21 Temmuz 2024 Pazar

Antakya'da kadınlardan yaşam zinciri: Sorulacak bir hesap, kurulacak bir yaşam var

İlk günden itibaren deprem bölgesinde dayanışmayı yükselten kadınlar 8 Mart'ta Antakya'da yaşam zinciri oluşturdu. Sevgi parkı ve Uğur Mumcu parkından yürüyüşle Uğur Mumcu meydanında bir araya gelen kadınlar, kadın dayanışmasından aldıkları güç ve mücadele ile yeni yaşamı kuracaklarının altını çizdi.

Depremin ardından iktidarın politikaları nedeniyle açlık, yoksulluk ve sokağa mahkum edilen kadınlarla dayanışma sürüyor. Antakya'da Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG), "Sorulacak bir hesap, kurulacak bir yaşam var" dedi. Antakya merkezde bulunan Uğur Mumcu ve Sevgi parkından "Jin, jiyan, azadi", "Yaşasın kadın dayanışması", "Katledilen kadınlar isyanımızdır", "Yaşasın mücadelemiz" sloganlarıyla Uğur Mumcu meydanına yüründü.

KATLEDİLEN KADINLAR ANISINA SAYGI DURUŞU
Kadınlar Uğur Mumcu meydanında sloganlar ve alkışlarla karşılandı. Daha sonra burada bir yaşam zinciri kuruldu. "Bu kenti, yaşamı yeniden kuracağız" pankartının açıldığı eylemde katledilen kadınlar anısına saygı duruşu yapıldı.

'BİRBİRİMİZDEN VAZGEÇMEDİK'
6 Şubat depremleri sonrası on binleri ölüme mahkum eden iktidarın politikaları hatırlatıldığı eylemde, "Yaşamlarımızdan ve birbirimizden vazgeçmedik, vazgeçmiyoruz" denildi. Açıklamada, ilk günden itibaren adım atmayan devletin en küçük bir dayanışmaya tahammül edemeyerek engellemeye çalıştığının altı çizildi.

'MÜCADELEDEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE SÖZ VERDİK'
Bu saldırıların bir gecede İstanbul Sözleşmesi'nin feshedilmesinden, kadın kurumlarına ve iradesine atanan kayyumlardan, 25 Kasım'larda, 8 Mart'larda, 1 Mayıs'larda sokağa çıkan kadınların işkence edilerek gözaltına alınmasından tanıdığına dikkat çeken kadınlar, "Savaş politikaları, ırkçılıkla körüklenen göçmen düşmanlığı ve Kürt halkına yönelik saldırılar, hakkını arayan herkesin polis şiddetiyle susturulmaya çalışılması, derinleşen yoksulluk ve ücretli, ücretsiz emeğimizin sömürüsü, ekonomik krizin yoğunlaşmasıyla üstümüze yığılan bakım emeği yükünün gün geçtikçe artması, kadın katili erkeklerin cezasızlıkla ödüllendirilmesiyle körüklenen erkek şiddeti, dincilikle ve aile politikalarıyla örgütlenen LGBTI+ düşmanlığı, kar uğruna doğanın ve kentlerin talanı, depremle beraber yıkılan şehirler, evlerimiz, sokaklarımız, hayatlarımız… Patriarkal kapitalizmin yol açtığı yıkım saymakla bitmez. Bizler bu yıkıntıların ardından mücadelemizden aldığımız güçle birbirimize söz verdik; bu ülkeyi yeniden kuracağız" dedi.

'BU ZİNCİRİN BİR HALKASI OLUN'
Basın metnini okuyan Fatma Ardal, 8 Mart'ın tarihinin hatırlatıldığı açıklamada, insan hayatının bu denli değersizleştirildiği, pandemisinden depremine her büyük krizde bakım emeğinin kadınların üzerine yıkıldığı, kadınların bedenlerinin, kentlerinin ve doğasının her bir parçasının rant alanına dönüştürüldüğü bu düzene tahammüllerinin olmadığının altını çizdi ve şöyle devam etti: "Her 8 Mart olduğu gibi bugün de sokakları, meydanları dayanışmamız ve itaatsizliğimizle kuşatıyoruz. Bugün kadın ve trans cinayetlerine, nefret yürüyüşlerine, doğa  talanına, savaşa, afeti katliama dönüştüren rant politikalarına karşı bir yaşam zinciri kurduk. Bu zincirin halkaları Hatay'daki kadın dayanışmasını büyüttükçe, deprem bölgelerindeki kadınların ihtiyaçlarını toplumsal talepler haline getirdikçe artacak. Birimizin daha kirpiği düşmeyene kadar mücadele etmeye devam edeceğiz. Buradan sesimizi duyan her kadının deprem bölgesine gelerek ya da olduğu yerden bu zincirin bir halkası olmaya davet ediyoruz."