Aydın Akyüz yazdı / Politikanın alanı genişlemiştir
Hemen her davranış ve söz devlet denetimine açık hale geldi/geliyor. Bütün bunlar politik olanla 'sivil' olan arasındaki sınır çizgisinin de aşınmakta olduğu anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle politika toplumsallaşmıştır. Dolayısıyla farkında olsak da olmasak da her davranışımız ve ağzımızdan çıkan her söz sadece ideolojik anlam içermez, şu veya bu politikaya hizmet eder sermaye düzeninin ve onun devletinin dayattığı çerçevenin dışına çıkmak için bilinçli ve iradi bir çaba ve mücadele içerisinde değilsek burjuva düşünüş biçimlerini üretmekle kalmıyoruz, burjuva politikaları güçlendiren bir rol oynuyoruz.
Kadın özgürlük mücadelesi anlamlı ve isabetli bir şiar kazandırdı mücadelemize: "Özel olan politiktir." İlk bakışta geleneksel politika kavramına aykırı görünür. En genel anlamda politika devlete has olan işleri yapmak ve devlet işlerine karışmaktır, onları dönüştürmektir. Nihai olarak iktidar mücadelesidir. "Özel olan politiktir" ifadesi bu tespite aykırı ve politikayı baş aşağı tutuyor gibi görünür. Yüzeysel bir bakışla ve son 150 yıllık iktisadi, toplumsal ve politik dönüşümler göz ardı edilirse böyle görünür.
Oysa hiçbir şey statik değildir. Zamanla her şey değişip dönüştüğü için toplumun ekonomik, 'sivil' ve politik olan organik birliği bir bütün olarak olduğu gibi; bu katmanlar arasındaki denge, geçişkenlik ve sınır çizgilerinde de değişim ve dönüşümün olması kaçınılmazdır.
GEÇMİŞTE POLİTİKANIN ALANI
Devletin oluşum sürecinde politika herkesin bildiği, anladığı ve yapabildiği basit fonksiyonlardan giderek herkesin bilmediği, anlamadığı ve dolayısıyla yapamadığı uzmanlık isteyen bir işe dönüşmüştür. Devletsizlikten şehir devletlerine, şehir devletlerinden imparatorluklara geçiş sürecinde, devlet büyüyüp merkezileştikçe daha da özerkleşti. İşte böylece politika halktan koptu. Ezilenlerin isyan ve ayaklanmaları ile politik özne haline geldiği anları dışta tutarsak politika giderek saraylarda, bey konaklarında ve onların uzantısı olan kurumlarda üretilen ve yapılan bir şey haline geldi.
Bu yüzden 19. yüzyılın son çeyreğine kadar birçok iktidar değişikliği merkezinde kral ailesinin bulunduğu, egemenlerin klik kavgası ve taht oyunlarına indirilebilecek kadar daralmıştı. Fransız Devrimi gibi yeni sınıfın eski sınıfı tek hamlede iktidardan düşürdüğü devrimler tarihin istisnaları arasındadır. Yine halkların özneleştiği ayaklanmaların çoğu nihayetinde bu kliklerden birine yedeklenerek sonuçlanırdı. Az çok ideolojik bir formasyon yaratılabilmiş programatik politik hedefleri olan halk ayaklanmaları istisna örneklerdir. Dağınık köylülüğün birleşik bir politik irade ortaya koyması imkansıza yakın bir durumdur. Çoğunlukla iktidar değişikliği ister saray darbesi biçiminde olsun isterse halk ayaklanmalarının sonucu olsun başkentte veya başkentin de içinde olduğu en fazla 2-3 büyük kentte nihai sonuç belirlenirdi. Diğer kentler ve nüfusun çoğunluğunun bulunduğu geniş kırsal bölgeler ortaya konan sonucu kabullenmek zorunda kalırlardı.
Ancak bu durum zamanla değişti. 1870'lerin Avrupa'sından başlayarak giderek bütün dünyaya yayılan işçi ve halkçı partilerin kurulması, oy hakkının giderek halkın daha geniş kesimini kapsamaya başlaması, aynı paralelde ekonomik-sendikal ve siyasal mücadele kanallarının açılması halkın çok geri düzeyde de olsa siyaset yapmasının yolunu açmıştır. Söz söyleme, örgütlenme ve eylem haklarıyla birlikte veya fiili meşru mücadele yoluyla halkın devlet ve iktidar işlerine müdahale edebilme olanakları oluşmuştur.
Bu durum başlangıçta halkın lehine iken burjuva devlet kurumlaşmasını tamamladıkça bu mekanizmaların içini boşaltmaya, teknik geliştirmenin de yardımıyla halkı manipüle ederek iktidarını uzatmanın mekanizmalarına dönüştü.
GÜNÜMÜZDE POLİTİKANIN ALANI
Günümüzde burjuvazi sadece ideolojik aygıtları ile toplumun kılcal damarlarına kadar nüfuz etmemiştir; polisi, ordusu, bürokrasisi, anayasası, yasaları, burjuva partileri, medya olanakları, internet ağı ve her yeri gözetleyen kamera sistemi ile gözetleme, denetleme, yönlendirme ve cezalandırma yoluyla toplumu ve tek tek bireyler üzerinde politik etki düzeyini genişletmiştir. O yüzden bir amaca bağlı bilinçli ve iradi bir redde sahip değilsen burjuvazinin ve onun devletinin politik etkisi altında hareket ediyorsundur demektir.
Politika doğası gereği hareketle ve partiyle anlam bulur. Bir hareket planına ve bir hedefe bağlı olmayan politika anlamsızdır. Bu yüzden burjuva politikaları reddederek ancak alternatif bir politik hattı açmakla ve o hatta yürümekle mümkündür. O da bir sınıfsal duruşu gerektirir.
Burjuva devlet yarattığı mekanizmalarla özel alanı tamamen ortadan kaldıramamışsa da çok daraltmıştır. Özel alan ile kamu alanı arasındaki sınır çizgileri göreli hale gelmekle kalmamış her geçen gün biraz daha silikleşmektedir. Dolayısıyla sıradanlık ve kendiliğinden direkt tek tek bireyleri burjuvazinin ve onun partilerinin-devletinin politik etkisi altına girmek dışında bir sonuç doğurmamaktadır.
Erkek egemenliğini koruyup geliştiren erkekliği bu kadar kışkırtan bir düzen ve rejimde kadın cinayetlerinin bireysel olduğu söylenebilir mi? Anayasa, yasalar ve kolluk güçleri erkek egemenliği ve ayrıcalıklarını kutsarken kadınlar aleyhine her türlü ayrımcılık, taciz ve tecavüzün politik olmadığı söylenebilir mi? Devlet, erkeğin hakimiyetindeki aileyi kutsarken "Özel olan politiktir" şiarına itiraz getirilebilir mi?
Ekonomik-sendikal mücadele alanının; yasalarla, sermaye, onun devleti bürokratları ve kolluk güçlerinin fiili tavırlarıyla alabildiğine daraltıldığı bir dönemde politik mücadeleye bağlanmamış ekonomik-sendikal mücadelenin kazanma şansı olabilir mi? Neo-liberal politikalarla işçilerin kazanılmış haklarını gasp eden, onları böyle parçalayan, iş yerinde birbiriyle konuşmasını engelleyen, en temel ihtiyaçlarını karşılamasını sıkı disiplin altına alan çalışma ve fabrika düzeninin hakim olduğu koşullarda her şeyin politik olduğu şiarına hak vermemek mümkün mü? Keza işçilerin yaşam alanları zapturapt altına alınmışken, yine internet, cep telefonu ve mobeselerle gün boyunca devlet tarafından takip ve denetim olanakları varken apolitik kalmak mümkün mü?
ÖZEL OLAN POLİTİKTİR
Sermaye ve burjuva devlet yaklaşık 150 yıllık evrimi içinde toplumun kılcal damarlarına kadar nüfuz ederek kendi çıkarları doğrultusunda dizayn etmiştir. Ekonomik temel, sivil toplum ve üst yapı arasında ayrım hala varlığını korumakla birlikte burjuva üst yapı unsurları 'sivil toplum'a ve ekonomik temele öyle bir nüfuz etmiştir ki kendisinin organik uzantısı haline getirmiştir. İşçi sınıfının çalışma düzeninden yaşam alanlarına ve örgütlenme biçimlerine kadar kapitalist düzeni güvenceye alma amacıyla yeniden biçimlendirmiştir. Dolayısıyla kendiliğinden biçimde her gün yeniden burjuva düşünüş biçimini üretecek mekanizmalar kurulmuştur. Bu biçimlendirme çalışma düzeninden sosyal yaşama ve düşünme biçimlerine kadar giderek her şey daha fazla anayasa ve yasalarla zapturapt altına alınıyor. Bu alanların görece özerklikleri geçmişe oranla daha da azalmıştır. Burjuva kalıpların dışına çıkan her davranış, her söz artık sadece işsizlik, yoksulluk ve ölüm getirmiyor doğrudan gözaltı ve tutuklamayla da karşı karşıya getirebiliyor işçi ve ezilenleri.
Diğer yandan internet teknolojisi, cep telefonu ve yaygınlaşan kameralı-mobeseli izlemeler kamusal alan ile özel alan arasında sınır çizgilerini giderek daha fazla silikleştiriyor. Hemen her davranış ve söz devlet denetimine açık hale geldi/geliyor. Bütün bunlar politik olanla 'sivil' olan arasındaki sınır çizgisinin de aşınmakta olduğu anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle politika toplumsallaşmıştır.
Dolayısıyla farkında olsak da olmasak da her davranışımız ve ağzımızdan çıkan her söz sadece ideolojik anlam içermez, şu veya bu politikaya hizmet eder. Sermaye düzeninin ve onun devletinin dayattığı çerçevenin dışına çıkmak için bilinçli ve iradi bir çaba ve mücadele içerisinde değilsek burjuva düşünüş biçimlerini üretmekle kalmıyoruz, burjuva politikaları güçlendiren bir rol oynuyoruz.
Sermaye oligarşisinin en gerici, en şovenist, en yayılmacı tipte zorba rejimlerde iktidara alternatif politik tutumlar almak, bedel ödemeksizin mümkün olmaz. Böyle rejimlerde bir kadının ölümünde cinayet olabileceği şüphesinin dile getirilmesi, muhalif bir gazetecinin hükümeti ve sermayeyi eleştirmesi, sokak röportajında hükümete veryansın edilmesi, sosyal medyada alternatif yorumlar yapılması, pekala gözaltına alınma ve tutuklanma gerekçesi yapılabilir.