Doğan: Saldırıların durdurulması için gereken her şey yapılmalı
Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "Şam yönetiminin Kürtlere ve Süryanilere yönelik saldırıları derhal durdurulmalı. Durdurulması için gereken her şey yapılmalı" ifadelerini kullandı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin Ankara'da bulunan genel merkezinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Metin Göktepe ve Hüseyin Aykol'u anarak sözlerine başlayan Doğan, 2026 yılının ilk merkez yürütme kurulu toplantısını dün gerçekleştirdiklerini belirtti. MYK toplantısında süreçte gelinen aşamayı ve komisyon çalışmalarını, dünyada ve Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri değerlendirdiklerini aktaran Doğan, süreçte atılması gereken somut adımların atılmadığını belirtti.
"Biz bu demokratik barış imkanının yasal adımlarla güçlendirilmesi gerektiğini ve 2026 yılında Meclis'in en çok bunun için mesai yapması gerektiğini söyledik. Çünkü Türkiye'nin en acil ihtiyacı, en hayati ihtiyacı bu" diyen Doğan, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobanê kumpas davası tutsaklarının, Gezi tutsaklarının, hasta tutsakların serbest bırakılması gerektiğini belirtti.
'KİMSE DİLİNİ SİVRİLTMEMELİ'
Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına dikkat çeken Doğan, halihazırda yapılması gerekenlerin dahi yapılmadığını vurguladı. "Ortaya çıkmış bu tarihsel barış imkanını, bu demokratikleşme imkanını, bu eşitlik imkanını lütfen artık eski alışkanlıklarla değerlendirmeyelim ya da eski söylemlerle ifade etmeyelim. Sivrilen diller bugüne kadar Türkiye'ye çok şey kaybettirdi. Yeni bir dil ihtiyacı yönteminize de yönteme de yansımalı; sivrilen dil yerine birleştiren bir siyaset dili tercih edilmeli" diyen Doğan, kimsenin dilini sivriltmemesi gerektiğini söyledi.
Meclis komisyonunun mart başına kadar çalışmalarını sürdüreceğini hatırlatan Doğan, "Beklenen de yapılması gereken hukuki çalışmaların artık nihayete ermesidir. Bu hukuki çalışmaları farklı anlayanlar ya da farklı yorumlayanlar da oldu. Olay son derece basit, son derece açık. Komisyonun adında da olan milli dayanışma için, yani toplumsal bütünleşme ve dayanışma için yapılması gerekenler var. Nasıl bir kardeşlik hukuku tesis edilmeli? Elbette eşit bir kardeşlik hukukunun, eşit bir yurttaşlık hukukunun tesis edilmesi gerekiyor Türkiye'de" dedi.
'MECLİSİN BARIŞ MESAİSİ YAPMASI GEREKİYOR'
Komisyonda ortak rapor yazım grubu oluşturulduğunu belirten Doğan, "Aşağı yukarı bir ortak çerçevenin ortaya çıktığını bugüne kadar yapılan toplantılardan söyleyebiliriz. Komisyonun çok değerli bir misyon üstlendiğini söyledik DEM Parti olarak. Sorunu çözmek için yol açması gerekiyor. Birtakım kanalları oluşturabilecek bir komisyondan bahsediyoruz. Ancak en az 100 yıllık devasa bir meseleyi, yani Kürt meselesini bir dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonu tek başına çözemez" dedi.
Artık meclisin barış mesaisi yapması gerektiğini söyleyen Doğan, "Bundan daha önemli, bundan daha hayati, bundan daha ivedi hiçbir gündemi olamaz Türkiye'nin. Nitekim olmadığını hem içerideki gelişmelerle hem dışarıdaki gelişmelerle görüyoruz. Dolayısıyla bu ortak rapor yazımının bir konsensüsle tamamlanması, karşılıklı müzakere ve diyalogla yol alınması da beklentimiz" ifadelerini kullandı.
'VENEZUELA'YA DÖNÜK SALDIRI KABUL EDİLEMEZ'
"Venezuela'da yaşananlar BM'nin kurucu antlaşmaları, uluslararası hukuk ve daha pek çok başlık açısından çok açık bir saldırı. Tüm bu etik değerlerin, ilkesel normların, uluslararası standartların açıkça ihlali kabul edilemez bir saldırı bu" diyen Doğan, Venezuela'ya dönük saldırının etkilerinin bugünü de aşacağına işaret etti. "Bu yaklaşım bütün dünya açısından çok tehlikeli bir dönemin kapısını aralıyor bir yandan. Yani gücü elinde bulunduranların uluslararası hukuk standartlarını kale almayacağı bir dünyanın kapısını açacak. Bu şekilde gerçekleşecek bir yönetime DEM Parti olarak elbette hayır diyoruz" ifadelerini kullanan Doğan, Maduro hükümetinin anti-demokratik uygulamalarının çözümünün askeri saldırı, kuşatma ve dışarıdan dayatılan rejim değişikliği olmadığının altını çizdi.
'İRAN'DA HALKLARIN MEŞRU TALEPLERİNİ DESTEKLİYORUZ'
İran'da patlak veren halk ayaklanmasına dikkat çeken Doğan, şöyle devam etti: "Onlarca yıldır süren katı merkeziyetçi, mezhepçi uygulamalar var İran'da. İran'da halk yoksulluğu, adaletsizliği, baskıyı protesto ediyor. Bunun için sokakta ve ne ile karşılaşıyorlar? Onlarca yıldır karşılaştıkları antidemokratik uygulamalarla, şiddetle, bastırmayla, sindirmeyle, gözdağı vermeyle, idamla yanıt alıyor İran rejiminden. O halde var olan antidemokratik uygulamalara sarılmak yerine, demokratikleşerek sorunları çözmek, diyalogla sorunları çözmek gerekiyor. Bu haklı protestolara rejimin her zamanki gibi şiddet ve katliamla cevap vermesi bu sonucu yaratıyor. Bu şekilde devam edilemeyeceği de görülüyor. İran halklarının geleceği zor ve şiddet yoluyla değil, toplumsal diyalog ve müzakereyle ancak yeniden inşa edilebilir."
"İran'da Farsların, Kürtlerin, Beluçların, Azerilerin, kadınların ve gençlerin dile getirdiği haklı ve meşru talepleri destekliyoruz. İran'ın içinde bulunduğu bu durumdan kurtulabileceği, bu siyasal ve toplumsal çıkmazdan çıkabileceği tek yolun demokratikleşme yolu olduğunu yinelemek istiyorum" diyen Doğan, protestolarda katledilen insanlar için de başsağlığı diledi.
'KÜRTLERE VE SÜRYANİLERE YÖNELİK SALDIRILAR DERHAL DURDURULMALI'
Suriye'de yaşanan gelişmelere işaret eden Doğan, "Bunun yalnızca Suriye'yi ilgilendiren bir mesele olmadığını söylüyoruz. Çünkü Ortadoğu'da yaşanan gelişmeler, Ortadoğu'daki tüm ülkeleri bir şekilde etkiliyor. Bunları da tarihte gördük. Şam yönetiminin Kürtlere ve Süryanilere yönelik saldırıları derhal durdurulmalı. Durdurulması için gereken her şey yapılmalı. Bakınız, Halep'teki Kürt mahalleleri Şeyh Maksut ve Eşrefiye, yine Süryanilerin yoğun olarak yaşadığı Benî Zeyit'te tank, top, obüs ve dronlarla gerçekleştirilen saldırılar var. Şu ana kadar edindiğimiz bilgilere göre en az 7 sivil hayatını kaybetmiş. Yine en az 58 kişi yaralanmış. Sözünü ettiğimiz mahallelerde 200 bin insan yaşıyor" dedi.
Doğan, şu ifadeleri kullandı: "Bu saldırılarda Türkiye'nin desteğini aldığı bilinen Hemzat, Hemşat, Sultan Murat ve Nurettin Zengi gruplarının da yer aldığı belirtiliyor. Şimdi buradan sormayalım mı? Soruyoruz tabii ki. Türkiye'nin Suriye'de yapması gereken nedir? Yapıcı bir rol oynamak. Diyalog için teşvik edici bir rol oynamak. Birleştirici, bütünleştirici bir rol oynamak. Hiçbir ülke parçalayıcı rol oynamamalı. Ama özellikle Türkiye asla yapıcı rol dışında bir rol oynamamalı. Bizim DEM Parti olarak beklentimiz bu. Uyarımız demokratik bir Suriye için. Uyarımız Suriye'de yaşayan tüm halkların, kimliklerin, farklı inançların kendilerini güvende hissetmeleri için, bir arada eşit bir biçimde yaşamaları için. Mücadelemiz de bunun için. Yani Türkiye için istediğimiz demokrasiyi Suriye için de istiyoruz."
'BEKLENEN 10 MART MUTABAKATININ HAYATA GEÇİRİLMESİDİR'
Şam yönetiminin saldırılarının Suriye'nin geleceğine dönük açık bir tehdit oluşturduğunu belirten Doğan, "Oysa beklenen ne? 10 Mart Mutabakatının hayata geçirilmesi. Peki, 10 Mart Mutabakatı ne? Her ne kadar zaman zaman yine farklı yorumlansa da 10 Mart Mutabakatı çok açık bir mutabakat. Bu mutabakat demokratik bir Suriye'nin belgesi. İşte bugün de test alanı olarak Halep çıkıyor karşımıza. 10 Mart Mutabakatı çoğulcu, demokratik, eşitlikçi bir Suriye hedefinin belgesi. Suriye yalnızca Sünni Arapların ülkesi değil. Suriye Sünni Arapların olduğu kadar, Arap ve Sünni olmayan Kürtlerin, Hıristiyanların, Dürzilerin, Alevilerin, Türkmenlerin, Çerkeslerin de yurdu. Suriyelilerin de yurdu. Onurlu ve eşit bireyler olarak kendi yurtlarında özgürce yaşamalı insanlar. Bize düşen bunun zeminini oluşturmak, bize düşen 13 yıldır çok büyük acılar çekmiş bir toplumun yeniden acı çekmemesi için elimizden geleni diyalog ve müzakere yoluyla yapmaktır" ifadelerini kullandı.
'ÖCALAN ÖNERİLERİNİ DOĞRUDAN İLETSİN'
Kürt ulusal demokratik hareketi önderi Abdullah Öcalan'ın özgür iletişim koşullarının oluşturulması gerektiğini vurgulayan Doğan, "Şimdi bölgedeki önemli gelişmelerle ilgili sayın Öcalan'ın önerileri var. Bu önerileri yapılan ziyarette bizzat komisyona da aktardığına dair tartışmalar yürüdü. Bunlar eksik de olsa, bir özet halinde de olsa komisyon tutanaklarına da geçti. Şimdi değilse ne zaman? Çünkü orada yaşanan gelişmelerin buraya etkisinin olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Daha önce yine tecrübe edildi bu gerçekler. Açın yine yolu, Öcalan doğrudan temas kursun ve önerilerini doğrudan iletsin" dedi.
'HERKESİ SURİYE İÇİN HIZLICA SORUMLULUK ÜSTLENMEYE DAVET EDİYORUZ'
Doğan, şöyle devam etti: "Yine Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, SDG adına Mazlum Abdi görüşmek istediklerini, kendilerinin de böyle bir talebi olduğunu ifade etmişti. DEM Parti olarak bu tarihsel kavşakta, bu kadar önemli bir eşiğin kalbinde hatırlatmayı çok önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çatışmayla, savaşla, saldırıyla, kuşatmayla yol alma mümkün değil. O yüzden tüm garantör ülkeler orada yaşayan halkların yaşam hakkını şu anda güvence altına almalı. Bunun için çalışmalı. Bunun için çaba ortaya koymalı. Demokratik bir Suriye için, herkesin özgür ve eşit bir şekilde nefes aldığı bir Suriye için. Yineliyorum. Suriye orada yaşayan tüm halklara ve inanç gruplarına ev sahipliği yapıyor ve onlara aittir. Suriye Suriyelilerindir ve Suriyeliler homojen değildir. Bu çeşitlilik dolayısıyla zaten Suriye çok önemli bir yer. Halep bu çeşitliliğin en önemli simge şehirlerinden biridir. Tarihte hep böyle olageldi. O halde bu simgeye uygun davranılmalı. Garantör ülkeler de buna uygun davranmalı. Herkesi bir an önce bu çatışmalarının sonlandırılabilmesi, diyalog kanallarının açılabilmesi ve demokratik bir Suriye için hızlıca sorumluluk üstlenmeye davet ediyoruz."