26 Haziran 2022 Pazar

Taksim Dayanışması: Gezi'nin 9'uncu yılında adalet istiyoruz

Taksim Dayanışması, Gezi direnişinin 9'uncu yıldönümünde Gezi direnişi tutsaklarının bulunduğu Silivri ve Bakırköy hapishaneleri önünden acil demokrasi ve adalet talebini haykırdı. Eylemde, Gezi direnişinin yarattığı umudu canlı tutmanın yolunun özgürlük ve eşitlik için mücadeleden geçtiği vurgulandı.

Taksim Dayanışması, Gezi direnişinin 9'uncu yılında Gezi davasında hapis cezası verilerek tutuklanan Osman Kavala, Can Atalay, Hakan Altınay ve Tayfun Kahraman'ın tutsak edildiği Silivri Hapishanesi ve Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater'in tutsak edildiği Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi önünden adalet çağrısında bulundu. "Acil demokrasi ve adalet istiyoruz" pankartının açıldığı eylemlerde, Gezi davası tutsaklarının fotoğrafları ve "Gezi için adalet" yazılı dövizler taşındı. Eylemlere, Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan, Gezi tutsaklarının yakınları, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri Oya Ersoy, Züleyha Gülüm, SKM MYK üyesi Deniz Aktaş, siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcileri, mimar, şehir plancısı, avukatlar katıldı.

Silivri Hapishanesi önünde yapılan eylemde ilk olarak Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Hakan Altınay'ın hapishaneden gönderdiği mesajlar kamuoyuyla paylaşıldı. 

KAVALA: GEZİ, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİNİN TALEPLERİNİN İFADESİYDİ
Gezi davası gerekçesiyle 4 yılı aşkın süredir tutsak edilen ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Osman Kavala mesajında, Gezi'nin, özgürlük ve demokrasi talepleri ve dayanışma ruhunun ifadesi olduğunu belirterek, "Gezi davası da, yargının siyasi amaçlarla kullanılmasını simgeleyen bir dava oldu. Bu dava ile ilgili duyarlılığın, sizlerin gösterdiği dayanışmanın, hukuk ve demokrasi mücadelesine ivme kazandıracağına inanıyorum" dedi.

ATALAY: UMUT OMUZLARIMIZDA YÜKSELİYOR
Gezi davasının karar duruşmasında 18 yıl ceza verilerek tutuklanan avukat Can Atalay da Edip Cansever'in "Umudu dürt umutsuzluğu yatıştır" dizelerini hatırlattı, "Umut omuzlarımızda yükseliyor. Biz, Gezi'nin toplumsal, politik ve hukuki bakiyesini ancak onurla taşırız demiştik. Gezi direnişinin bakiyesini onurla taşıyoruz! Hepinize çok selam, birkaç yüz metre mesafeden birbirimize sarıldık, hasret giderdik. Kabul edin lütfen. Karanlık gidecek Gezi kalacak. Hep birlikte mücadele edecek hep birlikte kazanacağız" diye vurguladı.

KAHRAMAN: GEZİ 9'UNCU YILINDA BU ÜLKENİN EN BÜYÜK UMUDUDUR
Şehir plancısı Tayfun Kahraman da, demokratik cumhuriyet talebini yükseltmeye, hukuksuzluğa karşı adaleti haykırmaya, kenti, doğayı ve Gezi'yi savunmaya hep birlikte devam edeceklerini söyledi. Direnişin 9. yılında hala bu ülkenin en büyük umudu olduğunu kaydeden Kahraman, "Umudumuz ile yaktığımız ışık, bizleri çok yakında aydınlık ve güzel günlere taşıyacak. Bu daha başlangıç, mücadeleye devam" diye belirtti.

ALTINAY: EN KISA ZAMANDA ÖZGÜR GÜNLERDE BULUŞACAĞIZ
Gezi tutsaklarından Hakan Altınay da, 25 Nisan günü mahkemede karar verenlerin toplum nezdinde yaratacağı öfkeyi hesaplayamadıklarını belirtti. Altınay'ın mesajında şu ifadelere yer verildi: "Bu öfke, Gezi ruhunun da temel taşlarını oluşturan ve yıllardır süregelen eşit, özgür ve adil bir topluma dair taleplerimizle birleşti; ve bugünkü dayanışmamızda vücut buluyor. Hepinizi tek tek kucaklıyor, özgür günlerde en kısa zamanda buluşmayı diliyorum."

Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi önünde yapılan eylemde ise ilk olarak geçen gün babası "proleter şoför" lakaplı Ahmet Yalkın Özerden'i kaybeden Gezi tutsağı Mine Özerden için başsağlığı ve dayanışma çağrıları yapıldı.

YAPICI: BİZ HALA GEZİDEYİZ, BU UMUTTA İNATÇIYIZ
Eylemde ilk olarak Mücella Yapıcı'nın mesajı paylaşıldı. "Dokuz yıl önce bugün, bu saatlerde, hukuksuz bir yıkımı durdurmak, kendimizi, kentimizi savunmak için ağaçlara sarılıyorduk. Bugün, tüm haklılığımızla, umudumuzla, bu karanlık günleri aşmak için birbirimize sarılıyoruz" diyen Yapıcı, Mine Özerden'in babasının yaşamını yitirdiğini hatırlattı.

Yapıcı mesajında şunları kaydetti: "Bugün en çok da Mine Özerden ve ailesine sarılıyoruz. Babası 'Proleter Şoför' Ahmet Yalkın Özerden'in hayatını kaybettiğini cezaevinde birlikte öğrendik. Mine'nin ve ailesinin acısını paylaşıyoruz. Bilin ki birlikteyiz! Meydanlarda, parklarda, fabrikalarda, şantiyelerde, kampüslerde, cezaevlerinde, nerede olursak olalım sesimizi yükseltmeye devam ediyoruz. Gezi, eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için bu ülkenin sönmeyecek umududur. Biz hâlâ bu umutta inatçıyız. Biz hala Gezi'deyiz. Dokuz yıl önce bir parktan doğan umudu hayatta tutan dayanışmamızı büyütmeye devam edeceğiz. Hak savunucularının cezaevlerine kapatılmadığı, doğamızın rant için talan edilmediği, öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin özgür, özerk, demokratik üniversitelerde bilim ürettiği, emekçilerin sermaye firavunlarına diz çöktürdüğü, kadın cinayetlerinin son bulduğu, kent meydanlarının gerçek sahipleriyle şenlendiği, çocuklarımızın özgür düşlerindeki adil günler için mücadeleye devam etmek üzere. Bu daha başlangıç!"

MATER: GEZİ HERKESTİ, HEPİMİZDİK
Gezi tutsaklarından Çiğdem Mater de Gezi'nin milyonlarca kişiyi kendiliğinden bir araya getiren sıradan bir park olduğunu söyledi. Gezi direnişinin yaşam tarzımıza yönelik müdahalelere isyan olduğunu ima eden Mater, mesajında şu ifadelere yer verdi: "Bu parkın ağaçları, kaç çocuk yapacağımızı söyleme cüreti gösterenlere karşı da, kiminle aynı evde oturacağımıza karar verme cüreti gösterenlere karşı da yerinde kalsın istiyorduk. Eteğimizin boyuna, şarkımızın diline, hadlerineymiş gibi karışmaya çalışanlara kocaman kalabalıklarla ve ağaçlarımızla yanıt verdik. Kesilmesini engellediğimiz her ağaç, geceleri sokakta özgür yürüme hakkımızdı. Dökülmesini engellediğimiz her beton, istediğimiz aşkı kimseye hesap vermeden yaşama özgürlüğümüzdü. O haziranda, o ağaçlar ve o park için şu memlekette gönlümüzün istediği gibi yaşayabilmek için bir araya gelen, birbirini tanıyan, tanımayan, aynı fikirde olan, olmayan, milyonlarca insan günlerce sokaktaydı. Neşe ile kahkaha ile dayanışmayla direndiler şiddete. Gezi kendiliğindendi, herkesti, hepimizdik. Hepimiz oradaydık."

ATLAR: GEZİ'NİN UMUDUNU DİRİ TUTMAK ÖZGÜRLÜKTE ISRARDAN GEÇİYOR
Her iki eylemde de ortak basın açıklamasını Taksim Dayanışması adına şehir plancısı Akif Burak Atlar okudu. Bundan 9 yıl önce ülkeyi karanlığa boğmaya çalışan siyasi iktidara karşı direnmenin, dayanışmanın gururunu Gezi'de yaşadıklarını kaydeden Atlar, aradan geçen 9 yılda yargının tek adam rejiminin tetikçisi olduğunu belirtti.

"Gezi Parkı'na sahip çıktığı için, yaşamıma daha fazla karışma dediği için Gezi direnişi sırasında polis şiddeti ile hayatını kaybeden gençlerin katillerinin aklandığı, bu vahşete isyan edenlere hapis cezaları verilebildiği bir ülkeyiz artık" diyen Atlar, 9 yılda ülkede derinleşen kadın katliamına, sömürü düzenine, hak gasplarına, nefret ve şiddet politikalarına dikkat çekti.

"Demokrasi için, eşitlik için, özgürlük için, geleceğimiz için adalet istiyoruz" ifadelerini kullanan Atlar, Gezi tutsakları Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Çiğdem Mater, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Hakan Altınay için adalet çağrısı yaptı.

Bütün kamuoyunu Gezi'nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağıran Atlar, şöyle devam etti: "Sadece Gezi tutukluları için değil, gelecek güzel günlerimiz için adalet istiyoruz! Yargının bağımsız olduğu, yaşama sahip çıkan seslerin duyulduğu, mesleklerinin gereğini yapan hak savunucularının tutsak edilmediği bir ülke için adalet istiyoruz! Ethem'in, Ali İsmail'in, Medeni'nin, Hasan Ferit'in, Abdocan'ın, Ahmet'in, Mehmet'in ve Berkin'in özgür düşleri için adalet istiyoruz!"

Gezi'de canlanan umudun, özgürlük ve eşitlik talebinde ısrar ederek diri tutulabileceğine işaret eden Atlar, gerçek adalet ve demokrasi için mücadeleye devam edeceklerini kaydetti.

Basın açıklaması sonrası Gezi tutsakları için özgürlüğü temsilen kırmızı balonlar gökyüzüne salındı.  "Karanlık gider Gezi kalır", "Her yer Taksim, her yer direniş", "Biz Geziciyiz, siz gidici", "Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek", "Gezi için adalet", "Faşizme karşı omuz omuza", "Bu daha başlangıç, mücadeleye devam", "Gezi'de düşene, dövüşene bin selam" sloganları atıldı.