21 Ocak 2026 Çarşamba

Polat: Bu tarihi anda herkes rolünü üstlenmeli

Bu tarihi anda herkesin rolünü üstlenmesi gerektiğini kaydeden SGDF Başkanı Berfin Polat, safların çok keskin olduğunu kaydetti. Suruç katliamının hemen sonrası sokak mücadelesini kuşanan birleşik gençlik hareketinin, 2015'ten bu yana tüm saldırılara karşı mücadele ettiğini hatırlattı. Polat, "Emperyalistler eliyle düğmeye bastığı, Türk devletinin desteklediği bir saldırı var. Dolayısıyla buna karşı bütün gençliğin, sol sosyalist hareketlerin temel bir görevi de Kürt halkının direnişinin yanında olmak. Bunun aması yok. Buradan bir çağrı da demokratik gençlik hareketi başta olmak üzere tüm sol, sosyalist hareketlere çağrı yapıyoruz. Bu direnişin safında yer almak zorunda olduklarını hatırlatmak istiyoruz. Tarihi bir an ve bu tarihi anda herkes üstüne düşen rolü üstlenmeli" dedi. 

Ezilenlerin birlikte yaşama umudunun hayata geçtiği Rojava devrimi bugün emperyalistler, bölge gerici devletleri ve Türk devleti tarafından boğulmak isteniyor. Yıllar önce "Kobanê düştü düşecek" nidaları atan Erdoğan, bugün gerçekleşen saldırıların da sorumlularından. 2015 yılında, Gezi ruhunu Kobanê serhıldanıyla buluşturmak, Rojava devrimine dokunmak için yola çıkan, DAİŞ'in bombalı saldırısında 33 yoldaşı katledilen Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) bugün de Rojava devrimi için mücadele ediyor. Dün "Beraber savunduk beraber inşa edeceğiz" diyen devrimci sosyalist gençler şimdi, "Rojava devrimini Kobanê serhıldanı ruhuyla sokakta savunalım" çağrısı yapıyor. 

'SAFLAR ÇOK KESKİN, ÇOK BELİRGİN'
SGDF Başkanı Berfin Polat, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin pusulası olan Rojava devriminin savunulması için sokakta mücadele etmenin önemine vurgu yaparken, şöyle salık verdi: "Emperyalistlerin işbirliği içinde olduğu, Türk devletinin desteklediği bir katliam, bir saldırı varken, bunun karşısında bir direniş gelişiyorsa o zaman bütün gençlik hareketi de bu direniş safında yer almalı. Saflar çok keskin, çok belirgin."

Polat, Özgür TV'den Arzu Demir'in sorularına şöyle yanıt verdi: 

ROJAVA DEVRİMİNE ÇOK UZUN ZAMANDIR BİR SALDIRI VAR

SGDF'yi aslında hem Kobanê savunması sırasında hem Kobanê direnişiyle hem de Rojava devrimiyle kurduğu ilişkiyle gayet iyi biliyoruz. Şöyle başlamak isterim, içinden geçtiğimiz süreçte Rojava'ya yönelik saldırıyı nasıl görüyorsunuz? 
Öncelikle Rojava devrimi yalnızca bugün değil çok uzun süredir, çeşitli dönemlerde saldırı tehditleriyle karşı karşıya kalıyordu. Emperyalistlerin Suriye'de rejim değişikliğiyle birlikte yönetimin DAİŞ'in devamcısı olan bir çeteye HTŞ'ye verilmesi, HTŞ'den bir lider yaratma ve Suriye'de onun yönetiminde bir şey yaratma girişimleri vardı. Bu saldırıların aslında dayandığı nokta burası. Emperyalist güçler kendi yönettiği, sömürdüğü, paylaştığı, halkların özgürce yaşayamadığı bir yer haline getirmek istiyorlar. 

DEVRİM VE ONUNLA BULUŞABİLECEK HERHANGİ BİR NİTELİK İSTEMİYORLAR
21. yüzyılın, aynı zamanda Türkiye ve Kürdistan halklarının, dünyanın ışığı diyebileceğimiz bir devrim var. Halkçı, demokratik yapısı olan, farklı halkların, farklı inançların birlikte yaşama iradesinin açığa çıktığı, böyle bir kültürün oluştuğu bir Rojava devrimi var. Dolayısıyla emperyalistler, Suriye'yi kendi istediği biçimde yaratmak için bu devrimi tasfiye etmesi gerektiğinin farkında. Devrimin bütün kazanımlarını ortadan kaldırmak istiyor. Çünkü orada yaşanan bu devrim ve oradaki halkçı demokratik yönetim tüm dünyaya bir örnek. Emperyalistler bakımından bu örneğin riskleri var ve ortadan kaldırılması gerek. Dün DAİŞ iken bugün HTŞ olan cihatçı çeteler eliyle yapmak. 6 Ocak'tan bugüne gerçekleşen saldırıların temel sebepleri de buralar. Rojva'nın bütün yapısını alt üst etmek, açığa çıkabilecek devrim ve onunla buluşabilecek herhangi bir nitelik istemiyorlar. Tamamen orayı hem Kürt halkından hem devrimcilerden arındırmak istiyorlar. Çok uzun zamandır dayatılan da buydu. Buna karşı geliştirilen direnişin kendisi bize çok uzun yıllar öncesini de hatırlatıyor.

ERDOĞAN DEVRİMİN BOĞULMASINI EN ÇOK İSTEYENLERDEN
Uzun yıllar önce "düştü düşecek" dedikleri, "öfkeli gençler" diye tarifledikleri hem askeri, hem de diplomatik anlamda her biçimde desteklediklerini bugün de aynı biçimde destekliyorlar. Erdoğan'ın teşekkür etmesi, görüşmeler gerçekleştirmeleri doğrudan ABD-İsrail gibi çeşitli emperyalist kuvvetlerin bir araya gelip planladığı, düğmeye bastığı bir saldırıdır. Türk devleti burada en büyük rolü üstleniyor. Çünkü  Rojava devrimini en çok boğmak isteyenlerden, Kobanê'yi en çok düşürmek isteyenlerden biri. Buna kaşı da direnişin kendisi dün olduğu gibi bugün de aynı biçimde kendini gösteriyor. Çok uzun zamandır anlatıyoruz hem Gezi, hem Rojava, bunun birikiminin niteliğinin buluşması, devrimin güncelliği tartışmaları yapıyoruz. Devrimin güncel olmadığı, sosyalizmin bittiği, böyle bir dünyanın mümkün olmayacağını söyledikleri, buna inandırmaya çalıştıkları için mümkün olan ve yaşanmış olanın ortadan kaldırılması lazım. Roava'yı savunmak demek emperyalistlerin yaratmak istediği dünyanın tersine, Rojava gibi bir örneğin mümkün olduğunu, var olduğunu yarının görevi değil bugünün görevi görmekle ilgili devrimin kendisi. 

BU DEVRİM HEPİMİZİN

Bu dönem aslında dün olduğu gibi bugün de gençliğe bir takım sorumluluklar yüklüyor. Gençlik örgütleri olarak gündeminizde var mı bir şey, ne öneriyorsunuz?
6 Ocak'ta saldırılar başladığı andan itibaren gençlik örgütleri ve SGDF olarak bütün saldırılara karşı sokaklarda olduk. 2015'te olduğu gibi. 2015 sonrası gençler bütün süreçlerde olduğu gibi Suruç katliamı sonrasında da birleşik gençlik hareketi daima sokakta Kürt halkının yanında ve direnişin safında oldu. Çağrılar her zaman yükseldi. SGDF olarak de en başından beri gençliğe şu çağrıyı yapıyoruz; bu devrim hepimizin. Bu devrim bütün emekçilere, kadınlara, gençlere bir pusula. Dolayısıyla bizim pusulamızı şaşırtmak, ortadan kaldırmak istiyorlar. Dayandığımız, rehber edindiğimiz gücü ortadan kaldırmak istiyorlar. Başka bir yaşamın mümkün olmadığını söylemeye çalışıyorlar. Gençler olarak da başka bir yaşama en çok ihtiyaç duyduğumuz, neredeyse dört bir yandan hayatlarımızın kuşatıldığı bu dönemde bu devrime sahip çıkmanın geleceğimize sahip çıkmanın temeli olduğunu söyleyerek sokaklara çıkıyoruz. Pankartlar astık, açıklamalar yaptık, üniversite öğrencileri olarak İstanbul Üniversitesinden ODTÜ'ye pek çok üniversitede eylem yaptık. Üniversiteler kapalı şu an ama biz durmuyoruz tüm şehir merkezlerindeki eylemlere gençliğin sözüyle katılıyoruz. "Rojava devrimini, Kobanê ruhuyla savunalım" şiarıyla sokaklarda olunuyorsa gençliğin kendi dinamizmini buraya katması gerektiği içindir. Çünkü en dinamik, sokağı en tutabilen 19 Mart'ın yarattığı bir şey var gençlik bunu Rojava'yı savunmak için de sokaklarda olmalı.

BU TARİHİ ANDA HERKES ÜSTÜNE DÜŞEN ROLÜ ÜSTLENMEK ZORUNDA
Tarihteki deneyimlerimiz de hep böyledir. Yolu açan, buzu kıran da her zaman gençlik olmuştur. Gençlik örgütleriyle tartışmalarımız, planlarımız sürüyor. Bir dizi çalışmalarımız var. Ankara'da bir eylem yapılacak 22 Ocak'ta. Birçok yerde yapılan eylemlere katılmak, gençliğin kendi sözüyle de ayrı eylemler örgütlemek gibi planlamalar da yapılıyor. Her sokakta, her meydanda gençliğin Kobanê ruhunu kuşanarak sokaklara çıktığı ve kendi Rojava devriminde özgürlüğümüzü, geleceğimizi gördüğümüz o devrimi, mümkün olan o yaşamı o biçimini her yere taşımanın önemli olduğunu düşünüyoruz. Çok uzun zamandır da hem yaptığımız çalışmalar, hem de demokratik geçlik hareketine de çağrı yapıyoruz. En önemli görev IŞİD'in devamcısı olan HTŞ'ye karşı direniş var. Bu direnişin safında olmamak demek karşı tarafta yer almak demek. Emperyalistlerin işbirliği içinde olduğu, Türk devletinin desteklediği bir katliam, bir saldırı varken, bunun karşısında bir direniş gelişiyorsa o zaman bütün gençlik hareketi de direniş safında yer almalı. Saflar çok keskin çok belirgin. Muğlaklık yok. Emperyalistler eliyle düğmeye bastığı, Türk devletinin desteklediği bir saldırı var. Dolayısıyla buna karşı bütün gençliğin, sol sosyalist hareketlerin temel bir görevi de Kürt halkının direnişinin yanında olmak. Bunun aması yok. Buradan bir çağrı da demokratik gençlik hareketi başta olmak üzere tüm sol, sosyalist hareketlere çağrı yapıyoruz. Bu direnişin safında yer almak zorunda olduklarını hatırlatmak istiyoruz. Tarihi bir an ve bu tarihi anda herkes üstüne düşen rolü üstlenmeli.