15 Ocak 2026 Perşembe

Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları 30 Ocak'ta Ankara'ya çağırıyor

Bir yılı aşkındır mücadele yürüten Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, 30 Ocak'ta Adalet Bakanlığı önünde yapacakları eyleme çağırdı: "Biz şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız, Rojin Kabaiş için adaleti kendi elimizle sağlayacağız."

Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması ve Rojin Kabaiş için adaleti sağlamak amacıyla bir yılı aşkın süredir mücadelesini sürdürüyor. Adalet Komisyonları 30 Ocak'ta Ankara'da düzenleyeceği buluşmanın ardından Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirecek. Komisyon gönüllüleri Yvonne Ardıç, Secem Gündoğdu, Aslı Demir, Ayşe Cebecioğlu ve Hivda Selen; Rojin Kabaiş için yürüttükleri mücadeleyi anlatarak, 30 Ocak'ta kadınları Ankara'ya çağırdı.

ŞULE'NİN KATLEDİLDİĞİNİ TIRNAKLARIMIZLA KAZIYARAK İSPAT ETTİK

Rojin dosyasında adaletin sağlanması ve şüpheli kadın ölümlerinin aydınlatılması için mücadele etmek üzere komisyon kurma fikrini nasıl ürettiniz ve bu mücadelede ne gibi deneyimler kazandınız?
Selen: Şüpheli kadın ölümleri bu coğrafyada yeni tartıştığımız bir şey değil. Ancak bu dönem öne çıktı. 2019 yılında ÖGK'nın yaptığı bir çağrıyla Şule Çet İçin Adalet Komisyonları kuruldu, bizim hikayemiz de böyle başlamış oldu. Şüpheli kadın ölümü olarak gördüğümüz Şule Çet'in bir plazanın 20. katından kendisini atarak intihar ettiğini iddia ediyorlardı. Ne Şule'nin arkadaşları ne de biz kadınlar buna inanıyorduk. Çokça kayıp olan delil söz konusuydu ve Şule Çet dosyasının kapatıldığı, şüpheli olarak yanında bulunan iki erkeğin -Çağatay Aksu ve Berk Akand- elini kolunu sallayarak gezdiği bir durum vardı. Biz çağrı yaptık ve bizimle buluşan yüzlerce kadınla Şule Çet'in dosyasını takip ettik. Kent kent mücadele ettik. En önemli delillerden biri iç çamaşırıydı, bu delil kayıptı. Ankara Adliyesi bizim mücadele duraklarımızdan biriydi, Şule'nin mahkemesini takip ettik. En nihayetinde Şule Çet'in ölümünün bir kadın cinayeti olduğunu, intihar olmadığını mücadele ederek, tırnaklarımızla kazıyarak ispat ettik. Yani erkek yargı pratiğinin karşısında kadınlar olarak bir adalet mücadelesi yürüttük ve böyle bir kazanım elde etmiş olduk.

ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMÜ, AKLANAN ERKEK ŞİDDETİ
O açıdan da bir dönüm noktasıdır. Biz o deneyimle şunu göstermiş olduk; şüpheli kadın ölümü yoktur, aklanan erkek şiddeti vardır. Mücadelemizin önünü kesmek için AKP'li vekiller aracılığıyla katıldığımız eylemlerin raporları hazırlandı, Mecliste "Bakın bu dosyayı bunlar provoke etmeye çalışıyor" diyenler vardı. Ve mücadelemizin meşruluğu, kadınların kendi yaşamlarına, birbirinin yaşamlarına sahip çıkma iradesi, erkeklerin birbirini kollamak için yaptıkları bütün pratikleri boşa düşürdü.

Tabii ki Şule ne ilkti ne de. Biz de adalet komisyonları olarak, tek tek kadınlar için gerek de bütün kadın cinayetlerine karşı bir mücadele pratiği geliştirmeye başladık. Bunun bir diğer durağı, 4 yanı kameralarla dolu Dersim'de aniden ortadan kaybolan ve bir daha kendisine ulaşamadığımız, yine intihar ettiği iddia edilen Gülistan Doku'ydu. 2020 yılında kaldığı yurttan çıktı, eski erkek arkadaşı Zaynal Abarakov'la yan yana geldi, tartıştılar ve Gülistan'dan bir daha haber alamadık. Yine bir erkek, yine bir intihar iddiası söz konusuydu. Gülistan Doku İçin Adalet Komisyonlarını kurduk. Ve biz Gülistan Doku'yu hala arıyoruz, hala soruyoruz. O deneyimde de gördüğümüz pandemi gibi bir süreçte mücadelenin farklı biçimlerini de deneyimleyerek, sosyal medyada dünya gündemine girecek hashtag eylemleriyle, Gülistan Doku dosyasında Tunceli Emniyetinin biz bunu çözemiyoruz dediği kamera kayıtlarını gönüllü uzmanlarımızla çözdük. Ve aslında Gülistan'ın yakınlarında görüntüsü olan Uzunçayır Barajına atlamadığını, suda öyle bir hareketlilik olmadığını ispatlamış olduk. Bu da onlarca kentten yüzlerce kadınla beraber mücadelemizin sonucuydu.

BİZ MÜCADELEYİ BÜYÜTTÜKÇE GERİ ADIM ATIYORLAR
Bu mücadeleler her gün ilerledi, şüpheli kadın ölümleri artmaya devam etti. Bugün birbirimize sahip çıkarak, birbirimizin yanında durarak, yine bir şüpheli kadın ölümünü aydınlatmaya çalıştığımız bir diğer pratik Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları. Bu kadar kadın cinayeti gerçekleşirken bunun önünü kesmek için değil devlet tarafından bu cinayetlerin meşrulaşmasına, normalleşmesine dönük politikalar izlenir. Çünkü yakın zamanda tırnaklarımızla kazıya kazıya adaleti getirmeye çalıştığımız Şule Çet dosyasının ceza almış sanıklarından Berk Akand'ın sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafla izne çıktığını öğrendik. Burada sürekli erkek yargı pratiğinin karşısında durmamız önemli. Çünkü erkek yargı biz mücadeleyi büyüttükçe geri adım atıyor. O yüzden istikrarlı mücadeleyi yürütmemiz önemli.

OTOPSİ BİLE YAPILMADAN İNTİHAR DENİLDİ

Rojin Kabaiş'in katledilme ve kaybedilme sürecinde neler yaşandı? Siz komisyon olarak bu süreci nasıl yürüttünüz, mücadelenin ne gibi kazanımları oldu?
Ardıç:
Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları, kuruluşunu Gülisan Doku'nun kaybedilişinin 5. yılında yine Kadıköy'de yapılan bir eylemde duyurdu. Rojin Kabaiş'in kaldığı KYK yurt, kaybolduğunu ailesine bir gün boyunca haber vermediği için arama kurtarma çalışmaları da geç başladı. Böyle kayıp dosyalarında ilk 48 saat çok önemli. Rojin Kabaiş'in kaybedilişinden katledilişine giden süreçte ve devamında da süreci sürekli takip eden ve "Rojin'e ne oldu" sorusunu soran kadınlar olarak bir aradaydık ve mücadele ediyorduk. Rojin için mücadele erkek devletin bütün kurumlarıyla; yargı, emniyet, ATK, bakanlık; genç bir kadının kaybedilmesinin, katledilmesinin etkin soruşturulmayarak dosyanın kapatılmak istediğini gösteriyor bize.

Genç kadınlar bir dakika bile geç girse bir tehdit yöntemi olarak hemen ailesine haber veren KYK yurtlarının, gerçekten hayati önemi olan bir durumda bunu yapmaması bize bu politikaların ne kadar keyfi ve sadece kadınların üzerinde baskı kurmak için olduğunu gösterdi. Rojin'in cansız bedeni, arama kurtarma çalışmaları başladıktan yaklaşık 2 buçuk hafta sonra en son görüldüğü yere 20 km uzaklıkta, Van Gölü kıyısında, akıntının tersi yönünde bulundu. Bu bile intihar olmadığını gösterirken, daha otopsi bile yapılmamışken yetkililer, Rojin'in ailesini arayarak "Kızınız intihar etti" demişlerdi. Böylece bir kadın cinayetlerinin üstünün örtülmesi amaçlanıyordu.

Dosyaya hemen kısıtlılık kararı getirildi. Kısıtlılık kararı bazen dosyanın ilerleyişini etkilememesi için getiriliyor. Ama dosyanın ilerleyişi hakkında avukatlara, Rojin'in ailesine dahi bilgi verilmezken; telefonun açıldığı, "İntihar edersem cehenneme gider miyim" araması yaptığı gibi yanlış bilgiler yayınlanarak Rojin'in intihar ettiği algısı oluşturulmaya çalışılıyordu. Bu yüzden bizim ilk talebimiz dosyadaki kısıtlılık kararının kaldırılmasıydı. Çünkü bu karar dosyanın selameti için değildi. Bir kadın cinayetinin üstünün örtülmeye çalışıldığının farkındaydık. İlk eylemimizi 27 Ocak'ta Süreyya Operası önünde gerçekleştirdik. Kısıtlılık kararı kaldırılsın, otopside belirlenen 2 erkek DNA'sının bedenin hangi bölgesinde bulunduğu açıklansın, DNA'lar kime ait bulunsun talebimiz vardı. Bu taleplerimizle, "Rojin'e ne oldu" diyerek mücadeleye başlamıştık.

DNA'LAR KİME AİT BULUNSUN
Bir yıl boyunca çeşitli eylemlerle; bazen sosyal medyada, bazen sokaklarda "Rojin'e ne oldu" sorusunu gündeme getirmeye çalışıyorduk. 27 Eylül'de, Rojin'in kaybedilişinin yıl dönümünde birçok kentte eş zamanlı eylemlerimiz olmuştu. Bunun hemen ardından, bir yıldır verdiğimiz mücadelenin bir sonucu olarak ekimin ilk haftalarında ATK raporuyla iki erkeğe ait DNA'nın birinin Rojin'in göğsünde diğerinin vajinanın iç bölgesinde bulunduğu açıklandı. ATK'nın bu açıklamayı yapmasını sağlayarak, Rojin'in intihar etmediğini de kanıtlamış olduk. Şu an zaten dosya bir cinayet soruşturması olarak devam ediyor. Taleplerimizden biri de bunlar ortaya çıktığı ve DNA'larda bulaş ihtimali de ortadan kalktığı için nitelikli cinsel saldırı suçu kapsamında dosyanın genişletilmesi.

Şimdi Rojin'in failleri ve iki farklı erkeğe ait DNA'lar kime ait bulunsun ve gerçekten bir yargı sürecine girilsin diye adalet mücadelemizi büyütmeye devam ediyoruz. Bunun için de 30 Ocak'ta Ankara'da buluşacağız.

56 KENTTE KOMİSYON KURDUK

Komisyon çalışması kaç kentte yürütülüyor? Farklı şehirlerden komisyonlara katılmak isteyen kadınlar size nasıl ulaşabilir, komisyonda ne gibi çalışmalar yapabilirler?
Demir:
Şu anda 56 kentte Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları var. 10 Ekim'de ATK'nın hazırladığı rapordan sonra birçok kentte eylemler yapıldı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinde eylemlere katılan öğrencilere yapılan baskının ardından üniversitelere acil eylem çağrısı yapmıştık ve 19 üniversiteden cevap geldi. Komisyonların olduğu kentlerde kadınlar bu komisyonlarda gönüllü olabilir. Aynı zamanda komisyonlara katılmak için bir başvuru formumuz var. Henüz komisyonun olmadığı kentlerde de komisyon oluşturabiliyoruz.

SESİMİZİ OLDUĞUMUZ HER YERDEN YÜKSELTİYORUZ
Önümüzde 30 Ocak gibi çok önemli bir tarih var. Aslında Rojin'i, genç kadınların ve Türkiye'nin gündemine getirmiş olduk. Ve şunu gördük; kadınlar için bu çok önemli bir konu, her yerden çok kadın katılıyor. Çünkü her gün, hepimizin başına gelebilecek bir şey ve birbirimiz için mücadele verdiğimizin farkındayız. Rojin için hazırladığımız afişler, bildiriler, stickerlarımız var. Bunları görünür yerlere asıyoruz, bildirileri dağıtıyoruz ve bu çalışmalarda da görünürlük artmış oluyor. Sosyal medya, hukuki bilgilendirme çalışma gruplarımız var. Hukuki olarak da sürecin çok yakından takipçisi oluyoruz ve taleplerimizin gerçekleşmesi için her gün sesimizi olduğumuz her yerden yükseltiyoruz.

BENİM DE YAPABİLECEĞİM ŞEYLER VAR

Bir kadın olarak bir adalet komisyonunun parçası olmak ne anlam ifade ediyor? Çalışmaları takip eden, komisyona katılmak isteyen kadınlara ne söylemek istersin?
Gündoğdu:
Her gün birden çok kadının öldürüldüğünü görüyoruz. Öldürülen kadınlar için bir şey yapmak beni vicdanen rahat hissettiriyor. Bir adalet komisyonunun içinde olduğum için; gelmek isteyip gelemeyen, katılmak isteyip katılamayan insanlar için bir model olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü ben de zamanında gitmek istiyordum ama "Nasıl yapacağım, nasıl gideceğim" düşünceleri vardı aklımda. Arkadaşlarımı, giden kadınları görüyordum ama çekiniyordum. Çünkü hiç kimseyi tanımıyorum, orada kimlerle karşılaşacağımı bilmiyorum. Ben de adalet arayışı içinde kadın mücadelesine destek olmalıyım, ama hangi konuda, nasıl destek olabileceğimi bilmiyorum. Aklımda hep böyle sorular vardı. Sonrasında arkadaşlarımla yolum kesiştiği zaman benim yapabileceğim bir şey var, ama ben farkında değilim, onların yönlendirmesiyle destek olabildiğimi hissediyorum.

Üniversite öğrencileri, kadınlar için eylemlere katılan, hakkını arayan herkes için soruşturma açılıyor, gözaltı kararı veriliyor, tutuklanıyor. İnsanları bu tür gözaltılarla sindirmek, korkutmak istiyorlar. İnsanların bu yüzden akıllarına, "Ben oraya katıldığımda başıma bir şey geldiğinde benim hakkımı kim arayacak" sorusu gelebiliyor. Biz hepimiz birbirimiz için varız. Ben biliyorum ki benim başıma bir şey gelse beni tanımayan arkadaşlar bile benim için mücadele verir. Hiçbirimiz Rojin'le birebir arkadaş değildik, ama hepimiz farklı yerlerden, farklı coğrafyalardan Rojin için bir araya gelmiş kadınlarız.

30 OCAK'TA MUHATABIN ÖNÜNE GİDİYORUZ

30 Ocak'ta Ankara'da olacaksınız, bu eylem sizin için ne anlam ifade ediyor? O gün için nasıl bir planlama yaptınız, farklı şehirlerden katılım olacak mı?
Cebecioğlu
: Her kentten kadınlar bize ulaşıyor, nasıl gidileceği hakkında sorular soruyor. Belediyelere sendikalara başvuru yapıyoruz, her kentten araç kaldırmak istiyoruz. Rojin için üret çağrısı yapıyoruz. Bu bizim için şu anlama geliyor; Rojin için mücadele demek senin için ne anlama geliyor, kafanda ne canlandırıyor? Üreteceğin bir şiir, bir resim, bir beste, müzik... Onları üretip bize gönderme çağrısı yapıyoruz. Rojin için ürettiğiniz eserleri, buluşmada sergilemek istiyoruz.
Bu bizim yapacağımız en büyük eylem olacak bundan önce en büyük eylemimiz 800-900 kadın Taksim Tünel'de yaptığımız eylemimizdi. Bu eylemler bizim için sadece buluşup dağıldığımız eylemler değil. Oradaki 900 kadının hepsinin kalbinde aynı şey var. 30 Ocak'ta olacak eylem bizim için aynı şeyi ifade ediyor. Çok daha kalabalık olacağımızı biliyoruz, 30 Ocak'ta direkt muhatabın, Adalet Bakanlığı'nın önüne gidiyoruz. Onların yüzüne yüzüne sormak istiyoruz; şüpheli kadın ölümleri, kadın cinayetlerinin üzerini neden kapatmaya, saklamaya çalışıyorlar? Biz bunu sormaya devam edeceğiz. Biliyoruz her kadın mücadeleye katılmak istiyor. 30 Ocak'ta her kadını Ankara'ya çağırıyoruz. Rojin için adaleti sağlayacağız ve şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız.

ROJİN İÇİN ADALETİ SAĞLAYACAĞIZ
Selen
: Erkek yargı pratiğinin karşısında Rojin Kabaiş şahsında katledilen kadınlar için gerçek adaleti sağlama mücadelesi veriyoruz. 30 Ocak'ta Ankara'da olacağız. Rojin Kabaiş için mücadele eden kadınlar olarak buluşacağız. Fikrimizi, sözümüzü söylediğimiz, bundan sonraki süreci belirleyeceğimiz an olacak. Bunu Rojin'in ailesiyle yapacağız ve ardından Adalet Bakanlığı önünde olacağız. Biz o gün bu topraklardaki bütün kadınlara bir söz vermek istiyoruz. Şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacağız, Rojin Kabaiş için adaleti kendi elimizle sağlayacağız.