleleri harekete geçirebilecek bir komünist hareketin bulunmadığını belirtti. Ayrıca, bölgedeki otoriter yönetimlerin, halkların gelişimine ve demokrasisine engel olduğunu söyledi.
Fas'tan Demokrasi Cephesi Gençlik Sorumlusu Rıdvan Nabil, ulusal kurtuluş mücadelesi ile uluslararası sosyalist mücadelenin nasıl birleştirilebileceği sorusunu gündeme getirdi. Nabil, bu iki mücadelenin birbirini nasıl tamamlayabileceğini tartışırken, uluslararası dayanışmanın önemini vurguladı.
Tunus Yurtsever Demokratik Sosyalist Parti Avrupa Koordinasyonu ve Kadın Komitesinden sorumlu Marwa Naji, sosyalist ve Marksist partilerin arasındaki farklılıkların nasıl aşılabileceğini tartıştı ve tüm devrimci güçlerin ortak bir program etrafında birleşmesi gerektiğini belirtti.
Irak Komünist Partisi (Genel Komuta) Genel Sekreteri Ali Abbas Hafif, ulusal ve uluslararası mücadelenin birleşmesi gerektiğine dikkat çekerek, Latin Amerika'daki kurtuluş hareketlerinden ve devrimci stratejilerden ders alınması gerektiğini ifade etti.
'EMPERYALİZM VE SİYONİZME KARŞI KÜRESEL DAYANIŞMAYI YÜKSELTELİM'
Webinarın kapanış konuşmasını yapan Hatem Laouini, bu tarihi anın sadece sözle değil, eylemle anlam kazanacağını belirtti, birlikte çalışarak emperyalizm ve siyonizme karşı tüm cephelerde mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Filistin, Lübnan, Sudan, Türkiye ve Kürt davasının hala öncelikli cepheler olduğunu belirten Laouini, tartışmaların derinleştirilmesi ve kitle seferberliğinin gerçek çalışmalara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Toplantı sonunda katılımcılar, emperyalizm ve Siyonizm'e karşı küresel dayanışmayı güçlendirmek amacıyla ortak bir bildiri yayınlamayı kararlaştırdı.