2 Mart 2024 Cumartesi

Muğla'da 'adalet ve demokrasi' yürüyüşü

Muğla'da gerçekleşen adalet ve demokrasi yürüyüşünde yaşanan hukuksuzluklara ve haksızlıklara dikkat çekildi, ayağa kalkma çağrısı yapıldı.

Muğla Emek ve Demokrasi Güçleri, AKP'nin maşası haline gelen yargıya karşı yürüyüş gerçekleştirdi. Menteşe Akyol pazar yerinden Muğla Adliyesi önüne "Muğla adalet ve demokrasi yürüyüşü. Geleceğe yürüyoruz" pankartıyla gerçekleşen yürüyüşte, TİP Antakya milletvekili Can Atalay'ın fotoğrafları ve Atalay'ın özgürlüğünün istendiği dövizler taşındı.

Alkış, ıslık ve sloganlarla gerçekleşen yürüyüşün ardından adliye önünde açıklama yapıldı. Açıklamada, hukukun üstünlüğü ilkesine ihanet edildiği kaydedildi. Açıklamada, "31. Asliye hukuk Mahkemesi'nin, TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı ve merkez konseyi üyelerini görevden alma kararının halkta bir karşılığı yoktur, kabul etmiyoruz. Unutulmamalıdır ki eşitlik yoksa, özgürlük yoksa, demokrasi yoksa, adalet yoksa, sağlık yoksa mücadele haktır! Ve mücadele, Türk Tabipleri Birliği'nin adıdır! Kimsenin bir darbe yasasıyla, darbe yargısıyla TTB'nin başına kullanışlı kuklaları yerleştirip mücadeleden düşürme hakkı ve şansı yoktur. Emre amade yargı kararlarını kullanarak demokratik yapılara yönelttiğiniz darbe girişimlerinizle gayrı meşrusunuz. Kayyımlar atayarak seçilmiş -başta eş başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ olmak üzere HDP milletvekillerini, belediye başkan ve meclis üyelerini düzmece mahkemelerde, düzmece delillerle rehine tutarak milyonlarca insanın en temel anayasal hakkı olan,  seçme ve seçilme hakkını yok saydığınız için gayri meşrusunuz. Daha iyi bir yaşam umuduyla sendikal mücadele verdikleri için işten atılan, fabrikalarda, madenlerde, inşaatlarda yoksun güvenlik nedeni ile katledilen emekçilerin haklarını savunan -başta Selçuk Kozağaçlı olmak üzere- ÇHD'li avukatları düzmece mahkemelerde, düzmece delillerle rehin tuttuğunuz için gayri meşrusunuz" denildi.

Kadınların, gençlerin, üniversite öğrencilerinin, işçi ve emekçilerin maruz  kaldığı hak ihlallerine dikkat çekilen açıklamada, "Meydanlara çıkıyoruz çünkü sofradan aşın, yüreklerden umudun eksilmesini istemiyoruz! İnsanların umuduna göz konulmasına, geleceklerinin ellerinden alınmasına karşıyız. Başka türlü bir hayatın; yani eşit, özgür,  demokratik ve laik bir hayatın hem de mutlulukla yaşanan bir hayatın mümkün olduğunu biliyoruz. Muğla'dan yaktığımız çoban ateşi ile gerek ulusal gerekse yerel yönetimler elindeki erkin şirketlerin, sermayenin hizmetine sunulmasına dur diyoruz. Ayağa kalkın! Demokratik değerler, hukukun üstünlüğü ve eşit bir hayatı yaratmak için alanlarda olacağız ve güzel yarınlara olan inancımızdan asla vazgeçmeyeceğiz. Hep birlikte geleceğe yürüyelim" ifadeleri yer aldı.