18 Şubat 2026 Çarşamba

Abdullah Öcalan: 'Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder

DEM Parti İmralı Heyeti'nin 16 Şubat'taki görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamaya göre Öcalan, Komisyon raporunun temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olmasını istedi, "'Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder" dedi. Öcalan, söz konusu toplantıyı ise "demokratik entegrasyona giriş toplantısı" olarak tanımladı.

DEM Parti İmralı Heyeti, 16 Şubat'ta İmralı'da Kürt ulusal demokratik hareketi lideri Abdullah Öcalan'la gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin bugün yazılı açıklama yaptı.

Heyetin dün yazılı açıklama yapması bekleniyordu ancak açıklama bugün geldi.

3 saat süren görüşmede, Abdullah Öcalan heyete, Meclis Komisyonu'nu raporuyla ilgili şunları söyledi: "TBMM Komisyon raporunun temel toplumsal gerçeklerle uyumlu olması gerekir. Sürecin bundan sonraki ilerleyişinde komisyon raporunun bu niteliği son derece önemli olacaktır. 'Terörü tasfiye' mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder."

16 Şubat'taki toplantıyı "demokratik entegrasyona bir giriş toplantısı" olarak tanımlayan Öcalan, Türk-Kürt birlikteliğinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş sürecine gittiğini söyledi, "Sonrasında hukuksal metinlerin Kürtleri dışlaması, Kürtlüğü ve Kürtçeyi yasaklaması inkârı ve isyanı üretmiştir. İçinde bulunduğumuz süreç, inkârı ve isyanı sona erdirme sürecidir. Biz artık nasıl bir araya geleceğimizi ve barış içinde bir arada yaşayacağımızı tartışmak istiyoruz" dedi. 

"Kürt varlığının inkâr edilmemesi, mimarinin kurulması anlamına gelmez" diyen Öcalan şunları söyledi: Mimari, yasasız ve ilkesiz olmaz. Meseleyi birkaç ceza hukuku maddesi değişikliğine indirgemek de doğru olmaz. Bu mimarinin ana unsurları, yani entegrasyonun temel ilkeleri 27 Şubat bildirgesinde var. Bu bir siyasi programdır.

Bir vatandaşlık tanımı meselesi var. Vatandaşlık, devletle kurulan bağı ifade eder. Vatandaşlık; etnisiteye, dile, inanca, düşünce sistemine bakılmaksızın devletle bağlılığı anlatır. Mesela sosyalist mi, kapitalist mi, Müslüman mı, Hıristiyan mı, Kürt mü, Arap mı fark etmez. Hepsi devlete vatandaş olabilir."

"Özgür yurttaşlık" tanımını öneren Öcalan, "Dininde özgür olacak, milliyetinde özgür olacak, düşüncesinde özgür olacak. Türkiye'deki vatandaşlık tanımı bunu karşılıyor mu? Biraz muğlaktır" dedi. 

Kürt ulusal demokratik hareketi lideri Abdullah Öcalan, toplumun sağlık, eğitim, spor ve ekonomi gibi kurumlarını özgürce inşa etmesinin demokratik toplumun ana ilkeleri ve örgütlenme modeli olarak tanımladı ve ekledi: 

"Burada üniter devlet de dahil milliyetçilik, dincilik anlamına gelecek bir şey yoktur. Demokratik toplumun kurumlarından ve inşasından söz ediyoruz. Şüphesiz burada şiddete hiçbir şekilde yer yoktur. Demokratik Cumhuriyete entegrasyon Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli. Bütün çalışmalarımızı Demokratik Cumhuriyet esprisi ile yürütüyoruz. Kürtlerin entegrasyonu, Cumhuriyet'in en temel ayaklarından biri olacaktır."

"Demokratik bütünleşmenin ruhuna uygun olan, bir yerel demokrasinin varlığı ve kurumsallaşmasıdır" diyen Öcalan, Suriye için de aynısını önerdiğini hatırlattı, "Ayrı devlet, bölge demiyorum. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın toplumsal gerçekliğimizle uyumlu ve genişletilmiş bir hali de buna güçlü bir dayanak olur" dedi.

Abdullah Öcalan açıklamasında şunları belirtti: "Bizim meselemizin bir güvenlik boyutu vardır, fakat ondan daha geniş kapsamda siyasi bir boyutu vardır. Çünkü biz siyaset yapacağız. Silah ve şiddet terk edilmiştir. Müthiş bir demokratik siyaset yürüteceğiz. Toplumumuzun ekmek ve su kadar buna ihtiyacı var. Her şey güvenliğe boğulmamalıdır. Güvenlik siyaseti, siyaset de güvenliği esas almalı. Biz siyasi bir topluluk olacağız: Demokratik siyaset topluluğu."

Kürtlerin birliği için de "demokratik birlik" önerisini yaptı, "Bu, ayrı bir devlet değil, kapsamlı bir demokratik yönetim ilkesidir" dedi.