Hasta tutsak Enver Yanık için tahliye çağrısı
Hukuk ve insan hakları örgütleri, 1999'da hapishane katliamında ağır yaralanan, Wernicke-Korsakoff hastası Enver Yanık'ın sağlık durumunun kötüye gittiğini ifade ederek bir an önce tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.
İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği ile Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), Menemen R Tipi Kapalı Hapishanesi'nde tutulan ağır hasta tutsak Enver Yanık'ın durumuna dikkat çekmek ve maruz bırakıldığı insan hakları ihlallerini paylaşmak için basın toplantısı gerçekleştirdi.
İHD dernek binasında yapılan toplantıya Yanık'ın ailesi ve İzmir Barosu adına yönetim kurulu üyesi Zöhre Dalkıran da katıldı.
Açıklamayı okuyan İHD Merkezi Hapishane Komisyonu Eş Sözcüsü Av. Nazlı Turan, Yanık'a Wernicke-Korsakoff Sendromu teşhisi konulduğunu belirtti. Enver Yanık'ın 1994'den beri birçok kez tutuklandığını belirten Turan "1996 yılında Ulucanlar Hapishanesi'nde gerçekleştirilen ölüm oruçlarına katılmış; 69 gün süren bu eylemin ardından Ankara Numune Hastanesinde tedavi altına alınmış ve kendisine Wernicke-Korsakoff Sendromu teşhisi konulmuştur" dedi.
'VÜCUDUNDA ÇOK SAYIDA ŞARAPNEL PARÇASI VAR'
Yanık'ın 1999'daki hapishane katliamında ağır yaralandığını ifade eden Turan, şöyle devam etti: "Enver Yanık seri ortopedik ameliyatlar ve ayrıca göğüs tüpü takılmasını gerektiren tıbbi operasyon geçirmiş olup, vücudunda halen el bileklerinde, göğüs boşluğunda, leğen kemiği, uyluk bölgeleri ve baldır bölgelerinde çok sayıda şarapnel parçaları bulunmaktadır.
Yine hapishanede maruz bırakıldığı ağır fiziki travmalar ve açlık grevi sonucu olabileceği düşünülen hidrosefali gelişmiş; bu durum nörolojik açıdan kalıcı ve ilerleyici sonuçlar doğurmuştur."
'VERİLEN TEKERLEKLİ SANDALYE ALINDI'
Turan, Yanık'a hareket edebilmesi için idare tarafından verilen tekerlekli sandalyenin herhangi bir geçerli hukuki gerekçe gösterilmeksizin "ailen alsın" denilerek geri alındığını dile getirdi. Turan, şöyle devam etti: "Hükümözlü (Yerel mahkeme tarafından verilen cezası onaylanmamış kişi) statüsünde olmasına rağmen, gün boyu yararlanması gereken havalandırma hakkı fiilen engellenmektedir. Günde yalnızca bir saat, bulunduğu blok dışında bir havalandırma alanına çıkarılmakta; bu alan ise sürekli kamera ile izlenmektedir.
'TEK TUTMAK YAŞAM HAKKINI TEHLİKEYE ATIYOR'
Enver Yanık'ın sağlık durumu gereği başka kişilerle birlikte kalması ve sürekli gözetim değil, sürekli bakım alması gerekirken Menemen R Tipi Hapishanesi'nde tek başına tutulması başlı başına ağır bir hak ihlalidir. Sık sık bayılma atakları geçiren, hareket kabiliyeti son derece kısıtlı olan bir hasta mahpusun yalnız bırakılması; yalnızca psikolojik yıkıma değil, doğrudan yaşam hakkı bakımından da ciddi ve yakın bir tehlikeye yol açmaktadır.
'ATK'DAN ÜÇ AYDIR SONUÇ ALINAMIYOR'
Hapishane idaresi tarafından Adli Tıp Kurumu'na başvuruda bulunulduğunu ancak aradan üç ay geçmesine rağmen henüz herhangi bir sonuç alınamadığını ve Yanık'ın derhal serbest bırakılması gerektiğini söyleyen Turan, "Aksi halde doğabilecek her türlü sonucun sorumluluğu; mevcut sağlık raporlarına, hapishane koşullarındaki açık risklere ve yapılan başvurulara rağmen gereğini yerine getirmeyen idari ve adli makamların üzerinde olacaktır" diye konuştu.
DAYANIŞMA KONSERİNE ÇAĞRI
Yanık'ın eşi Şükriye Yanık ise "Enver Yanık için adil yargılama hakkı" ve "Hasta tutsaklara özgürlük" diyerek 27 Nisan Pazartesi günü Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek dayanışma konserne katılım çağrısı yaptı.