12 Mart 2026 Perşembe

Beyaz Yürüyüş 2. gününde: Sağlık haktır satılamaz

TTB tarafından 14 Mart'ta sona erecek Beyaz Yürüyüş ikinci gününde Urfa ve Antep'e ulaştı. Sağlık emekçileri, hem hekimlerin hem hastaların sağlık sistemindeki çöküşten etkilendiğini söyledi.

Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) "İyi hekimlik yapmak istiyoruz - Adaletin hakim olduğu, laik, demokratik, barış içinde bir ülkede emeğimizin ve mesleğimizin değer görmesini istiyoruz" diyerek, 14 Mart Tıp Haftası kapsamında düzenlediği "Beyaz Yürüyüş", ikinci gününde Urfa ve Antep'teydi. 

Öğle saatlerinde Urfa'ya varan yürüyüş kolu, basın açıklaması gerçekleştirdi. Yürüyüşte "Sağlık haktır, satılamaz", "Herkese eşit, ücretsiz sağlık", "Yaşamak, yaşatmak istiyoruz" sloganları atıldı. Açıklamayı, Urfa Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Derya Bulgur yaptı.

Bulgur, 14 Mart Tıp Bayramı'nın artık bir kutlama değil mücadele günü olduğuna vurgu yaparak, "Mevcut sağlık ortamında şiddeti konuşmadığımız, özlük haklarımız için mücadele etmediğimiz, liyakat, meslek onuru, emeklilik hakkı ve çalışma koşullarımız için söz kurmadığımız tek bir gün dahi kalmamıştır. TTB yıllardır Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın hekimlerin, sağlık çalışanlarının ve halk sağlığının boynuna vurulmuş bir kement olduğunu dile getirmektedir" dedi.

SAĞLIK EMEKÇİLERİ NE İSTİYOR?
2026 yılı bütçesinde sağlığa ayrılan payın yaklaşık yüzde 7 civarında öngörüldüğüne dikkat çeken Bulgur, "Türk Tabipleri Birliği olarak biliyoruz ki barışın ve demokrasinin hakim olduğu bir ülkede eşit, ulaşılabilir, ücretsiz, anadilinde ve nitelikli sağlık hizmeti sunmak mümkündür" diyerek taleplerini şu şekilde sıraladı:

"-Sağlıkta özelleştirme politikalarından vazgeçilmesini ve kamusal sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesini,

-Dinlenme ve sosyal alanların bulunduğu, insan onuruna yaraşır çalışma koşullarının oluşturulmasını,

-Birinci basamaktan itibaren iş barışını ve sağlık hizmetinin niteliğini bozan performans uygulamalarından ve "Eziyet Yönetmeliği"nden vazgeçilmesini,

-Halkın sağlığı için eşit, ulaşılabilir, ücretsiz ve anadilinde sağlık hizmetinin yaygınlaştırılmasını, bunun için savaşa değil sağlığa daha fazla bütçe ayrılmasını,

-Sağlıkta şiddete karşı etkin önlemler alınmasını, cezasızlığa son verilmesini ve önleyici politikalar geliştirilmesini,

-Toplumsal barışı güçlendirecek politikaların hayata geçirilmesini talep ediyoruz."

Yürüyüş heyeti, Urfa'nın ardından akşam saatlerinde Antep'e ulaştı. Burada emek örgütleri ve demokratik kurumlarının da katılımıyla Yeşilsu Parkı'ndan Kırkayak Parkı'na yürüdü. 

'SAĞLIK BEŞ DAKİKAYA SIĞAR MI?'
Burada açıklama yapan Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Hayriye Didem Yıldız, Türkiye'de sağlık sisteminin geldiği durumun sorumlusunun neoliberal sağlık politikaları olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Bu sistemde hekimler ve sağlık emekçileri artan iş yükü ve güvencesizlik koşulları altında çalışıyor, hasta yurttaşlarımız da sağlık hizmetine erişemiyor. Çöken bir sağlık sistemiyle karşı karşıyayız. Bu politikalarla sağlık kurumları birer işletmeye, insan sağlığı alınıp satılan bir metaya ve hekimler de birer ücretli köleye dönüştürülmüştür. Bu yıl bir milyardan fazla yurttaşımız doktora başvurdu. Soruyoruz; sağlık beş dakikaya sığar mı?"

'SAĞLIK HAKTIR SATILAMAZ'
Sağlığın ticarileştirildiğini ifade eden Yıldız, "Kamu kaynakları özel sağlık sektörünün büyümesi için kullanılmış, sağlık alanı sermaye için kârlı bir yatırım alanına dönüştürülmüştür. Sağlık haktır, satılamaz! Onlar halkın sağlığı üzerinden karlarına kar katarken sağlık emekçileri düşük ücret, güvencesizlik, ağır iş yükü ve artan şiddet ortamı altında çalışmaya mahkum edilmiştir" dedi.

'HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ'
Yıldız, şöyle devam etti: "İyi hekimlik değerlerini ve halkın sağlık hakkını savunmaya, hekimliğin değersizleştirilmesine, sağlığın piyasalaştırılmasına ve sağlık çalışanlarına yönelik şiddete karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğimize hepinizin huzurunda bir kez daha söz veriyoruz. Hep birlikte mücadele edip, hep birlikte kazanacağız."