4 Mart 2026 Çarşamba

UPOTUDAK 18 Mart açıklaması: Tecride karşı mücadele çağrısı

Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi, 18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü'ne dair yaptığı açıklamada, tecride karşı mücadeleyi ve tutsaklarla dayanışmayı büyütme çağrısında bulundu.

Uluslararası Politik Tutsaklarla Dayanışma Komitesi (UPOTUDAK), 18 Mart Politik Tutsaklarla Dayanışma Günü'ne dair bir açıklama yayınladı. Açıklamada hapishanelerde tecride karşı mücadeleyi büyütmenin önemine vurgu yapıldı. 

18 Mart'ın yalnızca geçmişte yaşanan baskı ve direnişi hatırlamak değil ortak bir mücadele çağrısı anlamı taşıdığı belirtilen açıklamada, "Politik tutsaklar; işkence, tecrit, keyfi disiplin cezaları, sağlık hakkına erişimin engellenmesi ve insan onuruna aykırı muamelelerle karşı karşıya bırakılmaktadır. Avrupa'da da durum farklı değildir. Birçok ülkede göçmenler, devrimci aktivistler ve politik muhalifler ağır güvenlikli hapishanelerde uzun süreli izolasyon koşullarında tutulmaktadır" denildi.

'POLİTİK TUTSAKLARA AĞIRLAŞTIRILMIŞ TECRİT UYGULANIYOR'
Özellikle "yüksek güvenlik" ve "özel rejim" adı altında tecrit sistemlerinin sürdürüldüğüne dikkat çekilen açıklama şöyle devam etti: "Politik tutsakların aileleriyle ve avukatlarıyla görüş hakları kısıtlanmakta, iletişim hakları keyfi biçimde engellenmektedir. Macaristan'da 5 Şubat günü 8 yıl hapse mahkum edilen Maja, yetersiz hijyen koşulları, kötü yemek, kışın aşırı soğuk ve yazın aşırı sıcaklıklar, hücrede yetersiz aydınlatma ve havalandırma gibi birçok sorundan şikayet ediyordu. Yine Türkiyeli ve Kürdistanlı birçok politik aktivist Avrupa ülkeleri hapishanelerinde tecrit başta olmak üzere bir hak gaspına maruz bırakılmaktadır."

'TÜRKİYE HAPİSHANELERİNDE TECRİT VE İHLALLER ARTIYOR'
Türkiye'deki hapishanelerin uzun yıllardır sistematik hak ihlalleriyle gündemde olduğuna dikkat çeken UPOTUDAK, "Ağırlaştırılmış tecrit uygulamaları, keyfi disiplin cezaları, çıplak arama dayatmaları, mektup ve kitap yasakları, hasta tutsakların tedaviye erişiminin engellenmesi ve tahliyelerin idari kararlarla geciktirilmesi, cezaevi sisteminin temel sorunları arasında yer almaktadır. Özellikle yüksek güvenlikli hapishanelerde uygulanan izolasyon politikaları, tutsakların fiziksel ve psikolojik sağlığını ciddi biçimde tehdit etmektedir" diye belirtti.

'KADIN VE LGBTİ+ TUTSAKLAR AYRIMCILIĞA UĞRUYOR'
Açıklamada, Kadın ve LGBTİ+ tutsakların ise çok daha ağır ayrımcılık ve şiddet biçimleriyle karşı karşıya kaldığını vurgulanırken, şu ifadelere yer verildi: "Kadın tutsaklar; hijyen ürünlerine erişimden sağlık hizmetlerine kadar pek çok alanda ciddi sorunlar yaşamaktadır. Gebe ve çocuklu kadınların maruz bırakıldığı koşullar, uluslararası insan hakları standartlarına açıkça aykırıdır. LGBTİ+ tutsaklar ise çoğu zaman ayrımcı uygulamaların ve sistematik şiddetin hedefi olmaktadır. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim temelinde ayrımcılık, zorla tek kişilik hücrelerde tutulma, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi, hormon tedavilerinin kesilmesi ve psikolojik baskı gibi uygulamalar yaygındır."

TALEPLER
Politik tutsakların sesi olmanın hapishanelerdeki tecrit politikalarına karşı mücadele etmenin bir sorumluluk olduğunun adı çizilerek şu talepler sıralandı:
"-Tecrit insanlık suçudur, derhal tüm dünyada sonlandırılmalıdır.
"Hapishanelerdeki hak ihlalleri derhal sona erdirilmelidir.
"Hasta tutsakların sağlık haklarına erişebilmeleri için serbest bırakılmalıdır.
"Kadın ve LGBTİ+ tutsaklara yönelik ayrımcılık ve şiddet son bulmalıdır."