19 Haziran 2024 Çarşamba

Direniş ve kazanma azmi derinleşerek sürüyor

Bereketin nereden geldiğini unutmaz, o damarı kurutmazsak, bütün özgüvenimizle "istedikleri kadar taşlasınlar" diyebiliriz. Çizgi sürekliliği ve çizgiye uygun doğru pratik ve doğru temsiliyet bu açıdan birlikte görev aldığım arkadaşlarımın, yoldaşlarımın varlığı, çizginin ve anlayışın varlığıyla doğru orantılıdır. Figen Yüksekdağ'ın Yeni Özgür Politika'da yayınlanan yazısı şöyle.
Zaman oldukça hızlı ilerlemiş. HDP Eşbaşkanı olduğum dönemin üzerinden geçen 1.5 yıl siyasette ve toplumsal yaşamda büyük alt üst oluşların, darbelerin, çetin mücadelelerin zamanı oldu. HDP'ye ve benim üstlendiğim role baktığımızda hiçbir şeyin boşa yaşanmadığını, tüm bedellerine ve ağırlığına rağmen kolektifin de bireylerin de bu zaman diliminde anlamını ve karşılığını bulduğunu görüyoruz. Önemli olan, HDP deneyimini yaşayan bir birey ya da siyasi bileşenin anlamını yitirmemesi, bu son dönemin esas olarak bilinçleri felç etmeye odaklı saldırganlığı karşısında zırhını düşürmemesi. Bizler de dahil olmak üzere binlerce HDP'li siyasetçinin tutuklanmasından ve olağanüstü bir tasfiyeci saldırganlığın ardından yaşanan süreç de gösterdi ki, bizleri felç ederek güçten düşürmeyi hedefleyenler amacına ulaşamadı.
 
BARAJIN AŞILMASI ÇİZGİNİN BAŞARISIDIR
 
Özellikle 24 Haziran seçim sonuçları bariz bir seçim başarısının ötesinde, bir çizginin ve siyasi stratejinin başarısıdır. Ana dair sergilenen emek, örgütlenme, mücadele ve davaya-değerlere bağlılık bu başarıda şüphesiz önemli yer tuttu. Ancak tarihsel olarak baktığımızda daha önemli olan, HDP paradigmasının temelini sağlam atıp, direklerini doğru kurmuş olmaktı. Her geçen gün toplumsal- stratejik HDP fikri ve projesinin Türkiye-Kürdistan-Ortadoğu düzlemindeki siyasi alanı genişledi. Bugün koşullar ne denli zor olursa olsun, devrimci değişim çizgisinin ve toplumsal siyasal yapının demokratik yeniden kuruluşunun çok nesnel ve güçlü karşılığı var. Her bireyin de, kolektifin de kendisinin bu gerçeğe ve bu iddiaya uyarlaması gerekiyor. Bu dün de böyleydi bugün de böyle. Parti ya da birey bu fikrin ve iddianın altında kalırsa ve kendini bu amaca uyarlamaz ise gelişme dediğimiz şey de çıkmıyor zaten.
 
Haliyle HDP'de siyaset yapan hepimiz esas olarak onun fikrine, iddiasına, amacına inandık ve kendimizi buna uyarlamaya çalıştık. Şüphesiz herkes bir örnek sonuçlar elde etmedi. Öyle olması da düşünülemez zaten. Kaldı ki herkes aynı düzey ve sonuçlarla ölçülseydi, HDP farklılıkların birliği ve koalisyonu olmazdı. Asıl önemlisi, her misyonun kendi anlamını bilerek bunu bir güce dönüştürmesi. Tabii bir de herkesin kendi işini iyi yapması.
 
AŞI TUTTU
 
Ben de HDP eşbaşkanlık görevimi yürüttüğüm yıl boyunca, görevimin anlam ve kriterlerine uygun olarak, en iyisini yapmaya çalıştım. Bundan başkası da düşünemezdi. HDP'nin ve onu oluşturan öznelerin birincil ve stratejik görevi Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Türkiye sol-sosyalist hareketin ve Batı merkezli demokrasi güçlerinin birliğini sağlamaktı. Bu görev önemli oranda başarıldı. Dahası birleşen bütün tarafları geliştirdi önünü açtı. Bir yerden başka bir yere taşıdı. Türkiye'de egemen devlet yapısının ya da sağ ve kimi liberal kesimlerin istemediği bir gelişmeydi bu. HDK'ye ve HDP'ye kelebek ömrü biçenlerden tutun da, bileşenler arasında makbul olanlar olmayanlar ayrımı yapılmasına, Kürtlerin "marjinal sol gruplarla" arasına mesafe koymasının telkin edilmesi veya açıkça zorlanması yaklaşımlarına kadar sayısız müdahaleyle halkların birleşik mücadele zemini sarsılmaya çalışıldı. Ama sonuçta aşı tuttu ve HDP yeni yaşam ağacı olarak gelişip serpildi. Bunun üstüne bir de yediveren bereketiyle meyve vermeye başlayınca, taşlayanlar da çoğaldı tabii.
 
Bereketin nereden geldiğini unutmaz, o damarı kurutmazsak, bütün özgüvenimizle "istedikleri kadar taşlasınlar" diyebiliriz. Çizgi sürekliliği ve çizgiye uygun doğru pratik ve doğru temsiliyet bu açıdan birlikte görev aldığım arkadaşlarımın, yoldaşlarımın varlığı, çizginin ve anlayışın varlığıyla doğru orantılıdır.
 
GECİKMİŞ-GECİKTİRİLMİŞ TARİHİ BULUŞMA
 
Doğal olarak Figen Yüksekdağ'ın HDP'deki varlığı da hiçbir zaman kişisel olmadı. Ayrıca kendimi hiçbir zaman Türkiye sosyalist hareketin HDP'deki tek temsilcisi olarak da görmedim. Ama sosyalist fikre, 21. yüzyılda devrim ve sosyalizmin güncelliğine inanç ve bağlılık çizgisini temsil ettiğimi de hiçbir zaman unutmadım. Bu ara da HDP ufku ve elde edilen başarılar tam da Sayın Öcalan'ın tespit ettiği gibi sosyalizm iddiası ve Türkiye devrimci demokratik hareketin kendini yeniden üretme, yeni gelişim dinamikleriyle buluşma alanı oldu.
 
Kürt Özgürlük Hareketi'yle Türkiye sosyalist hareketin gecikmiş-geciktirilmiş tarihsel buluşması, her iki tarafı da tamamladı. Genellikle Kürt siyasetinin Türkiyelileşmesinden söz edilirdi ama ciddi ve köklü bir sorun olarak Türkiye sosyalist ve demokratik cephesinin Kürdistanileşmesi konusu çoğunlukla geriden gündemleşirdi. Kürt hareketiyle Batı'dan kurulan ve öz olarak ittifakçı-destekçi düzlemi aşamayan ilişki, HDK-HDP süreciyle birlikte niteliksel bir sıçrama yaşadı. Hala bu niteliksel değişimin tamamlandığını söyleyemem ama ilerlemenin sürdüğü de kesin. Benim eşbaşkanı olarak HDP'deki rolüm bu niteliksel sıçramaya ve gelişmeye katkı sunmaktı. Yıllar boyunca Doğu'yla Batı arasında oluşan ve derinleşen yarıkları kapatmak için genel bir rol görev icrası ise yeterli değildi. Bunun için birilerinin olağan sınırları aşması, Kürt halkıyla Türkiye solu arasındaki ihtiyat barikatlarını devirmesi gerekiyordu. Bu bazen benim örneğimde olduğu gibi "fazla Kürtleşmek" olarak algılanabiliyordu tabi ama bazı ezberlerin aşılması çok ama çok daha önemliydi.
 
Bugün dönüp baktığımda, tutuklanmamıza kadar yaşanan HDP sürecinin çok boyutlu ve özdeşleşme merkezli bir süreç olduğunu söyleyebilirim: Eylemimle, o eylemin bütün boyutlarıyla asli ve tali yanlarıyla olabildiği kadar özdeşleşme… Elbette sonuçları tartışılabilir. Bu hikayede mutlak bir başarı olmadığı gibi, mutlak bir başarısızlık da yok. Ama cezaevlerinin HDP'li DBP'li siyasetçilerle doldurduğu böyle bir zamanda hâkim siyasi statükoyu can evinden rahatsız ettiğimiz kesin. Direnişin ve kazanma azminin anlamı derinleşerek sürüyor.